Oyuncak mağazaları, kitabevleri ve kırtasiye reyonlarının yanı sıra çevrimiçi platformlarda satışa sunulan “Çözülmemiş Davalar” isimli oyun serisi, içeriğindeki cinayet senaryoları nedeniyle kamuoyunda ciddi bir tartışma başlattı. Özellikle çocukların yoğunlukla ziyaret ettiği mekânlarda bu tür oyunların bulunması, eleştirilerin odak noktası haline geldi. Çeşitli üretici firmalar tarafından hazırlanan ve gerçek dava dosyalarını anımsatan bu oyunlar, pek çok uzmandan tepki topladı.
Söz konusu oyun serisi, “Çöpteki Kadın Cesedi”, “Mahzendeki Cinayet”, “Akıl Hastanesi”, “Düğün Günü Cinayeti”, “Seri Katil Davası”, “Mısır’da Firavun Cinayeti”, “Zehir Cinayeti” ve “Kanlı Para Cinayeti” gibi ürkütücü başlıklara sahipti. Bir diğer firmanın ürünleri arasında ise “Psikopat Davası” ve “Arınma Gecesi Davası” gibi isimler dikkat çekerken, farklı markaların “Kanlı Sevgililer Günü”, “Kanlı Aile”, “Bir Arazi 4 Ceset”, “Balayında Cinayet”, “Sahnede Cinayet”, “Derede Cinayet” ve “Şarkıcı Cinayeti” başlıklı oyunları, kurgusal kişilerin şüpheli ölümlerini ele almaktaydı. Oyunlar, 12+, 13+ ve 14+ gibi yaş gruplarına yönelik olarak hem fiziksel mağazalarda hem de internet üzerinden satılmaktaydı.
Gerçek bir dava dosyasını andıran bu oyunların içeriğinde, cinayet olaylarına dair şüpheli sorgu kayıtları, deliller, olay yeri fotoğrafları, mesajlaşmalar, otopsi raporları ve sözde intihar mektupları gibi oldukça gerçekçi ve kurgusal belgeler yer almaktaydı. Çocukların rahatlıkla ulaşabildiği mağazalarda sergilenen bu oyunların yoğun ilgi gördüğü belirtildi. Bir oyuncakçı mağazası yetkilisi, özellikle 18 yaş altı gençlerin bu oyunlara olan talebinin son dönemde önemli ölçüde arttığını dile getirdi.
Antalya Barosu Çocuk Hakları Merkezi Başkanı Avukat Serap Ertuğrul, 18 yaşını doldurmamış her bireyin çocuk kabul edildiğini ve çocukların her türlü şiddet, ihmal ve istismardan korunmasının yasal bir zorunluluk olduğunu vurguladı. Ertuğrul, şiddet içeren ve şiddeti teşvik eden oyunların çocuklara yönelik olarak piyasaya sürülmesinin kabul edilemez olduğunu ifade etti. Özellikle çocukların suça sürüklenmesi konusunun sıkça gündeme geldiği bir dönemde, bu tür içeriklerin çocuklara yönelik ürünlerin satıldığı mağazalarda bulunmasının “ciddi bir problem” teşkil ettiğini belirtti. Ertuğrul, konuya ilişkin verileri topladıktan sonra baro olarak yasal işlemleri başlatacaklarını açıkladı. Çocuklara yönelik yayınların mutlaka izinle yapılması gerektiğini ve oyun olarak piyasaya sürülen ürünlerin çocukların yaş ve gelişim düzeyleri gözetilerek değerlendirilmesi gerektiğini dile getiren Ertuğrul, “Nasıl çocuklar için şiddet içeren filmler zararlı diyorsak, şiddet içeren ya da şiddeti öğrenmelerini sağlayacak oyunlar da zararlı. Bu tür yayınların da mutlaka araştırılması, takip edilmesi ve önüne geçilmesi gerekir” şeklinde konuştu.
Avukat Ertuğrul, bu oyunlarda cinayet ve şiddetin adeta sıradanlaştırıldığını kaydederek, “Yetişkinler için bile çok sakıncalı olabilecek bu oyunların çocuklar için piyasaya sürülüyor olması çok vahim bir durum. Çoğu zaman bunlar ceza dosyalarında gördüğümüz birtakım şeyler ama dediğim gibi yetişkinin bile ruh sağlığını bozabilecek nitelikte içerikler taşıyor. Çocuğun sağlık, ahlak ve güvenliği, üstün yararını esas alan bir yaklaşım olması lazım. Fakat bu oyunlarda çocukların ne gelişimleri ne de psikolojik durumlarının gözetildiğini düşünüyorum. Bu açıdan ciddi anlamda sakınca taşıdığına inanıyorum” ifadeleriyle endişelerini dile getirdi.
