Samsun’un Vezirköprü ilçesine bağlı Tekkale köyünde ikamet eden Bilgehan Demirkıran, doğa ile kurduğu derin bağı, yıllar süren el emeği ve göz nuruyla harmanlayarak sanatsal bir uğraşa dönüştürdü. Çocukluk yıllarından itibaren doğanın kucaklayıcı atmosferinde yaşam süren Demirkıran, ahşaba olan tutkusunu sanatsal bir ifade biçimine evirdi. Yirmi beş yılı aşkın süredir bu alanda faaliyet gösteren sanatçı, yöresel ağaç türlerinden topladığı parçaları adeta birer sanat eserine dönüştürerek, bu eserlerini gelecekte açmayı hedeflediği bir müzede sergileme vizyonu taşıyor.
Demirkıran’ın sanatsal serüveni, dağların zirvelerinden ormanların derinliklerine ve dere kenarlarının serin sularına uzanan keşiflerle başlıyor. Bu doğal mekanlardan titizlikle seçtiği meşe, ceviz, çam ve ardıç ağaçlarının özgün formdaki parçalarını toplayan Demirkıran, her bir odun parçasını dikkatlice temizleyip özel olarak tasarladığı hobi atölyesine taşıdı. Burada, her bir parça, usta ellerde yeni bir kimlik kazanmak üzere işlenmeye başlandı. Doğanın kendi dokunuşlarıyla şekillenmiş her bir parçanın eşsiz dokusunu ve karakterini koruyarak, onlara işlevsel ve estetik değer katıldı.
Toplanan ve hazırlanan ağaç parçaları, Demirkıran’ın atölyesinde büyük bir özenle işlenerek masa, sehpa, tuzluk, doğrama tahtası, beşik ve avize gibi ev ve yaşam alanlarında kullanılabilecek çeşitli ürünlere dönüştürüldü. Her bir ürün, ahşabın doğal güzelliğini ve sıcaklığını yansıtan, aynı zamanda kullanışlılığı ön planda tutan bir yaklaşımla ortaya çıktı. Bölgede yaklaşık 25 yıldır ahşap ustası olarak tanınan Bilgehan Demirkıran, bu uzun yıllar boyunca edindiği tecrübeyi ve ustalığını, her bir esere nakşederek adeta ahşaba ikinci bir hayat verdi. Bu süreçte, ağacın ruhunu anlayarak, onunla bütünleşen bir sanat anlayışını benimsediği görüldü.
Bilgehan Demirkıran’ın sanatsal çabalarının ardında yatan en büyük motivasyon, hazırladığı tüm bu özel el emeği ürünleri biriktirerek bir müze kurma hayali oldu. Sanatçı, kendi evinde özenle muhafaza ettiği eserlerini, bu müzede geniş kitlelerle buluşturmayı ve doğadan ilham alan ahşap sanatının güzelliklerini gelecek nesillere aktarmayı arzu etti. Bu müze, sadece Demirkıran’ın kişisel yeteneğini değil, aynı zamanda bölgenin doğal zenginliğini ve geleneksel el sanatlarını da sergileyen bir kültürel miras noktası olmayı hedefliyor.
Sanatçı Demirkıran, müze kurma arzusunu ve bu yolda yaptığı çalışmaları şu sözlerle ifade etti:
“Doğayı seviyorum ve doğada çok zaman geçirdim. Doğada gezerim ve yöremizde yetişen ağaçlardan en değerli, nadide ve antika parçaları bularak çeşitli ürünlere dönüştürüyorum. Genellikle evlerimizde kullanabileceğimiz ardıç, çam ve ceviz ağaçlarından; sehpa, masa, tuzluk, beşik, meyve sunumluğu ve doğrama tahtaları yapıyorum. Yaklaşık 25 yıldır da bu işle ilgileniyorum. Yaptıklarımı arkadaşlarıma hediye ediyorum; çok da beğeniyorlar. Müze kurmak istiyorum, bunun için de yaptığım ürünleri şu an evimde biriktiriyorum.”
Furkan Bölükbaşı Cumhurbaşkanına Yönelik Paylaşım Nedeniyle Gözaltına Alındı
Veri politikasındaki amaçlarla sınırlı ve mevzuata uygun şekilde çerez konumlandırmaktayız. Detaylar için veri politikamızı inceleyebilirsiniz.