Ankara’nın Sincan ilçesinde bulunan Yenikent İlksan Anadolu Lisesi’nde görevli bir beden eğitimi öğretmeni, okulun kız voleybol takımının mesaj grubuna cinsel içerikli görseller gönderdiği iddiasıyla tutuklandı. 13 Kasım tarihinde meydana gelen vahim olayın ardından emniyet güçleri hızla harekete geçerek şüpheli öğretmeni gözaltına aldı.
Edinilen bilgilere göre, 52 yaşındaki beden eğitimi öğretmeni N.Ş., kız öğrencilerden oluşan voleybol takımının kullandığı dijital mesajlaşma grubuna kendi cinsel organının fotoğraflarını gönderdi. Durumun veliler tarafından fark edilmesi üzerine yetkililere derhal şikayette bulunuldu. Bu ciddi ihbar üzerine harekete geçen polis ekipleri, söz konusu öğretmeni kısa sürede yakalayarak gözaltına aldı. Olayın kamuoyuna yansımasının ardından, Milli Eğitim Bakanlığı tarafından N.Ş.’nin öğretmenlik görevine son verildiği belirtildi. Mahkemeye sevk edilen zanlı N.Ş., çıkarıldığı yargı makamlarınca tutuklanarak cezaevine gönderildi. Zanlının emniyette verdiği ilk ifadede, söz konusu fotoğrafları sevgilisine göndermeye çalıştığı ancak sehven öğrenci grubunda paylaştığını iddia ettiği öğrenildi.
Yaşanan bu menfur olay, hem öğrencileri hem de velileri derinden sarstı. Mağdur öğrencilerden birinin babası Emre Özbek, kızının yaşadığı travmayı fark etmesiyle durumdan haberdar olduğunu anlattı. Özbek, o anları şu sözlerle dile getirdi: “Kızımın odasından ağlayarak çıktığını gördüm. Annesinin yanına gitti. Ne olduğunu öğrenmeye çalıştım. Okuldaki kız voleybol takımının mesajlaştığı bir gruba beden eğitimi öğretmeninin cinsel organının fotoğrafını gönderdiğini ve cinsel istismarda bulunduğunu gördüm. Çok sinirlendim. İhbarda bulundum.”
Emre Özbek, ihbarın ardından polis merkezine gittiklerini ve okul yönetiminin de kendilerine destek olduğunu belirtti. Sabahın ilk saatlerine kadar karakolda kalarak diğer çocukların da ifadelerinin alındığını aktaran Özbek, olayın kendilerine büyük bir manevi zarar verdiğini vurguladı. Zanlı öğretmenin meslek hayatının bittiğini öğrendiklerini ifade eden Özbek, daha ağır bir ceza alması için sürecin sonuna kadar takipçisi olacaklarını kaydetti: “Böyle bir şeyin yaşanması manevi olarak bize çok zarar verdi. Bu öğretmen müsveddesinin ne yaptığını herkesin bilmesini, yetkililerin de konunun üzerine gitmesini istiyoruz. Öğretmenin görevine son verildiğini öğrendik. Meslek hayatı tamamen bitmiş. Daha da ağır ceza alması için gerekenin yapılmasını istiyoruz.”
14 yaşındaki kızının yaşadığı şok ve korkuyu anlatan Emre Özbek, kızına sarılırken bile büyük hassasiyet gösterdiğini belirterek şu ifadeleri kullandı: “Kızım o an kendini tutamadı, titreyerek ağlamaya başladı. Daha çocuk yaşta. Ne yapacağını bilemedi. Ben kızıma sarılırken bile hassas davranıyorum. Başka birisi tarafından böyle bir şeye maruz kalması onu çok yıprattı. Okulundan izin aldık. Kızıma psikolojik destek aldıracağım. Şu an tek istediğimiz zanlının en ağır cezayı alması. Sonuna kadar kızımın arkasındayım. Sonuna kadar mücadeleye devam edeceğim.”
Emre Özbek, zanlı öğretmenin daha önce de benzer davranışlarda bulunduğuna dair duyumlar aldıklarını dile getirdi. Özbek, geçmişe yönelik iddiaları şu şekilde aktardı: “Daha öncesinde de bu öğretmenin öğrencilerine yaklaşmaya çalıştığını duyduk. Para verdiği öğrencilere yemek aldırarak odasına davet ettiği iddia edildi. Öğrencilere sarıldığı ve dokunduğuna dair geri dönüşler aldık. Bize destek olanlar söylemişti bunları. Çok üzgünüm. En azından fiziksel bir taciz olması. Adaletin yerini bulmasını istiyorum.”