Akdeniz Üniversitesi Tıp Fakültesi Çocuk ve Ergen Ruh Sağlığı ve Hastalıkları Uzmanı Doç. Dr. Tuba Mutluer, oyun kapaklarında yer alan temaların dahi ürpertici olduğunu belirterek, özellikle “Çöpteki Kadın Cesedi” adlı oyuna dikkat çekti. Doç. Dr. Mutluer, oyun içeriklerinde yer alan intihar mektuplarındaki “‘Merhaba ben Elif, yaşama sevincimi yitirmiş artık yaşamak istemeyen birisiyim’ gibi, bunlar çok hassas ve çok ağır içerikler. Bir oyunda bu şekilde materyallerin asla bir alet ya da araç olmaması gerekir” yorumunda bulundu.
Kurgusal zihin ile gerçeklik algısı arasındaki farkın özellikle 12 yaş altı çocuklarda tam olarak gelişmediğini belirten Doç. Dr. Mutluer, bu ayrımın ergenliğin sonlarına doğru tamamlandığını vurguladı. Mutluer, “Bu çoğu zaman ergenliğin son zamanlarında gelişiyor. Daha geç ergenlikte bile baktığımız zaman özenme, oradaki kurgunun içine girme, bununla ilgili bir fantezi dünyası ve fantezi düşüncesi geliştirme, bunun tam tersi bazen de buna karşı bir anksiyete ve yoğun kaygı yaşama, yoğun takıntılar. ‘Böyle bir durum ya benim de başıma gelirse, ya benim annemi de çöpe atarlarsa’ gibi” değerlendirmesinde bulundu. Kadın cinayetlerinin ülkede kanayan bir yara olduğu gerçeği göz önüne alındığında, bu tür olayların oyunlaştırılarak çocuk ve ergenlere sunulmasını “çok yanlış, kabul edilemez” olarak nitelendirdi. Doç. Dr. Mutluer, oyunların ruh sağlığı hastanelerini de korkunç gösterdiğini ve bu tip problemleri olan kişiler için de sakıncalı olduğunu sözlerine ekledi. Ebeveynlere herhangi bir uyarı veya denetim mekanizmasının bulunmamasını eleştiren Mutluer, “Oyun kutusunda yazan ‘Aileyle beraber oynanır’ kısmını bile yanlış buluyorum. Bir aile oturup, bu gibi içeriklere kendini neden maruz bıraksın? Ailesel de değil, bireysel de değil” şeklinde konuştu.
Antalya Barosu Kadın Hakları Kurulu üyesi Avukat Aylin Onursev de “Çözülmemiş Davalar” konseptiyle tasarlanan ve cinayeti eğlence gibi gösteren bu oyunların kaygı verici olduğunu belirtti. Onursev, oyunun sunduğu başlıkların tüyler ürpertici olduğunu ve toplumsal hafızada derin yaralar açan olay örgülerinin birer eğlence malzemesi haline getirildiğini gözlemlediklerini aktardı. Gerçek hayatta cinayetin geride onarılmaz yıkımlar bırakan, travmatik bir toplumsal yara olduğuna dikkat çekti. Özellikle kadın cinayetleri ve toplumsal cinsiyet eşitsizliği bağlamında ortaya çıkan tehlikeli boyutlara işaret eden Onursev, “Dosya içinde yer alan bir başlık, bu hassas noktaya doğrudan işaret etmektedir; ‘Çöpteki Kadın Cesedi’. Bu başlık, cinayeti eğlenceli bir bulmaca yapma çabasında kritik etik hatayı barındırır. ‘Çöpteki Kadın Cesedi’ gibi vahşi detaylar içeren bir kurgu, cinayetin travmatik toplumsal yara boyutunu göz ardı ederek sıradanlaştırır. Oyun, kutsallık yerine sansasyonu merkeze almıştır. Bu çocukların tehlikeli biçimde suçu hayatın içinde ve kabul edilebilir bir olgu olarak görmesini sağlar. Kadınların, erkek şiddeti sonucu en vahşi biçimde öldürülüp, cansız bedenlerinin nesneleştirilerek atıldığı gerçeğiyle boğuştuğumuz bir dönemde bu başlık kabul edilemez” açıklamasını yaptı.
