Manavgat 3. Ağır Ceza Mahkemesi’nde yürütülen Manavgat Belediyesi’ne yönelik rüşvet davasında sanıkların yargılaması devam ediyor. Duruşmanın üçüncü gününde, aralarında eski belediye başkan yardımcıları ve iş insanlarının da bulunduğu çok sayıda sanığın savunmaları dinlendi. Toplam 41 sanığın yargılandığı dava, Manavgat Belediyesi bünyesinde organize bir suç örgütü kurulduğu ve rüşvet çarkının işlediği iddialarını mercek altına alıyor.
Davada tutuklu ve tutuksuz sanıkların ifadeleri dikkat çekici detaylar barındırdı. Eski Belediye Başkan Yardımcısı Gülsüm Özer, hakkındaki rüşvet iddialarını kesinlikle kabul etmediğini belirtti. İşletme ve iştiraklerden sorumlu olarak görev yaptığını ifade eden Özer, Tazı Kanyonu’ndaki rafting firmalarıyla yalnızca genel işleyiş hakkında görüştüğünü savundu. Kanyonun Milli Parklar sorumluluğunda olduğunu vurgulayan Özer, rafting firmalarına giriş ücretlerini zamanında ödemeleri konusunda ricada bulunduğunu, belediyenin o dönemdeki borçluluğuna dikkat çekerek kimseye bağış veya benzeri bir ödeme için baskı yapmadığını kaydetti.
Bir diğer eski belediye başkan yardımcısı Mehmet Engin Tüter’in ise baklava kutusunda rüşvet aldığı öne sürülen iddialar da duruşmada tartışılan konular arasında yer aldı.
Davanın kilit isimlerinden biri olan Manavgat Belediyesinin 2016-2024 yılları arasındaki tutuklu İmar Müdürü Osman Zafer Keçer, eski Belediye Başkanı Niyazi Nefi Kara hakkında oldukça çarpıcı bir iddiada bulundu. Keçer, Kara’nın kendisine, “Antalya Büyükşehir Belediye Başkanı olmak istiyorum. 20 milyon Euro lazım.” dediğini ancak bu sözleri şaka olarak algıladığı için ciddiye almadığını dile getirdi. Bu ifade, Kara’nın siyasi hedefleri ve bu hedeflere ulaşmak için iddia edilen finansman arayışları hakkında yeni bir boyut açtı.
Manavgat Belediyespor Kulübü Yönetim Kurulu Üyesi tutuklu sanık Mehmet Tosak’ın savunmaları da dava kapsamında ele alınan önemli başlıklardan biriydi. Tosak, kulüp adına kesildiği iddia edilen sahte sebze alım faturalarıyla ilgili olarak, ödeme emirlerine kendisi ve tutuksuz sanık Mehmet Burak Çeker’in birlikte imza attığını ifade etti. Sadece ödeme emirlerini imzaladıklarını belirten Tosak, “Mal alımı benim sorumluluğum değildir. Tahmini 60-70 kişi bulunan spor kulübünde bir sezonda yani 10 ayda, yaklaşık 45 bin yemek yenir. Faturaların içeriği ve alımı benim sorumluluğum değildir. Biz faturayı görmeyiz. Sadece ödeme emirlerini imzalarız.” şeklinde konuştu. Mahkeme başkanının “Bu sporcuları sadece biber ve lahana ile mi besliyorsunuz?” sorusuna ise Tosak, “Başka şeylerde yemesi lazım ama ben bilmiyorum.” yanıtını verdi. Tutuksuz sanık Mehmet Burak Çeker de sahte faturalarla ilgili herhangi bir bilgisinin olmadığını savundu.
Niyazi Nefi Kara’nın Kumköy’deki villasının tadilatını yapan tutuksuz sanık Mehmet Ali Fansa, Kara’nın yeğeni Hüseyin Cem Gül’ün kendisine tadilatı maliyetine yapmasını söylediğini iddia etti. Fansa, Gül’ün kendisine, “Paranı ben ödeyeceğim, 480 bin Lira’lık bir fatura kes.” dediğini ve kendilerinin de faturayı keserek ödemeyi aldıklarını belirtti. Tutuksuz sanık Mahmut Kenan Sabur ise Manavgat Belediyespor’dan gelen sweatshirt siparişleri için 25 Haziran’da 112 bin Lira ödeme aldığını ve ürünleri 18 Temmuz’da teslim ettiğini kaydetti.
