Türkiye Büyük Millet Meclisi (TBMM) Başkanı Numan Kurtulmuş, İstanbul’da medya kuruluşlarının genel yayın yönetmenleriyle bir araya gelerek, uzun süredir gündemde olan “Terörsüz Türkiye” süreci ve bu bağlamda kurulan TBMM Milli Dayanışma Kardeşlik ve Demokrasi Komisyonu’nun çalışmalarına ilişkin önemli açıklamalarda bulundu. Kurtulmuş, sürecin geldiği aşamayı ve bundan sonra atılacak adımları detaylandırarak, terör örgütünün kendisini tasfiye ettiğinin tespit ve tescilinin sürecin en kritik noktası olduğunu vurguladı.
TBMM Başkanı Kurtulmuş, kamuoyunda merak edilen “pazarlık” iddialarına açıklık getirdi. Bu sürecin bir pazarlık olmadığını, katılımcıların kahir ekseriyetinin de bu kanaatte olduğunu ifade etti. Sürecin, İmralı’dan yapılan açıklamalar ve bu açıklamalara terör örgütünün tüm bileşenleriyle uyacağını bildirmesiyle başladığını belirten Kurtulmuş, “Devlet ile örgüt arasında herhangi bir pazarlık söz konusu değildir ve bugüne kadar da olmamıştır” ifadelerini kullandı. Örgütün federasyon talebi, ayrıcalık tesis edilmesi veya Türkçe dışında bir dilin resmi dil olması gibi maksimalist taleplerle gündeme gelmediği biliniyordu. Dolayısıyla Kurtulmuş, bu durumun devletin terörsüz bir Türkiye kurma iradesiyle terör örgütünün kendisini feshetme sürecine ilişkin adımlar atmaya başlamasıyla ilişkilendirilebileceğini aktardı. Henüz adımların tamamlandığını söylemek için erken olduğunu vurgulayan Kurtulmuş, özellikle 26 Ekim’de yapılan ve Türkiye sınırları içinde terör faaliyeti yapılmayacağını bildiren açıklamayla konunun yeni bir aşamaya ulaştığını kaydetti.
Numan Kurtulmuş, terörün Türkiye’ye yüklediği ağır ekonomik maliyete de değindi. 2013 yılında bazı akademisyenlerle yapılan bir çalışmayı hatırlatan Kurtulmuş, o dönemdeki maliyetin alternatifleriyle birlikte 1,3 trilyon Dolar olduğunu belirtti. Bu rakamın güncellenmesi gerektiğini ifade eden Kurtulmuş, şahsi kanaatinin bu maliyetin en az iki katına çıktığı yönünde olduğunu söyledi. Toplantıya katılan herkesin, Türkiye’nin bu denli ağır bir maliyeti ödememesi konusunda ortak bir anlayışa sahip olduğunu dile getirdi.
Numan Kurtulmuş, TBMM Milli Dayanışma Kardeşlik ve Demokrasi Komisyonu’nun çalışmalarını “Türkiye modeli” olarak nitelendirdi. Müzakereler ve parlamento dinlemeleri devam ettikçe, uzmanların ve akademisyenlerin aktardıklarına göre, Türkiye’nin dünya genelindeki çatışma çözümleri modelleriyle kıyaslandığında kısa sürede önemli bir noktaya ulaşıldığını belirtti. Komisyonun bu modelin en önemli ayaklarından biri olduğunu söyleyen Kurtulmuş, bir diğer önemli özelliğin ise toplumun bütün kesimlerinin dinlenmiş olması olduğunu kaydetti. Devlet yetkilileri, bakanlar ve Milli İstihbarat Teşkilatı (MİT) Başkanının komisyona gelerek sunumlar yaptığını, önümüzdeki süreçte de İçişleri Bakanı, Milli Savunma Bakanı ve MİT Başkanının yeniden gelerek gelişmeler hakkında bilgi vereceklerini ifade etti.