Son dönemlerde çocuklarda gözlemlenen şiddet vakalarının toplumu derinden sarstığını belirten Tüketici Konfederasyonu Başkan Vekili Avukat İbrahim Güllü, çocukların şiddete ve öldürmeye yönelik davranışlarının arttığını gözlemlediklerini ifade etti. Güllü, yaşanan olaylar ve uzman görüşlerinin, çocuklardaki bu şiddet eğiliminin izlenen film, video ve oynanan oyunlardan kaynaklandığı yönünde olduğunu kaydetti. Çocukların oyunlardaki karakterlerle kendilerini özdeşleştirdiğini ve çevresindeki insanları oyundaki düşman veya yok edilmesi gereken karakterler gibi algıladıklarını belirten Güllü, “Çocuk, şiddeti bir oyun gibi görmekte. Oyunu kazanmak için de herkesi yok etmek zorunda olduğunu zihninde kabul ediyor” yorumunda bulundu.
Şiddet içeren oyunların oynanmasının saldırgan düşüncelerde, duygularda ve davranışlarda artışlara yol açtığını dile getiren Güllü, her geçen gün şiddet içerikli oyunların çoğaldığını ve popüler oyunlarda şiddet, cinayet, öldürme unsurlarının ön planda olduğunu gözlemlediklerini belirtti. Güllü, gerçeklikten kopan çocuğun sanal gerçeklikte yaşadığını ve saldırganlaştığını ifade ederek, piyasada ve internetten kolaylıkla temin edilebilen şiddet, ölüm, zehir, cinayet konulu oyunlara en az 17 yaş sınırı getirilmesi gerektiğini ve oyun bilgilerinde “Yoğun derece gerçekçi şiddet” ifadesinin bulunması gerektiğini söyledi. Oyun ambalajında ve içeriğinde bu uyarıların mutlaka yapılması gerektiğini vurgulayan Güllü, ebeveynlerin çocuklarının yaşına uygun olmayan içeriklere maruz kalıp kalmadığını takip etmesi gerektiğini belirtti. Ayrıca, Bakanlığın satış noktalarında denetimleri artırması ve yaş sınırına, içeriğe uymayan ürün ve satıcılar hakkında işlem yapması gerektiğini de sözlerine ekledi.
Tüm bu tepkilerin ardından, tartışmalı oyunların üretimini gerçekleştiren firmalardan biri açıklama yayımladı. Firma, hassasiyetle üretim yapmaya çalışan bir marka olduklarını belirterek, ürünlerinin oyuncak olmadığını, yetişkinler için tasarlanmış kutu oyunları olduğunu ifade etti. Açıklamada, ürün üzerinde ve ilanlarda yaş uyarılarının açıkça belirtildiği aktarıldı. Piyasada aile yapısını ve sosyal değerleri bozan oyunların muadillerine karşı, temiz içeriklerle hazırlanmış ürünler üreterek toplumsal bir çalışma yürüttüklerini savunan firma, “Çözülmemiş Davalar” ürün grubunun üretiminin de büyük bir özenle yapıldığını dile getirdi. Firma, “Biz, dehşet verici içerikler veya ahlaki dezenformasyon olmaması adına büyük özen gösteriyoruz. Hatta oyunun içerisine ahlaki değerlere teşvik eden içerikleri özellikle yerleştiriyoruz. Örneğin bir gazete tasarlayacaksak, senaryo metnini oluşturduktan sonra köşe yazılarına temel ahlaki öğelerle ilgili metinler yazıyoruz. Örneğin bir davamızda, kadına şiddet ve kadınlara yönelik işlenen suçları ele alırken, bunun ahlaki boyutunu da metinlerimizde aktardık. Ayrıca bölüm sonlarında ‘tiratlar’ tasarlıyoruz. Müşteri oyunu bitirip cevabı okuduğunda, özenle hazırladığımız tirat videosuyla toplumsal ve ahlaki değerleri yeniden hatırlatıyoruz” ifadelerini kullandı.
Esenyurt’ta Otele Atılan El Bombası Patlamadan Etkisiz Hale Getirildi Şüphelilerin Yakalanması İçin Çalışma Başlatıldı
Veri politikasındaki amaçlarla sınırlı ve mevzuata uygun şekilde çerez konumlandırmaktayız. Detaylar için veri politikamızı inceleyebilirsiniz.