Tutuklu sanık Kanal V televizyonunun sahibi Mehmet Okan Kaya, herhangi bir suç işlemediğini öne sürerek suçlamaları reddetti. Manavgat Belediyesinden Murat Boz konseri için kendisine ulaşıldığını ancak belediyenin ödeme sorunları nedeniyle çalışmak istemediğini savundu. Sanık Demir Demir’in kendisini arayarak konser için sponsor ayarlayacaklarını ve ödeme sorunu yaşanmayacağını söylediğini iddia eden Kaya, “5,5 milyon Lira ödeme konusunda anlaştık. Bu para çok diyorlar ama yapılan organizasyona göre bu rakam çok değil. Kimseden fazla para almadım kimseye de para vermedim.” dedi. Kaya, iş adamı Zafer Süral’ın konserden 6 ay sonra kendisini arayarak konserle ilgili ödeme yapacağını söylediğini ve 2 parça halinde toplam 6 milyon 600 bin Lira ödeme aldığını belirtti. Ancak Kaya, bu paranın Zafer Süral’in otelinin ruhsatı gibi belediye ilişkileriyle alakalı olduğu konusunda bir bilgisinin olmadığını ifade etti.
Sanık Abdullah Doğukan Kaya, sanık Hüseyin Cem Gül’ün kendisine çuval dolusu para teslim ettiğini ve bu parayı muhafaza etmesini istediğini anlattı. Çuvaldaki parayı kayınpederinin zirai deposuna sakladığını belirten Kaya, “Nefi Bey ile bir sonraki görüşmemizde ‘Bu kadar parayı muhafaza edemem, bir kısmını altın yapayım mı?’ diye sordum, kabul etti. Kaynağının ne olduğunu ben kesinlikle bilmiyordum. Öğrenince zaten savcılıkta verdiğim ifadeyle yerini gösterdim. Çuvalda paraların bir kısmı balyalı, bir kısmı dağınıktı. Dağınık paralardan aldığım Lira ve dövizleri altına çevirdim.” şeklinde savunma yaptı. Bu ifadeler, soruşturma kapsamında zirai depoda bulunan 3 kilogram külçe altın, 500 bin Euro ve 153 bin 160 Doların kaynağına ilişkin önemli ipuçları sunuyor.
Davada otel sahipleri ve iş insanlarının ifadeleri, iskan ve ruhsat gibi belediye işlemlerinin rüşvet karşılığı yapıldığı iddialarını güçlendirdi. Sanık Ercan Gürdal, eksiklikler olduğu için belediyenin otelini yaktığını, daha sonra ise ruhsat alabilmek için Mesut Kara’ya 300 bin Euro verdiğini ileri sürdü. Tutuksuz sanık Ali Daban ise Tazı Kanyonu’na tuvalet yapılması gibi eksiklerin giderilmesi için Manavgat Belediyesine bağış yaptığını öne sürerek, raftingcilerden para istendiğine şahit olmadığını iddia etti.
Otel sahibi sanık Kemal Taş, oteline iskan almak için Hüseyin Cem Gül ile buluştuğunu ve kendisinden 1 milyon 250 bin Euro talep edildiğini savundu. İstenen bedeli yüksek bulan Taş, itiraz ettiğini ancak Hüseyin Cem Gül’ün bu parayı Niyazi Nefi Kara’nın istediğini ve indirim yapılmayacağını, ödenmemesi halinde ağır sonuçları olacağını söylediğini aktardı. Taş, “250 bin Euro’yu Hüseyin Cem Gül’e verilmek üzere Demir Demir’e teslim ettim. Kalanını Mesut Kara’ya ödenmesini istedi. Antalya’daki şirketimden 500 bin Euro alarak Mesut Kara’ya teslim ettim. Sonra Hüseyin Cem Gül kalan 500 bin Euro için otelin market ve hamamını kendisinin istediği kişiye kiralanmasını ve İlker Günay’ın sahibi olduğu Günaylar Sebze ve Meyve ile çalışmamı istedi. Sebze ve meyveleri piyasanın üzerinden aldım. Ben bu görevleri yerine getirince 500 bin Euro’yu benden almaktan vazgeçtiler. Toplam 750 bin Euro’yu nakit ödedim. Hüseyin Cem Gül bu paraların kendisine ulaştığını söyledi. Tüm bunları otelime iskan alabilmek için yaptım.” ifadelerini kullandı.
