Milli Güvenlik Kurulu (MGK), Türkiye Cumhurbaşkanı başkanlığında gerçekleştirdiği toplantının ardından önemli kararlar içeren sekiz maddelik bir bildiri yayımladı. Söz konusu bildiri, ülkenin iç ve dış güvenlik politikalarına dair kritik mesajlar içerirken, bölgesel ve küresel gelişmelere yönelik Ankara’nın duruşunu ortaya koydu.
Kurul toplantısında, başta PKK/KCK-PYD/YPG, FETÖ ve DEAŞ olmak üzere, milli birlik ve beraberliği ile Türkiye’nin bekasını tehdit eden tüm terör örgütlerine karşı yurt içinde ve yurt dışında azim, kararlılık ve başarıyla sürdürülen operasyonlar kapsamlı şekilde değerlendirildi. Ayrıca, son dönemde uluslararası alanda meydana gelen gelişmeler hakkında Kurul üyelerine detaylı bilgi sunuldu.
Türkiye Büyük Millet Meclisi çatısı altındaki faaliyetlerin de katkısıyla “Terörsüz Türkiye” hedefinde kaydedilen ilerlemeye dikkat çekilen bildiride, milletin istikbalinin önündeki terör duvarının tamamen yıkılarak, huzur, refah ve güven ikliminin kalıcı hale getirilmesine yönelik güçlü iradenin teyit edildiği belirtildi. Bu kararlılık, “terörsüz bölge” hedefiyle pekiştirilerek, komşu coğrafyalarda terörün hiçbir görünümüne yer verilmeyeceği ve terör zemininde yayılmacılığa kesinlikle müsaade edilmeyeceği net bir dille vurgulandı.
MGK bildirisinde, Suriye’nin toprak bütünlüğü, birliği ve egemenliğinin yanı sıra Irak’ın güvenliği, istikrarı ve refahına tehdit oluşturan aktörler ve meseleler ayrıntılı olarak ele alındı. Komşu ülkeleri bölgesel çatışmaların içine çekme gayretlerine karşı yürütülen mücadeleye Türkiye’nin desteğinin artarak sürdürüleceğinin altı çizildi. Bu durum, Türkiye’nin bölgedeki barış ve istikrara verdiği önemi bir kez daha gözler önüne serdi.
İsrail Yönetimi’nin Gazze’de sebep olduğu insani felaket ve açlıktan ölümlere yol açan gayrimeşru politikalarına sert bir dille dikkat çekildi. Bildiride, “soykırımın durdurulmasının ve sorumluların hesap vermesinin tüm insanlığın müşterek mesuliyeti hâline geldiği” belirtilerek, uluslararası kamuoyuna acilen harekete geçme ve Birleşmiş Milletler (BM) bünyesinde sergilenen iradeyi somutlaştırma çağrısı yapıldı. Türkiye’nin, bölgede adil ve kalıcı bir barışın tesisine yönelik atılan her türlü olumlu adıma katkı sunmaya devam edeceği de ifade edildi.
Türkiye’nin milli davası olarak nitelendirilen Kıbrıs meselesinde, Kıbrıs Türklerinin egemen eşitlik ve eşit uluslararası statülerinin tanınmasına dayanan iki devletli çözüm modeline yönelik tam destek yeniden vurgulandı. Ülkenin, Ada’daki barış ortamını olumsuz etkileyebilecek her türlü adıma karşı kararlı duruşunu muhafaza edeceği kaydedildi. Bu kararlılık, Doğu Akdeniz’deki bölgesel dengeler açısından da önem taşıyor.
Rusya-Ukrayna Savaşı’na ilişkin mevcut durum değerlendirilirken, savaşın yayılması riskine işaret eden gelişmelerden duyulan endişe dile getirildi. Türkiye’nin, bu çatışmada barışın tesisi için daha fazla sorumluluk üstlenmeye hazır olduğu mesajı verildi.
Ermenistan ile yürütülen normalleşme süreci de görüşülen konular arasında yer aldı. Azerbaycan ile Nahçıvan arasında engelsiz ulaşımı mümkün kılarak bölgedeki tüm ülkelerin menfaatine sonuçlar ortaya çıkaracak ulaştırma hattının stratejik önemi ve nihai barışın tesisi yönündeki güçlü irade özellikle vurgulandı. Bu adımların, Güney Kafkasya’da kalıcı barış ve refahın temini için kritik olduğu değerlendirildi.
Bosna-Hersek’teki son gelişmeler de Kurul’da ele alındı. Türkiye’nin, bu ülkenin egemenliğine, toprak bütünlüğüne ve anayasal düzenine olan sarsılmaz desteği bir kez daha teyit edildi. Bu destek, Balkanlar’daki istikrar ve barışın korunması açısından Türkiye’nin aktif rolünü gösterdi.
E-nabız Yoğun Bakım Hasta Bilgilerini Yakınlarına Ulaştırıyor