Doğrudan demokrasinin küresel ölçekteki en belirgin temsilcilerinden İsviçre, 12 Mayıs Pazar günü gerçekleştirdiği ulusal referandumlarla iki kritik toplumsal ve ekonomik teklifi oyladı. Ülke seçmenleri, zenginlerden alınması planlanan yeni bir servet vergisi önerisini ve tüm gençler için cinsiyet fark etmeksizin zorunlu hizmetin getirilmesini öngören teklifi büyük bir çoğunlukla reddetti. Bu sonuçlar, İsviçre halkının mevcut ekonomik ve sosyal yapının korunmasına yönelik güçlü iradesini bir kez daha ortaya koydu.
Referandumda ele alınan ilk önemli madde, Genç Sosyalistler tarafından sunulan ve ülke ekonomisini derinden etkileyeceği düşünülen bir servet vergisi teklifiydi. Bu öneri, değeri 50 milyon İsviçre Frangı (yaklaşık 53,6 milyon Euro) veya üzerinde olan varlıklar için yüzde 50’lik bir veraset vergisi uygulanmasını hedefliyordu. Teklifin kabul edilmesi durumunda elde edilecek gelirin, “iklim kriziyle mücadele için sosyal açıdan adil önlemlere” aktarılması planlanmaktaydı. Ancak, İsviçre hükümeti ve parlamentosu, söz konusu öneriye başından beri karşı çıktı. Hükümet yetkilileri, teklifin getireceği maliyetlerin çok yüksek olacağını ve ülke ekonomisi üzerinde ciddi bir tehdit oluşturacağını vurgulamıştı.
Seçmenler de hükümetin bu görüşüne katılarak, servet vergisi düzenlemesine ezici bir çoğunlukla “hayır” oyu verdi. Bu sonuç, İsviçre’nin mali politikalarında köklü değişiklikler yerine mevcut ekonomik yapısını ve yatırım dostu iklimini koruma eğilimini bir kez daha teyit etti. Yüksek vergilendirme riskinin sermaye kaçışına yol açabileceği endişesi, referandumdaki ret kararının temel motivasyonlarından biri olarak öne çıktı.
Aynı gün yapılan ayrı bir oylamada ise İsviçre seçmenleri, tüm gençler için zorunlu hizmetin getirilmesi önerisini büyük bir çoğunlukla geri çevirdi. Bu teklif, cinsiyetine bakılmaksızın her İsviçre vatandaşının orduda veya sivil bir alanda ulusal hizmet yapmasını zorunlu kılıyordu. Oylamada seçmenlerin tam yüzde 84,2’si bu plana karşı çıkarak, mevcut askeri ve sivil hizmet modellerinde herhangi bir radikal değişikliğe gidilmesine sıcak bakmadıklarını gösterdi.
Hükümet ve parlamento, bu öneriye de servet vergisi teklifinde olduğu gibi karşı durmuştu. Yetkililer, böylesine geniş kapsamlı bir zorunlu hizmet modelinin hem maliyet açısından sürdürülemez olacağını hem de mevcut savunma ve sivil hizmet sistemlerinin işleyişini olumsuz etkileyeceğini dile getirmişti. İsviçre’nin gönüllülük esasına dayalı sivil hizmet yapısı ve mevcut askeri hizmet modelleri, bu genişletilmiş zorunluluk modeline karşı çıkan önemli faktörler arasında yer aldı. Seçmenler, halihazırda işleyen ve ulusal ihtiyaçları karşılayan sistemin yeterli olduğu kanaatine vararak, ek bir zorunluluğa gerek duymadıklarını ortaya koydu.
Bu referandumlar, İsviçre’nin benzersiz doğrudan demokrasi sisteminin işleyişine dair önemli bir örnek teşkil etti. Ülke, vatandaşlarına yılda dört kez ulusal düzeyde politika yapımında doğrudan söz hakkı tanıyarak, halkın yönetime katılımını en üst düzeyde sağlıyor. Bu sistem sayesinde, kritik sosyal ve ekonomik kararlar doğrudan halkın iradesiyle şekilleniyor ve hükümetin politikaları üzerinde güçlü bir dengeleyici rol oynuyor. 12 Mayıs’taki referandum sonuçları da bu güçlü halk iradesinin somut bir yansıması olarak kayıtlara geçti.
Hazine Ve Maliye Bakanı Şimşek 2025 Büyümesini Dengeli Bularak 2026 İçin Olumlu Beklentilerini Açıkladı
Veri politikasındaki amaçlarla sınırlı ve mevzuata uygun şekilde çerez konumlandırmaktayız. Detaylar için veri politikamızı inceleyebilirsiniz.