Bir diğer otel sahibi sanık Şükrü Ilgın ise otelinde iskana aykırı hiçbir şey yapmamasına rağmen iskan alamadığını öne sürdü. İş yeri açma ruhsatının da verilmediğini anlatan Ilgın, “Hüseyin Cem Gül benden 60 milyon Lira istedi. ‘Ağa böyle istiyor, ödemen lazım. Bu parayı vermezsen iskan alamazsın’ dedi. 35 milyon Lira’yı Mesut Kara’nın şirketi üzerinden vereceksiniz kalanını da nakit vereceksiniz dedi. 35 milyon Lira’yı Mesut Kara’ya havaleyle gönderdim, kalanını poşetler içerisinde teslim ettim.” şeklinde konuştu.
Manavgat Cumhuriyet Başsavcılığınca otel tadilatı, inşaat ruhsatı ve iskan başvurularıyla ilgili rüşvet alındığı iddiaları üzerine başlatılan soruşturma kapsamında tutuklanan Niyazi Nefi Kara, belediye başkanlığı görevinden uzaklaştırılmıştı. Alınan ifadeler, ele geçirilen belge ve deliller ışığında genişletilen soruşturmada, cumhuriyet savcısı gözetiminde yapılan yer gösterme ve arama işleminde, zirai depoda gizlenmiş 3 kilogram külçe altın, 500 bin Euro ve 153 bin 160 Dolar bulunmuştu. Bu keşif, davanın en somut delillerinden biri olarak kayıtlara geçti.
Hazırlanan iddianamede, Kara ile birlikte belediye başkan yardımcıları, meclis üyeleri ve iş insanlarının da aralarında bulunduğu 9’u tutuklu toplam 41 sanık hakkında suçlamalar yer alıyor. İddianameye göre Manavgat Belediyesi içinde çıkar amaçlı bir suç örgütü kurulduğu ve bu örgütün yöneticiliğini Niyazi Nefi Kara’nın yaptığı ileri sürülüyor. Kara’nın, kamu gücünü kullanarak bir araya getirdiği kişilerle “suç örgütü kurmak”, “rüşvet almak”, “zimmet” ve “irtikap” suçlarının birincil sorumlusu olduğu iddia ediliyor. İddianamede, rüşvet suçuna ilişkin ayrıntılara işaret edilerek, belediyedeki bazı izin, ruhsat ve imar işlemlerinde görevli kamu personeli ve yöneticilerin, bu süreçleri hızlandırmak veya usulsüzlükleri görmezden gelmek karşılığında menfaat sağladıkları belirtiliyor.
Bu eylemlerin, Kara’nın yöneticiliğinde oluşturulduğu öne sürülen bir yapı tarafından organize edildiği savunulan iddianamede, rüşvet gelirlerinin paravan şirketler aracılığıyla resmileştirildiği, belediye başkan yardımcıları, yakın akrabalar ve bazı müdürlerin de buna yardımcı olduğu aktarılıyor. İddianamede, Kara’nın talimatlarıyla bazı şüphelilerin, otel ruhsatı, imar izni ve iş yeri açma belgeleri karşılığında para talep ettikleri, “hizmet bedeli” veya “bağış” adı altında alınan bu paraların belediye hesaplarına ya da üçüncü şahıslara aktarıldığı, bazı şüphelilerin paraları konut veya araç alımında kullandıkları iddia ediliyor. Manavgat Belediye Başkanı iken tutuklanan ve görevinden uzaklaştırılan Niyazi Nefi Kara hakkında “suç işlemek amacıyla örgüt kurma”, “rüşvet”, “irtikap” gibi 6 ayrı suçtan toplam 31 yıldan 69 yıla kadar hapis cezası talep edilirken, diğer sanıkların da söz konusu suçlardan farklı sürelerde hapis cezalarına çarptırılmaları isteniyor. Duruşma, diğer sanıkların dinlenmesiyle önümüzdeki günlerde devam edecek.
İstanbul Ataşehir’de Kadın Sürücüye Saldıran Zanlı Yakalandı Yeni Yasal Düzenlemeler Gündemde
Veri politikasındaki amaçlarla sınırlı ve mevzuata uygun şekilde çerez konumlandırmaktayız. Detaylar için veri politikamızı inceleyebilirsiniz.