Komisyon çalışmalarının toparlanma sürecine girildiğini belirten Numan Kurtulmuş, bundan sonraki adımın, sürecin buraya kadar gelmesini sağlayan en önemli husus olan örgütün silahları bırakma ve kendisini tasfiye etme ilanının tespit ve tescili olduğunu vurguladı. Kurtulmuş, “Örgütün gerçekten silahları bıraktığının ve kendisini tasfiye ettiğinin tespit ve tescili bundan sonraki aşamanın en kritik noktasıdır” dedi. Milli güvenlik kurumlarının, başta Milli İstihbarat Teşkilatı ve Milli Savunma Bakanlığı unsurlarının, örgütün feshedildiğini ve sahada ciddi bir silahsızlanma sağlandığını tespit etmesinden sonra Meclis’in konunun gerektirdiği yasal düzenlemeleri gerçekleştirmesinin mümkün olabileceğini aktardı.
1 Ekim’den bu yana geçen süreç hakkında “çoğu gitti azı mı kaldı” sorusuna Numan Kurtulmuş, “Çok fazlası gitti, azı kaldı. Açık söyleyeyim. Bu sefer mutlaka başaracağız, bu sefer mutlaka kazanacağız” yanıtını verdi. Bu sürecin zorluklarının farkında olduklarını dile getiren Kurtulmuş, dışarıdan etki ajanları ve yönlendirmelerle sürecin akamete uğraması için çalışanların olduğunu bildiklerini belirtti. Ancak sonuç itibarıyla bir noktaya gelindiğini vurgulayan Kurtulmuş, Türkiye’nin bu terörsüz Türkiye meselesini gerçekleştirmek mecburiyetinde olduğunu ifade etti. Kurtulmuş, bu meselenin siyasi seçeneklerden biri olmadığını, “Türkiye için hayat memat meselesi mesabesinde olan bir zarurettir” şeklinde tanımladı. Sağıdan, soldan marjinal bazı çevrelerin karşı çıkabileceğini ancak siyasi kararlılık ve partiler arasında %95’e varan konsensüs devam ettirildiği sürece sonuç alınacağına inandığını söyledi.
Silah bırakma tescil ve tespit edildikten sonra yasal düzenleme yapılacağı yönündeki açıklamalarının ardından, bu tespitin nasıl yapılacağına dair soruyu yanıtlayan Kurtulmuş, bu görevin kendilerinin değil, ilgili birimlerin olduğunu belirtti. Esas itibarıyla Milli İstihbarat Teşkilatı ve Milli Güvenlik Kurulu’nun bu tespiti yapacağını dile getirdi. Türkiye’nin en üst güvenlik kurulu olan Milli Güvenlik Kurulu’nda bu konunun ele alınacağını ve eğer bu tespitler yapılır ve ilan edilirse önemli bir mesafe aşılmış olacağını söyledi. Yasa hazırlama sürecinin ise daha kolay olduğunu belirten Kurtulmuş, bütün partilerden temsilcilerin bir araya gelerek ortak bir alan oluşturabileceğini ve partiler anlaştıktan sonra parlamentoda birkaç gün içinde istenilen yasanın çıkarılabileceğini ifade etti. Mesele yasa hazırlığından ziyade, ondan önceki sürecin iyi olgunlaştırılması ve kamuoyunun da bu konuda hazır hale gelmesinin sağlanması olduğunu sözlerine ekledi.
Komisyondan İmralı’ya bir heyet oluşturulup gönderilmesi fikrinin komisyonda daha önce de gündeme geldiğini belirten Numan Kurtulmuş, sürecin geldiği bu hassas noktada, “Silahları bırakıyorum” diyen ve örgütü yıllardır yönlendiren kişinin ne düşündüğüyle ilgili bilgilerin DEM Parti heyeti üzerinden zaten kamuoyuna yansıtıldığını kaydetti. Ancak sürecin tamamlanması bakımından böyle bir adımın atılabileceğini de ifade eden Kurtulmuş, bu kararı verecek olanın Meclis’teki komisyon olduğunu, kendi şahsi görüşünün burada önemli olmadığını belirtti. İmralı’ya gidecek heyette kimlerin olacağı, kaç kişi olacağı gibi detayların, gitme kararı verildikten sonra şekilleneceğini söyledi. İmralı’nın bir ceza infaz kurumu olduğunu ve daha önce DEM Parti milletvekillerinin burayı birçok kez ziyaret ettiğini hatırlatarak, mevcut infaz düzenlemesi çerçevesinde böyle bir görüşmenin gerçekleşmesi durumunda yeni bir şey olmayacağını, var olan bir uygulamanın devamı niteliğinde olacağını belirtti.
