İzmir’in Torbalı ilçesinde 24 Ekim tarihinde Muratbey Mahallesi’nde yaşanan ve ilk etapta bir cinayet-intihar vakası olarak değerlendirilen üç kişilik aile katliamının ardındaki sır perdesi, titiz bir soruşturma ve dijital delillerin ışığında aralandı. Olayda hayatını kaybeden Hatice ve Şadi Avcı çifti ile büyük oğulları Mehmet Avcı’nın, ailenin küçük oğlu Mert Avcı (31) tarafından planlı bir şekilde öldürüldüğü ortaya çıktı.
Elim hadise, Avcı ailesine ulaşamayan yakınlarının durumu emniyet güçlerine bildirmesiyle gün yüzüne çıktı. İhbar üzerine Muratbey Mahallesi 3663 Sokak’taki bir apartman dairesine gelen polis ekipleri, çilingir yardımıyla girdikleri evde Hatice Avcı, Şadi Avcı ve oğulları Mehmet Avcı’yı tabancayla vurulmuş halde kanlar içinde buldu. Yapılan kontrollerde üç kişinin de yaşamını yitirdiği tespit edildi. Olay yerindeki ilk incelemelerde, Mehmet Avcı’nın anne ve babasını öldürdükten sonra intihar ettiği yönünde bir izlenim oluştu. Ancak tecrübeli cinayet dedektifleri, Mehmet Avcı’nın cansız bedeninin duruş şekli ve olay yerindeki tabancanın konumundan şüphelenerek soruşturmanın derinleştirilmesine karar verdi.
Torbalı Cumhuriyet Başsavcılığı’nın yürüttüğü soruşturma kapsamında, olayı tüm yönleriyle aydınlatmak amacıyla İzmir İl Emniyet Müdürlüğü bünyesinde özel bir ekip oluşturuldu. Bu ekip, Cinayet Büro Amirliği ve Suç Analiz Büro Amirliği personelinin yanı sıra İstihbarat Şube Müdürlüğü, Olay Yeri İnceleme Şube Müdürlüğü, İzmir Kriminal Bölge Müdürlüğü ve Torbalı İlçe Emniyet Müdürlüğü birimlerinden alınan destekle geniş çaplı bir çalışma başlattı. Soruşturma, aile bireylerinin tüm iletişim kayıtlarını, sosyal medya faaliyetlerini ve temaslarını detaylı bir şekilde inceledi.
Delillerin toplanması aşamasında, olay yerinde bulunan tabancanın üzerindeki parmak izlerinin titizlikle silindiği tespit edildi. Bu durum, olayın bir intihardan ziyade, delilleri karartmaya yönelik profesyonel bir çaba olduğunu gösteriyordu. Araştırmaların derinleşmesiyle ailenin küçük oğlu Mert Avcı’nın tavırları ve olay öncesi/sonrası hareketleri mercek altına alındı. Polis ekipleri, Mert Avcı’nın İzmir merkezde eşiyle yaşadığı konut, dönem dönem kaldığı diğer ikametgahlar ve ailesine ait kullandığı tüm araçlar üzerinde detaylı teknik incelemeler yaparak kapsamlı deliller topladı.
Cinayet büro dedektifleri, olayın yaşandığı bölgedeki 20’ye yakın Plaka Tanıma Sistemi (PTS) ve 60’a yakın güvenlik kamerasına ait toplamda 1.200 saati aşkın görüntüyü büyük bir titizlikle analiz etti. Bu detaylı incelemeler ve elde edilen diğer deliller, Asayiş Daire Başkanlığı koordinasyonunda İzmir Kriminal Bölge Başkanlığı’nca oluşturulan özel bir ekiple değerlendirildi. Olayın en kritik dönüm noktalarından biri ise, apartmanda yaşayan komşuların ifadeleri oldu. Bir komşunun olay saatlerinde şiddetli bir ses duyduğunu ve bu durumdan şüphelendiğini belirtmesi üzerine araştırmalar bu yönde yoğunlaştırıldı. Komşunun bebeğine izlettiği bir videonun zaman damgası sayesinde sesin duyulduğu kesin saat aralığı tespit edildi.