Olaydan duyduğu endişeyi dile getiren velilerden Sibel Dervazoğlu ise çocuklarını okula güvenle gönderdiklerini düşündüklerini, ancak bu durumun kendilerini derinden üzdüğünü belirtti: “Olaydan haberim olduğundan beri uyku uyuyamadım. Çocuklarımızı güvenli bir şekilde okula gönderdiğimizi düşünüyorduk. Görevi öğretmen olan birinin böyle bir şey yapması bizleri çok üzdü. Korkuyoruz, endişeleniyoruz. Karşısında 14 yaşında çocuklar vardı. Ceza alması için elimizden ne geliyorsa, nereye şikayet edilmesi gerekiyorsa yapacağız. Aynı şey benim de çocuğumun başına gelebilirdi. Şikayetçiyiz.”
Okul idaresiyle yapılan görüşmede öğretmenin bir daha okula giremeyeceği bilgisini aldıklarını ifade eden Dervazoğlu, zanlının gelecekte özel bir işletme açarak bu tür davranışlarını sürdürme ihtimalinden duydukları korkuyu dile getirdi. Kızının doğrudan mağdurlar arasında yer almamasına rağmen psikolojik olarak etkilendiğini de sözlerine ekleyen Dervazoğlu, şunları söyledi: “Kızıma durumu söyleyince çok endişelendi. Tedirginiz, dünden beri uyuyamadık. Okulun çocukların güvenliğini sağlamasını istiyorum. Çocuklarımız saatlerce okulda kalıyor. Öğretmenlere güvenmek zorundayız. Çok üzücü bir durum. Elbette her öğretmen böyle değildir. Bu mesleği taşıyamayan insanlar da var maalesef.”
Yaşanan olayın doğrudan mağduru olan öğrenci, olayın etkisini hala atlatamadığını belirtti. Mesaj grubundaki konuşmaları takip ederken arkadaşlarının panik içindeki mesajlarıyla karşılaştığını anlatan öğrenci, yaşadığı şoku şu sözlerle ifade etti: “Maçımızla ilgili gruptaki konuşmaları takip ediyordum. Daha sonra arkadaşlarımın tepkili mesajlarıyla karşılaştım. Arkadaşlarım, ‘Hocam lütfen bu mesajları siler misiniz’ yazmıştı. Öğretmen de hiçbir şey olmamış gibi yazmaya devam etti. Daha sonra gruba gönderdiği uygunsuz fotoğrafları gördüm. O an şok geçirdim. Ne yaşadığımın farkında değildim. Durumu aileme anlattım. Annem ve babam da şok oldu. İhbarda bulundular. Polis merkezine gittik. Çok stresli bir gündü. Şu an hala yaşadığımın nasıl bir şey olduğunun farkında değilim. Şok içerisindeyim ve etkisini hala atlatamadım. Güvende olmadığımı hissediyorum.”
Mağdur öğrenci, zanlı öğretmenin bir daha mesleğini icra etmemesi gerektiğini vurgulayarak, geçmişte de özellikle kız öğrencilere karşı daha yakın ve samimi davranışlar sergilediğine dair duyumları olduğunu belirtti: “Öğretmenin, eskiden de özellikle kız öğrencilere daha yakın ve samimi yaklaştığını duydum. Bu kişinin bir daha öğretmenlik yapmasını, rahat bir şekilde dolaşmasını istemiyorum. Yaptığı bu rezillikten herkesin haberi olsun istiyorum. Hiçbir zaman rahat olmasın. Normalde bize hep sert konuşurdu ve karşılık vermemizi istemezdi ama takımdan da ayrılmamızı kesinlikle istemezdi.”
Ankara Sincan’da bir lisede yaşanan bu korkunç olay, eğitim camiasında ve toplumda derin bir üzüntü ve öfkeye neden olmuştur. Mağdur öğrencilerin ve velilerin adalet arayışı, çocukların güvenli bir eğitim ortamında bulunma temel hakkının ne denli vazgeçilmez olduğunu bir kez daha gözler önüne sermiştir. Soruşturmanın tüm yönleriyle derinlemesine incelenmesi, zanlının hak ettiği en ağır cezayı alması ve benzer olayların bir daha yaşanmaması adına gerekli tüm önlemlerin alınması, toplumsal vicdanın tesisi açısından büyük önem taşımaktadır.
Milli Savunma Bakanlığı Karadeniz Üzerinden Hava Sahamıza Yaklaşan İha’yı Düşürdü
Veri politikasındaki amaçlarla sınırlı ve mevzuata uygun şekilde çerez konumlandırmaktayız. Detaylar için veri politikamızı inceleyebilirsiniz.