Kanal D ekranlarında gündeme gelen ve kamuoyunun yakından takip ettiği bir olayın perde arkasında yaşananlar, gazeteci Reyhan Tunaboylu tarafından detaylarıyla açıklandı. Anne Güllü’nün vefatı sonrası oğulları Tuğyan ve Tuğberk ile kızı Sultan Nur’un sergilediği davranışların, ekran önü ile kamera arkasında büyük farklılıklar gösterdiği iddia edildi. Özellikle Tuğberk’in olayları koordine etme çabası ve Tuğyan’ın agresif tavırları, röportaj süreçlerindeki gerilimi gözler önüne serdi.
Tunaboylu, olayın ilk anından itibaren titiz bir çalışma yürüttüklerini belirterek, konunun ana karakterleri olan Tuğyan, Tuğberk ve Sultan Nur ile doğrudan temas kurarak sürece dahil olduğunu ifade etti. Yapımcı Hülya Sepken ve ekiple yapılan görüşmeler sonucunda Yalova’ya gitme kararı alındığını aktaran Tunaboylu, ailenin kendi yayıncılık kalitelerini ve tarafsız yaklaşımlarını göz önünde bulundurarak sadece kendileriyle konuşmayı tercih ettiğini dile getirdi.
Tunaboylu, başlarda Tuğberk’in olayın seyrini büyük ölçüde yönlendirdiğini, ilk görüşmelerden röportaj günü, yeri, saati gibi tüm taleplerin ve iletişimin onun üzerinden sağlandığını vurguladı. Evde çekilmesi istenen ya da istenmeyen bölgelerin dahi Tuğberk tarafından belirlendiğini sözlerine ekledi. Bu durum, gazetecinin Tuğberk’in şüpheli olduğuna dair inancını pekiştirdi.
Tuğberk’in canlı yayında, “Ne olur acımızı yaşamamıza müsaade edin” şeklindeki yakarışının, tüm ekip tarafından saygıyla karşılandığını ve onun acısını hissetmeye çalıştıklarını anlatan Tunaboylu, annesinin doğum gününde yayına bağlanan birine sorulacak her sorunun kifayetsiz kalacağını belirtti. Ancak, bu tablo kamera arkasında tamamen değişmekteydi. Tunaboylu, “Ekran önünde gördüğünüz o duygusal, anneye bağlı, konuşmakta bile güçlük çeken Tuğberk, birebir görüşme anlarında hiç öyle bir profil değil” ifadelerini kullandı. Bu çelişkili durum, ekibin dikkatini çekti.
Reyhan Tunaboylu, Tuğberk’in kamera arkasında ciddi baskın, acısını hiç hissettirmeyen, bütün olayı koordine eden bir kişilik sergilediğini gözlemlediğini söyledi. Tuğberk’in evden ayrılırken dahi, “Reyhan abla, sana polislerin olay inceleme görüntülerini atacağız. İzleyin, bakın yerlerin kaygan olduğuna onlar da inanıyor” diyerek olayın bir kaza olduğu yönünde görsel materyallerle ekibi ikna etmeye çalıştığını dile getirdi. Bu tavır, olayın gerçek doğasına dair şüpheleri artırdı.
Gelinen noktada, Tunaboylu’nun anlatımlarına göre, durum oldukça netleşmişti: “Ekran önüne geldikleri zaman Tuğyan ve Tuğberk, ağlamaktan konuşamayan iki acılı evlat; kameralar kapanıyor, arkamızı dönüyoruz, ciddi anlamda etrafa hükmeden, olayın yönünü çeviren, ağzı bozuk, çok sertleşebilen yapılara sahip iki kardeş bunlar.” Bu keskin dönüşüm, olayın derinliklerine inildiğinde karşılaşılan en çarpıcı gerçeklerden biriydi.
Tuğberk’in bir noktaya kadar olayı yönettiğini ancak belli bir sürenin ardından ifşalar, mesajlar ve ses kayıtları gibi yeni delillerin ortaya çıkmasıyla kontrolü kaybettiğini ifade eden Tunaboylu, bu durumun Tuğberk’in “kendini yok etmesine” yol açtığını, çünkü bu durumdan çıkış yolu olmadığını fark ettiğini belirtti. Gazeteci Tunaboylu, Güllü’nün oğluyla ilgili KADES’e yaptığı şikâyetin ilk olarak kendi programları tarafından duyurulduğunu ve bu bilginin aile tarafından inkâr edilemediğini de ekledi. Bu konuyu Tuğyan ile yaptığı röportajda doğrudan gündeme getirdiğini de hatırlattı.
