Türkiye Büyük Millet Meclisi (TBMM) Engelli Bireylerin Sorunlarını Araştırma Komisyonu, AK Parti İzmir Milletvekili Mehmet Muharrem Kasapoğlu başkanlığında kritik bir toplantı gerçekleştirdi. Toplantının açılışında konuşan Komisyon Başkanı Kasapoğlu, engelli bireylerin istihdamının yalnızca bir iş bulma meselesi olmanın ötesinde, onların bağımsız bir yaşam kurmaları, gelir elde etmeleri, sosyal hayata katılmaları ve özgüvenlerini pekiştirmeleri için hayati bir öneme sahip olduğunu vurguladı.
Kasapoğlu, komisyonun geçici statüsü nedeniyle zamanın hızla ilerlediğine dikkat çekerek, her alana temas etme ve ilgili kişi ile kurumları dinleme gayreti içinde olduklarını belirtti. Engelli bireyler için istihdamın kapsamlı bir anlam taşıdığını ifade eden Kasapoğlu, “Engelli bireyler için istihdam konusu sadece iş bulma konusu değil, bu bir bağımsız yaşam, bir gelir, bir sosyal hayat, özgüven ve hayatın en merkezinde olma duygusu. Hepsi birden bu başlığın içerisindedir,” dedi. Bir gencin sabah evden ‘İşe gidiyorum’ diyerek çıkıp akşam ‘Bugün de ürettim’ diyerek dönmesinin, en güçlü sosyal politikalardan biri olduğunu dile getirdi.
Komisyon olarak, sosyal yardım mekanizmaları ve bakım desteklerinin ötesinde, daha bütüncül politikalarla süreci yukarılara taşıma inancında olduklarını belirten Kasapoğlu, kamu tarafından atılan engelli memur istihdamı, E-KPSS sistemi ve kota uygulamalarının kıymetli olduğunu aktardı. Ancak, geliştirilmesi gereken yönler bulunduğunu da sözlerine ekleyerek, çalışma hayatının yükünü sadece kamunun taşımaması gerektiğini, özel sektörün üretim ve rekabet gücünün göz ardı edilmemesi gerektiğini vurguladı.
Toplantıda Türkiye Odalar ve Borsalar Birliği (TOBB) Genel Sekreter Yardımcısı Cengiz Delibaş, engellilere yönelik mevcut istihdam mevzuatındaki zorluklara dair önemli bir sunum yaptı. Delibaş, Türk mevzuatında yer alan %3’lük engelli istihdam kotasının, iş yerlerinin tehlike sınıflarına göre ayrım gözetmemesinin ciddi sorunlara yol açtığını ifade etti.
Delibaş, konuyu şu sözlerle detaylandırdı: “Mevzuatımıza baktığımızda yüzde 3 kotamız var fakat bu kotada iş yerlerini hiç ayırmamışız. Çok tehlikeli iş yerleri veya az tehlikeli iş yerleri, hepsi aynı kotada.” Özellikle madenler, inşaat ve tehlikeli kimyasalların üretildiği gibi yüksek riskli sektörlerde bu kotayı doldurmanın iş sağlığı ve güvenliği açısından imkansız hale geldiğini belirtti. İş güvenliği uzmanlarının son zamanlarda bu tür iş yerlerinde engelli bireylerin istihdamına olumsuz raporlar verdiğini ve sorumluluk almaktan çekindiklerini dile getiren Delibaş, her iş yerine %3 engelli çalıştırma zorunluluğu getirmenin gerçekçi olmadığını vurguladı. Bu nedenle, mevzuatta gerekli düzenlemelerin yapılarak, şirketlerin sosyal sorumluluklarını yerine getirmeleri için kolaylaştırıcı ve alternatif yöntemlerin bulunması gerektiğini savundu.
INAN Derneği Yönetim Kurulu Başkanı Bahar Taşkın Özer ise engelli gençlerin ilham almasının ve fırsatlara erişebileceğini bilmelerinin kritik önem taşıdığını ifade etti. Ortak akılla firmalara yardımcı olduklarını aktaran Özer, engelli bireylerin kendi adlarına talepte bulunabilmesinin de çok değerli olduğunu belirtti. Bu bağlamda, başarılı engelli bireylerin hikayelerini ön plana çıkararak ilham vermelerini sağlamanın derneğin temel hedeflerinden biri olduğunu söyledi.
Özer, konuşmasında bazı ilham verici örnekleri paylaştı: “Zülal ise buradaki herkesin bildiği bir isim, yine, çok değerli ve onu da göstermeye, anlatmasına vesile oluyoruz. Yarın yapacağımız bir başka etkinlikte Kübra Denizci Keskin arkadaşımız var, engelli ralli pilotu, dünyada ilk ve tek kadın. O da 16 yaşında bir felç geçiriyor. Onun arkasından aslında sadece bulunduğu şehirde okuyabileceği için psikolog olmak isterken işletme okuyor, üzerine MBA yapıyor, sonra devam ediyor, bir de psikolog oluyor ve bir hayali olan ralli pilotluğunu hayata geçiriyor.” Bu örneklerin herkese ilham verdiğini belirten Özer, medyanın gücünü kullanarak YouTube’da “Sesi Açıyoruz” adında bir program aracılığıyla bu tür engelli bireyleri konuk ettiklerini ve hikayelerini geniş kitlelere ulaştırdıklarını dile getirdi.
Bahar Taşkın Özer, engelli bireylerin istihdamında karşılaşılan diğer engeller ve çözüm önerileri üzerine de konuştu. En büyük sorunlardan birinin maliyet olduğunu, özellikle fiziksel engelliler için iş yerlerini dönüştürmenin yüksek maliyetler gerektirdiğini aktardı. Bu konuda devlet teşviklerinin düşünülebileceğini veya işe fiziksel olarak gelmeyi gerektirmeyen süreçlerin artırılabileceğini öne sürdü.
Nitelikli eleman sıkıntısına da değinen Özer, üniversitelerin erişilebilir olmasının çok büyük bir önem taşıdığını belirtti. Engelli bireylerin genellikle ailelerinden destek alma ihtiyacı nedeniyle şehir dışında eğitim görmelerinin veya her bölümde okumalarının kısıtlı olduğunu ifade etti. Bu durumun kalifiye eleman sayısını düşürdüğünü ve dolayısıyla işe yerleştirme fırsatlarını azalttığını vurguladı. Özer, eğitim konusunun sadece üniversite eğitimiyle sınırlı kalmaması gerektiğini, mesleki yeterlilik kazandırmaya yönelik programların ve iş yerlerine üniversite zorunluluğu olmadan da kişilerin alınmasını sağlayacak yöntemlerin hızlı ve etkili çözümler sunabileceğini belirtti.
Bakırköyde ‘Ay Grubu’na Yönelik İddianame Tamamlandı 65 Şüpheli Hakkında Dava Açıldı
Veri politikasındaki amaçlarla sınırlı ve mevzuata uygun şekilde çerez konumlandırmaktayız. Detaylar için veri politikamızı inceleyebilirsiniz.