İstanbul’un Fatih ilçesindeki bir otelde konaklayan Böcek ailesinin dört ferdinin hayatını kaybetmesine ilişkin soruşturma derinleşirken, ölümlerin ardında “haşere ilacı” şüpheleri kuvvetle duruyor. Servet ve Çiğdem Böcek ile çocukları Kadir Muhammet (6) ve Masal’ın (3) trajik ölümü, kamuoyunda büyük yankı uyandırmış, olayın tüm boyutlarıyla aydınlatılması için adli makamlarca geniş çaplı bir soruşturma başlatılmıştı. Adli Tıp Kurumu’nun (ATK) kesin raporu beklenirken, ilk tespitler ve tanık ifadeleri, ailenin kaldığı otelde gerçekleştirilen haşere ilaçlama işleminin ölümcül sonuçlara yol açmış olabileceği ihtimalini güçlendirdi.
Savcılık tarafından yapılan detaylı incelemelerde, otelin 11 Kasım günü saat 17.00 sıralarında haşere ilaçlamasına tabi tutulduğu belirlendi. Olayın kritik bir noktası ise anne Çiğdem Böcek’in, yaşamını yitirmeden önce verdiği ilk ifadesinde, otelden aynı gün saat 16.00’da, yani ilaçlamadan yaklaşık 1 saat önce ayrıldıklarını belirtmiş olmasıydı. Bu ifade, ailenin ilaçlama yapılan alandan tamamen uzaklaşıp uzaklaşmadığı ya da ilaçlamanın etkilerinin otele nasıl sızdığı sorularını gündeme getirdi. Aile, o gece şiddetli bir rahatsızlık geçirerek hastaneye kaldırılmış, ancak ne yazık ki tüm müdahalelere rağmen kurtarılamamıştı.
Soruşturma dosyasına giren bilgilere göre, ilaçlama sırasında iki farklı kimyasal ürün kullanıldığı tespit edildi. ‘ROK’ ve ‘Filit’ adını taşıyan bu ilaçlar, literatürde ‘piretroid’ grubu böcek ilaçları olarak sınıflandırılıyor. Genellikle ev ve işyerlerinde kullanıma yönelik olarak üretilen ve piyasada kolayca temin edilebilen bu tür ilaçlar hakkında Hürriyet gazetesine görüş veren Dr. Nedim Uzun, yoğun solunum yoluyla maruz kalma durumunda, nadir de olsa öldürücü olabileceklerini ifade etti. Bu durum, ilaçların potansiyel tehlikesine dikkat çeken önemli bir ayrıntı olarak kayıtlara geçti.
Oteli ilaçlayan DSS adlı firmanın internet sitesinde yer alan müşteri memnuniyeti fotoğraflarında, tahtakurusu ve diğer haşerelere karşı kullanılan toz halinde başka bir maddenin de görüntülerine rastlandı. Uzmanlar, bu toz maddenin neme ve suya karşı aşırı duyarlı olduğunu, su ve nemle temas ettiğinde ‘fosfin’ gazını harekete geçirme potansiyeli taşıdığını belirtti. Fosfin gazının, ilaçlanan bölgelere yayılarak haşereleri zehirlediği biliniyor. Bu ihtimal, ailenin maruz kaldığı zehirlenmenin şiddeti ve ölümcül etkileri açısından ciddi bir risk faktörü olarak değerlendiriliyor. Otelin ilaçlanmasında kullanılan kimyasal madde örnekleri ve kutularının, ATK Kimya İhtisas Dairesince titizlikle incelenmeye devam ettiği bilgisi de paylaşıldı.
Zehirlenme belirtileri gösteren aileyi otelden hastaneye götüren taksicinin ifadesi, olayın vahametini gözler önüne serdi. Taksici, araçta çocukların şiddetli bir şekilde kustuğunu, hatta neredeyse “kan kusar” hale geldiklerini aktardı. Servet Böcek’in o anlarda kendisine “Lütfen en yakın hastaneye bizi götür. Daha önce İstanbul’a geldiğimde de kolum kırılmıştı” dediğini anlatan taksicinin ifadesi, ailenin yaşadığı çaresizliği ve acil yardım arayışını ortaya koydu. Ailenin zehirlendikten sonra taksiyle hastaneye gidiş anlarına ait güvenlik kamerası görüntülerinin de soruşturma dosyasına eklendiği belirtildi.
Yürütülen soruşturma kapsamında şu ana kadar 4 kişi tutuklanırken, gözaltındaki 7 kişinin emniyetteki işlemleri devam ediyor. Gözaltına alınanlar arasında ilaçlama şirketinin sahibi Z.K.’nın oğlu S.K. ve otel sahibi H.O.’nun sabıkalı olduğu belirlendi. Soruşturmanın en çarpıcı detaylarından biri ise, söz konusu ilaçlama şirketinin gerekli faaliyet lisansına sahip olmamasıydı.
Şirket çalışanı D.C., ifadesinde geçtiğimiz Ağustos ayında da aynı oteli ilaçladığını, olay günü ise 101 numaralı odayı ‘Alfasc’ ve ‘Cypermetrin’ adlı ilaçlarla ilaçladığını ve koku sızmalarını önlemek amacıyla kapıları bantladığını anlattı. İlaçlama şirketinin sahibi Z.K. ise 6 yıldır faaliyet gösterdiğini belirterek, “Herhangi bir eğitim sertifikam yok. İlaçları nereden aldığımı hatırlamıyorum. Şirketimin kusuru yok” şeklindeki savunmasıyla dikkat çekti. Bu durum, lisanssız ve belgesiz bir şekilde yürütülen bir faaliyetin potansiyel risklerini ve denetim eksikliğinin olası sonuçlarını bir kez daha gündeme getirdi. Soruşturma, ailenin ölümüne sebep olan tüm ihmallerin ve yasa dışı faaliyetlerin aydınlatılması amacıyla çok yönlü olarak sürdürülüyor.
Bakan Yerlikaya Meclis’E Seslendi Çocuk Suçları Cezaları Gözden Geçirilmeli