Kamera kayıtları, bu zaman dilimiyle eşleştirildiğinde çarpıcı gerçekler ortaya çıktı: Şüpheli Mert Avcı’nın 24 Ekim günü saat 12.00’de otomobiliyle eve geldiği ve binaya girdiği, ardından ise saat 14.50’de evden ayrıldığı kameralar aracılığıyla net bir şekilde belirlendi.
Soruşturma derinleştikçe, Mert Avcı’nın cinayetleri gizlemeye yönelik planlı hareketleri de gün yüzüne çıktı. Avcı’nın olay günü akrabalarını arayarak ailesine ulaşamadığını söylediği, çilingirle eve girildiğinde cesetlerle karşılaşıldığında ise şaşkın ve üzgün bir tavır sergilediği tespit edildi. İzmir Siber Suçlarla Mücadele Şube Müdürlüğü ile birlikte yürütülen dijital materyal incelemelerinde, şüphelinin cep telefonu arama geçmişinde “tabanca ses desibel seviyeleri” ile ilgili araştırmalar yaptığı saptandı. Bu bulgu, Mert Avcı’nın cinayetleri işlerken çıkabilecek sesleri dahi hesapladığını, olayı en ince detayına kadar planladığını ve kasten yanıltıcı deliller üreterek cinayeti intihar süsüyle örtmeye çalıştığını gösterdi.
Tüm delillerin ışığında, Mert Avcı’nın olaydan önce kolonya, pamuk ve eldiven gibi malzemeler temin ettiği, cinayetleri ağabeyi Mehmet Avcı’nın işleyip intihar ettiği şeklinde bir senaryo kurgulamaya çalıştığı anlaşıldı. Dedektifler, ilk başta intihar ettiği düşünülen Mehmet Avcı’nın bulunduğu odanın düzeni ve cansız bedeninin pozisyonundan da şüphelenmişti. Yapılan detaylı araştırmalar sonucunda, Mert Avcı’nın eve giderek önce evde yalnız bulunan annesi Hatice Avcı’yı bir odada, ardından eve çağırdığı babası Şadi Avcı’yı farklı bir odada ve son olarak eve gelen ağabeyi Mehmet Avcı’yı salonunda öldürdüğü belirlendi. Cinayetlerin ardından şüphelinin, ağabeyinin bu cinayetleri işleyip intihar ettiği izlenimini yaratmak amacıyla Mehmet Avcı’nın bulunduğu odayı düzenleyerek olay yerinden ayrıldığı tespit edildi.
Emniyet güçleri, Mert Avcı ile birlikte eşi S.A. (31) ve kayınbiraderi T.B. (28)’yi de gözaltına aldı. Emniyetteki işlemlerinin ardından adliyeye sevk edilen şüphelilerden Mert Avcı tutuklanırken, eşi ve kayınbiraderi serbest bırakıldı. Maddi sıkıntılar nedeniyle mirasa tek başına sahip olma arzusuyla anne, baba ve ağabeyini öldürdüğü değerlendirilen Mert Avcı, emniyetteki ifadesinde, borçları olduğunu ancak ödediğini savunarak, “Cinayetleri ben işlemedim, masumum” beyanında bulundu.
Mert Avcı’nın çevresi tarafından “efendi, sakin ve akıllı” biri olarak tanımlanması dikkat çekerken, derinlemesine yapılan araştırmalar farklı bir tabloyu ortaya koydu. Avcı’nın internet üzerinden oyun karakterleri alım satımı yaptığı ve ciddi miktarda borç batağında olduğu öğrenildi. Hatta annesi Hatice Avcı’nın daha önce oğlunun borçlarını ödemek amacıyla dairelerinden birini sattığı belirtildi. Ölen annenin, bu daire dışında 4 dairesinin daha bulunduğu ve çok sayıda araziye sahip olduğu bilgisi de soruşturma dosyasına yansıdı.
Arazi Tartışmasında Kardeşini Öldüren Zanlı Dizi Seti Olarak Kullanılan Dağ Evinde Yakalandı
Veri politikasındaki amaçlarla sınırlı ve mevzuata uygun şekilde çerez konumlandırmaktayız. Detaylar için veri politikamızı inceleyebilirsiniz.