Amerika Birleşik Devletleri’nin başkenti Washington’da bulunan Bölge Mahkemesi, teknoloji devi Meta hakkında ABD Federal Ticaret Komisyonu (FTC) tarafından açılan önemli bir tekel davasını karara bağladı. Mahkeme, FTC’nin Meta’nın kişisel sosyal ağ pazarında bir tekel oluşturduğu ve bu tekel gücünü stratejik satın almalarla sürdürdüğü yönündeki iddialarını yeterince kanıtlayamadığına hükmetti. Bu karar, Meta için büyük bir hukuki zafer olarak kayıtlara geçti.
Davaya bakan Bölge Mahkemesi Yargıcı James Boasberg, verdiği kararda FTC’nin iddialarını titizlikle incelediğini belirtti. Yargıç Boasberg, Meta’nın geçmişte tekel gücüne sahip olup olmadığına bakılmaksızın, Komisyon’un şirketin hâlihazırda bu gücü elinde tuttuğunu kanıtlaması gerektiğini vurguladı. Yargıç, karar metninde şu çarpıcı ifadelere yer verdi: “Meta geçmişte tekel gücüne sahip olsun ya da olmasın, komisyonun şu anda da bu gücü elinde tuttuğunu kanıtlaması gerekir. Mahkeme, bugün verdiği kararda FTC’nin bunu kanıtlayamadığını tespit etmiştir.” Bu açıklama, FTC’nin Meta’nın mevcut pazar hakimiyetini somut delillerle ortaya koyma yükümlülüğünü yerine getiremediğini açıkça ortaya koydu. Karar metninde, Meta’nın ilgili pazarda tekel konumunda bulunmadığı belirtilerek, davanın Meta lehine sonuçlanması gerektiği ifade edildi.
ABD Federal Ticaret Komisyonu, Meta’ya karşı tekel davasını 2020 yılında açmıştı. Komisyon, Meta’nın sosyal medya pazarındaki konumunu güçlendirmek amacıyla gerçekleştirdiği iki büyük satın almanın yasa dışı bir tekel oluşturduğunu ve bu tekel gücünü sürdürmek için antitröst yasalarını ihlal ettiğini öne sürüyordu. FTC’nin iddialarına göre, Meta’nın 2012 yılında Instagram’ı yaklaşık 1 Milyar Dolar karşılığında ve 2014 yılında WhatsApp’ı yaklaşık 19 Milyar Dolar bedelle satın alması, rekabeti ortadan kaldırma ve pazar hakimiyetini pekiştirme amacı taşıyordu. Bu stratejik satın almaların, potansiyel rakipleri bertaraf ederek Meta’nın sosyal medya ekosistemindeki kontrolünü artırdığı iddia edildi. Ancak mahkeme, bu iddiaları kanıtlayacak yeterli bulguya ulaşamadı.
Bu karar, özellikle teknoloji sektöründeki büyük şirketlerin karşılaştığı antitröst davaları açısından önemli bir emsal teşkil edebilir. Federal Ticaret Komisyonu’nun büyük teknoloji şirketlerine yönelik baskısını artırdığı bir dönemde, Meta’nın bu davadan zaferle ayrılması, düzenleyici kurumların gelecekteki tekel iddialarını daha sağlam temellere oturtması gerektiği sinyalini verdi. Karar, Komisyon’un iddia ettiği “kişisel sosyal ağ” pazarının tanımı ve bir şirketin bu pazardaki tekel gücünü kanıtlama eşiği konusunda önemli hukuki tartışmaları da beraberinde getirecektir. Bu gelişme, Meta’nın hem operasyonel bağımsızlığı hem de gelecekteki büyüme stratejileri açısından önemli bir belirsizliği ortadan kaldırmış oldu.
Küresel Cloudflare Kesintisi Türkiye Dahil Birçok Ülkede Dijital Erişimi Felç Etti