Hikâyenin en silik karakteri olarak tanımlanan Sultan Nur’a ulaşmanın zorluklarını anlatan Tunaboylu, avukatlardan, Tuğberk’ten ve Tuğyan’dan defalarca Sultan’ın telefon numarasını istediğini ancak buna asla izin verilmediğini belirtti. Sultan’ın ifadesinde telefon numarasını gördükten sonra hemen aradığını söyleyen Tunaboylu, Sultan’ın ilk başta çok ürkek konuştuğunu ve konuşmak istemediğini dile getirdi. Ancak ısrarlı aramalarının ardından bir gece kendisini arayan Sultan’ın, “Konuşmaya karar verdim ama bana Tuğyan ve Tuğberk’in izin vermesi lazım. Siz eğer onlardan izin alırsanız, ben bir kez konuşacağım ve size konuşacağım” dediğini aktardı.
Bunun üzerine Tuğberk ile iletişime geçtiğini ve izin aldığını belirten Tunaboylu, Tuğberk ile aralarında bir tartışma yaşandığını da anlattı. Tunaboylu, “18 yaşın üzerinde, üniversite eğitimi alan bir kız Sultan, senin ailenin içinde biri değil. Senin onunla röportaj yapmam konusunda nasıl bir müdahalen olabilir? O kendi hür iradesiyle röportaj yapmak istiyor. Sen neden bunu engelliyorsun?” şeklinde tepki gösterdiğini, Tuğberk’in ise “Ben engellemiyorum ama şu an hiç kimsenin psikolojisi yerinde değil” yanıtını verdiğini ifade etti.
Röportaj günü, Tuğyan, Sultan ve Sultan’ın babasının yanı sıra tanınmayan birkaç kişinin daha evde bulunduğunu belirten Tunaboylu, eve girildiğinde hissedilen tedirginliği dile getirdi. Röportaja başlamak üzereyken Tuğberk’in kendisini aradığını ve “Eve gelmişsin, soruları da göndermişsin ama bak sadece beş soru” diyerek kısıtlamalar getirdiğini anlattı. O an Tuğberk’in kendilerini kameralardan izlediğini bilmediğini ifade eden Tunaboylu, Tuğberk’in telefonundan sonra kız kardeşinin bilgi verdiğini düşündüğünü belirtti. Güllü’nün odasında yapmak istediği röportaja izin verilmediğini ve yerine siyah bir koltuğun gösterildiğini ekledi.
Röportaj sırasında Tuğyan’ın aşırı gergin olduğunu ve sürekli telefon trafiği içinde bulunduğunu anlatan Tunaboylu, Sultan’ın da bakışlarını Tuğyan’dan alamadığı için rahat olmadığını gözlemledi. Tunaboylu, “Benim o gün gördüğüm; o güne kadar acılı, konuşmakta bile güçlük çeken anne acısıyla yanıp tutuşan Tuğyan profilinin olmadığıydı. Çok agresif, sürekli küfreden biri olduğunu gördüm” şeklinde konuştu. Tuğyan’ın ortamda terör estiren tavırları nedeniyle Sultan’ın konuşamaz halde olduğunu belirtti.
Tuğberk’in kendisini tekrar aradığını ve “Reyhan Abla hemen başlayın”, “Beş sorunun dışına çıkmayın” diyerek uyardığını söyleyen Tunaboylu, bu gerilimin kendisini rahatsız ettiğini dile getirdi. Sultan’ın hipnozda gibi Tuğyan’dan gözlerini alamadığını belirtti. İlk sorulara ürkek cevaplar veren Sultan konuşmak isterken, Tuğyan’ın telefonda küfürlü konuşmalarla sürekli kavga etmeye devam ettiğini gözlemledi. İstihbarat şefi İsmail Navruz, Tuğyan’ı kısa süreliğine mutfağa götürdüğünde, Tunaboylu hemen Sultan’a “O gece aslında ne yaşandı?” sorusunu sorduğunu aktardı. Tam o anda telefonunun çaldığını ve arayanın Tuğberk olduğunu belirten Tunaboylu, Tuğberk’in kendisine “Bu soruya girme” dediğini ifade etti. Bu durum karşısında şaşırdığını, etrafına baktığını ancak Tuğberk’in orada olmadığını fark ettiğini söyledi. “O an kameralarla bizi izlediğini fark ettim” diyen Tunaboylu, Tuğberk’in hemen röportajı kesmesini ve soruların dışına çıktıklarını belirterek baskı yaptığını sözlerine ekledi.
Eski Ak Parti Milletvekili Hüseyin Kocabıyık’a Cumhurbaşkanına Hakaretten 2 Yıl 5 Ay Hapis Cezası
Veri politikasındaki amaçlarla sınırlı ve mevzuata uygun şekilde çerez konumlandırmaktayız. Detaylar için veri politikamızı inceleyebilirsiniz.