Numan Kurtulmuş, başından beri dile getirdikleri gibi, şehitlerimizin ruhunu muazzep edecek, gazilerimizi rahatsız edecek hiçbir adımı atmayacaklarını ve atılmasına müsaade etmeyeceklerini vurguladı. Hiç kimsenin “ben senden daha çok vatanseverim” duygusuyla hareket etmemesi gerektiğinin altını çizdi. İkinci komisyon toplantısında yaşadığı duygusal bir anıyı paylaşan Kurtulmuş, gazi bir arkadaşın konuşmasının bir yerinde çok heyecanlandığını ve takma gözünü çıkarıp avucuna alarak, “Benim bir gözüm %30, öteki de %30 görüyor. PKK ile çatışmada benim can kardeşim kucağımda şehit oldu. Ben gözümü kaybettim, öteki gözümde de görüyorum, görmüyorum. Ama vallahi bu süreç bitsin, bir daha hiçbir kimse şehit olmasın, hiçbir gazimiz olmasın, ben sonuna kadar bütün varlığımla, benliğimle buna destek veriyorum” dediğini aktardı. Bu tablonun fevkalade önemli olduğunu ifade etti.
TBMM Komisyonu’nun bundan sonraki temel görevinin raporlama olduğunu belirten Numan Kurtulmuş, komisyonun neleri konuştuğunu, perspektifinin ne olduğunu ve Türkiye Büyük Millet Meclisi Genel Kurulu’na hangi teklifleri sunacağını içeren bir rapor hazırlayacağını söyledi. Diğer parti temsilcileriyle son görüşmelerin geçen hafta yapıldığını ve onların da hazırlıklarını tamamlayarak bu raporu ortaya koyacaklarını dile getirdi.
TBMM Genel Kurulu’na sunulacak çerçevede münfesih örgüte yönelik geçici af öngörülüp öngörülmediği sorusu üzerine Kurtulmuş, komisyon adına bir şey söyleyemeyeceğini, şahsi fikirleri olabileceğini ancak komisyonun beşte üç çoğunlukla bir yönelim içerisinde olursa bunun kendileri için baş göz üstüne olduğunu ifade etti. Mevcut yasal düzenlemelerde herhangi bir örgüt elemanının pişmanlık duyması halinde nasıl yararlanacağının belli olduğunu hatırlatan Kurtulmuş, ancak “yeni bir durumla karşı karşıya kalıyoruz” diyerek, bir örgütün kendisini feshettiğini ilan etmesi durumunda bunun gerçekten feshedilip edilmediğinin devletin güvenlik birimleri tarafından tespit ve tescil edilmesi gerektiğini vurguladı. Bu çerçevede yeni bir durumun ortaya çıkabileceğini, münfesih bir örgütle ilgili bir çerçeve olabileceğini veya farklı konuları içeren yasal düzenlemelerin olabileceğini belirtti. Bu konunun ne olacağı hususunda sadece şahsi fikirlerini söyleyebileceğini, komisyonu asla yönlendirmek istemediğini kaydetti. Öcalan’a umut hakkı tanınıp tanınmayacağı sorusuna ise “Henüz öyle bir konu Komisyon’un gündeminde yok” yanıtını verdi.
Komisyonun raporu hazırlaması için öngörülen takvime ilişkin bilgi veren Kurtulmuş, raporun hazırlanacağına ilişkin bütün partilerin bilgisi olduğunu ve bazı partilerin hazırlık yaptığını söyledi. Başlangıçta 31 Aralık’ta komisyonu bitirme tüzüğü oluşturduklarını hatırlatan Kurtulmuş, kendi zihninden geçen tarihin ekim sonu olduğunu ancak biraz gecikeceğini düşündüğünü belirtti. Numan Kurtulmuş, “Kasım sonu gibi inşallah iş şekillenmiş olur” diyerek raporun tamamlanması için bir takvim öngörüsünü paylaştı.
DEM Partisi İmralı’da Abdullah Öcalan İle Görüşme Çağrısı Yaptı
Veri politikasındaki amaçlarla sınırlı ve mevzuata uygun şekilde çerez konumlandırmaktayız. Detaylar için veri politikamızı inceleyebilirsiniz.