Türkiye Büyük Millet Meclisi Milli Dayanışma Kardeşlik ve Demokrasi Komisyonu ülkenin huzur ve bütünlüğüne yönelik hayati öneme sahip Terörsüz Türkiye sürecinin ilerleyişine ilişkin on ikinci toplantısını dün gerçekleştirdi. Bu kritik oturumda Türkiye’nin önde gelen araştırma ve düşünce kuruluşlarının temsilcileri süreçle ilgili kapsamlı değerlendirmelerini ve sahadan edindikleri değerli bulguları Komisyon üyeleriyle paylaştı. Toplantı farklı perspektiflerden sunulan görüşlerle barış ve çözüm arayışlarına yeni bir boyut kazandırdı ulusal mutabakat zemininin güçlendirilmesine önemli katkılar sağladı.
Komisyonun dinleme oturumuna geniş bir yelpazeden uzman ve yönetici katılımı sağlandı. Siyaset Ekonomi ve Toplum Araştırmaları Vakfı (SETA) Dicle Toplumsal Araştırmalar Merkezi (DİTAM) Rawest Araştırma Kürt Çalışmaları Merkezi Ekopolitik Kültür Eğitim ve Araştırma Vakfı (EKEAV) Ankara Enstitüsü Sosyo-Politik Saha Araştırmaları Merkezi (SAHAM) Türkiye Ekonomi Politikaları Araştırma Vakfı (TEPAV) Ortadoğu Araştırmaları Merkezi (ORSAM) ve GENAR Araştırma gibi köklü ve saygın kurumların yöneticileri sunumlarını gerçekleştirdi. Bu sunumlar Terörsüz Türkiye vizyonunun sosyo-ekonomik politik ve kültürel boyutlarını derinlemesine analiz ederek sürecin çok yönlü karakterini ortaya koydu.
SETA Direktörü Prof. Dr. Murat Yeşiltaş yaptığı sunumda Türkiye’nin önünde stratejik bir fırsat penceresinin açıldığını özellikle vurguladı. Yeşiltaş bu tarihi anın en iyi şekilde değerlendirilmesi gerektiğini ifade ederek toplumun süreci tam anlamıyla içselleştirmesi ve bu sürece güçlü bir güven duyması için kalıcı bir mimarinin oluşturulmasının zorunlu olduğunu belirtti. Ayrıca devletin kurumsal kapasitesinin geçmiş dönemlere kıyasla çok daha güçlü bir konumda olduğunu ve bu durumun gelecekteki çözüm süreçlerine olumlu yansıyacağını dile getirerek devletin bu alandaki kararlılığının altını çizdi.
DİTAM Başkanı Mesut Azizoğlu ise çözüm sürecinde ortak bir zeminde buluşmanın hayati önemine dikkat çekti. Azizoğlu Komisyonun temel görevlerinden birinin farklı kesimlerin gerekçelerini ve beklentilerini birbirine yaklaştırmak olması gerektiğini vurguladı. Sadece tek bir gerekçe üzerinden çözüm aramanın eksik ve yetersiz bir yaklaşım olacağını dile getirerek çok boyutlu kapsayıcı ve katılımcı bir anlayışın gerekliliğini savundu. Bu yaklaşım farklı toplumsal kesimler arasında diyalog ve uzlaşının güçlenmesine yönelik bir çağrı niteliğindeydi.
RAWEST Araştırma Direktörü Roj Esir Girasun sahadan derlediği çarpıcı verilerle Komisyona önemli katkılarda bulundu. Girasun Kürt toplumunun önemli bir kesiminin yüzde 65’inin silahlı mücadele ile hak arayışına kategorik olarak karşı çıktığını belirtti. Bu sosyolojik gerçeğin siyasi bir kazanıma dönüştürülmesi gerektiğini ifade eden Girasun Kürtlerin üçte ikisinin süreçten beklediği ilk adımın Selahattin Demirtaş’ın serbest bırakılması olduğunu açıkladı. Bu veri bölgedeki geniş toplumsal beklentilere ışık tutarak siyasi karar alıcılara önemli bir perspektif sundu.
Kürt Çalışmaları Merkezi Başkanı Reha Ruhavioğlu da Kürt toplumunda silahsızlanmaya yönelik kategorik desteğin giderek arttığını gözlemlediklerini aktardı. Ruhavioğlu Türkiye Kürtlerini özgün kılan bir hususun altını çizdi: Kürt kimliği güçlenirken aynı zamanda Türkiye’ye aidiyet duygusunun da eş zamanlı olarak pekiştiğini belirtti. Bu önemli tespit kimlik ve aidiyet kavramlarının birlikte nasıl evrildiğini birbiriyle çelişmeden nasıl güçlenebileceğini gözler önüne sererek ülkenin toplumsal dokusuna dair derin bir analiz sundu.
Kağan Özkök Yapay Zeka Destekli Sensörüyle Su Sızıntılarını Önleyerek Dünya Çapında Ödül Kazandı
Veri politikasındaki amaçlarla sınırlı ve mevzuata uygun şekilde çerez konumlandırmaktayız. Detaylar için veri politikamızı inceleyebilirsiniz.