Mevlana Celaleddin-i Rumi, 752’nci ölüm yıldönümünde Konya Mevlana Kültür Merkezi’nde düzenlenen Şeb-i Arus (Düğün Gecesi) törenleriyle anıldı. 11 gün süren anma etkinlikleri boyunca, 2 bin 650 kişilik kapasiteye sahip Kültür Merkezi’nin tüm biletleri tükenirken, başta yabancı turistler olmak üzere yerli ve yabancı ziyaretçiler törenlere yoğun ilgi gösterdi. Mevlevi ayinlerini 1972 yılından itibaren icra eden ve günümüzde Konya Türk Tasavvuf Müziği Topluluğu’nda 17 yıldır postnişin olarak görev yapan Fahri Özçakıl, Şeb-i Arus ve sema icrasının günümüzdeki yanlış kullanımları hakkında önemli açıklamalarda bulundu.
Postnişin Özçakıl, sema törenlerinin eğlence veya ticari amaçlarla yapılmasına sert bir dille tepki gösterdi. Sema’nın yalnızca bir ibadet, bir zikir olduğunu ve belirli kaideler çerçevesinde, “Allah aşkıyla” icra edilmesi gerektiğini vurguladı. Özçakıl, günümüzde açılışlarda reklam amacıyla, düğünlerde misafirler yemek yerken veya restoranlarda iftar programlarında semazenlerin çıkarılmasını kesinlikle tasvip etmediğini belirtti. Bu tür durumların Mevleviliğin ruhuna aykırı olduğunu ifade ederek, “Semayı zikir olarak görüyoruz. Bunun da bir usulü vardır. Ulu orta sokakta gezerken sema etmek; ancak Hz. Mevlana’ya ait bir husustur ki o da Allah aşkıyla yapmış olduğu bir harekettir. Ama günümüzde, hadi bakalım şurada bir açılış var, reklam olsun, iki semazen çağıralım, burada sema etsinler, şov yapsınlar falan… Hoş olmayan hareketler. Bunları tasvip etmemiz mümkün değil,” sözleriyle tepkisini dile getirdi. Ayrıca, sokaklarda para karşılığı karton kutu koyarak sema eden kişilere de şahit olduklarını belirterek, bu durumların ibadetin metalaşmasına yol açtığını vurguladı.
Özçakıl, Kültür ve Turizm Bakanlığı tarafından bu konuda yayımlanan iki genelgenin yalnızca tavsiye niteliğinde kalması sebebiyle beklenen caydırıcılığı sağlayamadığını ifade etti. Sema’nın ruhani değerini korumak adına daha etkili adımlar atılması gerektiğini savunan Özçakıl, “Bu işe kesinlikle cezai bir yaptırım uygulanmalı ki buna insanlar cesaret edemesin,” diyerek yaptırım çağrısında bulundu. Amacın Allah’a ulaşmak olduğunu ve semanın sadece bir araç olduğunu hatırlatan postnişin, günümüzde bu manevi eylemin hem eğlenceye hem de metaya dönüştüğünü üzüntüyle gözlemlediğini aktardı: “Sema bir araçtır. Amaç Allah’a ulaşmaktır. Ama hem eğlenceye hem de metaya çevrilmiş durumda.” Dünyaca ünlü şarkıcı Madonna’nın ‘Bedtime Story’ adlı klibinde semazenleri kullanmasını da eleştiren Özçakıl, gayrimüslimler tarafından dahi kliplerde ve benzeri gösterilerde semanın kullanılmasına karşı çıktı: “Bazen kliplerde görüyoruz. Gayrimüslimler bile kullanıyor. Daha önce mesela Madonna’nın da öyle bir klibi vardı. Bunlar tasvip edilebilecek şeyler değil.”
Mevlevi geleneğinde birçok sembolün derin manalar taşıdığını belirten Fahri Özçakıl, bu sembollerin anlamlarını detaylandırdı.
Postnişin: Farsça kökenli bir kelime olan ‘postnişin’, ‘posta oturan’ anlamına gelmektedir. Mevlevi mukabelelerinde Hz. Mevlana’yı temsil eden en yüksek makam olarak kabul edilmektedir.
Şeb-i Arus: Mevlana Hazretleri’nin yaşantısında Allah’a olan aşkıyla birlikte, ona bağlılığı ve ulaşma düşüncesi merkezi bir yer tutmuştur. Ölümü dahi Allah’a ulaşma düşüncesiyle bir vuslat olarak, Allah’a koşma olarak görmüş ve buna Şeb-i Arus, yani düğün gecesi adını vermiştir. Mevlana Hazretleri’nin “Bu dünyada bir hapishanede bir müddet kaldım, halbuki kimin malını çalmışım ben,” sözleri, onun dünya hayatına bakışını özetlemektedir. Bu sebeple Mevlana Hazretleri’nin vefatı, her yıl Şeb-i Arus adıyla bir düğün gecesi olarak kutlanmaktadır.
Sema Eğitimi: Çivili Semameşk: Gençlere sadece semanın fiziksel hareketlerini öğretmekle kalmadıklarını, aynı zamanda Hz. Mevlana’nın edep, ahlak, tevazu, zariflik ve nezaket gibi temel değerlerini de aşılamaya çalıştıklarını ifade etti. Bir semazenin yetişmesi sürecinde ‘semameşk tahtası’ adı verilen özel bir alet kullanıldığını aktardı. Bir metrekare ebadındaki kaygan bir zeminin ortasında bombeli bir çivi bulunmaktadır. Semazen adayı, sol ayak başparmağını bu çiviye yerleştirerek ve topuğunu kaldırmadan, sağ ayağının yardımıyla çivi etrafında tam bir daire çizer. Bu 360 derecelik dönüşe ‘bir çark’ denilmektedir. Eğitim süresinin semazen adayının kabiliyetine göre değiştiğini, ancak genellikle üç ila altı ay arasında sürdüğünü belirtti. Bu sürecin sonunda baş dönmesi ve safra atmasının ortadan kalktığını, kol açma ve vücudun duruşunun şekillendiğini ve tennure giyilerek son halini aldığını ekledi. Ancak bazı kişilerin bu eğitimi 15 günde tamamlayarak semazen yetiştirdiğini ve bunun para kazanma odaklı yaklaşımlardan kaynaklandığını eleştirdi.
Neyin Sembolik Anlamı: Mevlevilikte ve tasavvuf kültüründe çok önemli bir enstrüman olan ney, Cenab-ı Allah’ın insanı balçıktan yaratıp, kendi ruhundan üflemesini sembolize etmektedir. Neyin yedi deliği nefsin mertebelerini, dokuz boğumu ise insanın dokuz ayda dünyaya gelmesini anlatmaktadır.
Kırmızı Post ve Can Selamı: Kırmızı postun Hz. Mevlana’nın makamını temsil ettiğini belirten Özçakıl, semazenlerin bu postun önünde birbirlerine selam vermesine ‘mukâbele’ adını verdiklerini ve bunun ‘canın cana selamı’ olarak nitelendirildiğini ifade etti. Sema’nın tamamıyla bir miraç yolculuğu olduğunu vurguladı.
Siyah Hırka ve Beyaz Tennure: Semazenin giydiği siyah hırka toprağı simgelemektedir. Bu hırkadan sıyrılma, dünya bağlarından kopuşu temsil eder. İçindeki beyaz tennure ise kefeni sembolize eder. Bu kıyafetlerle birlikte Cenab-ı Allah’a doğru başlayan bir yolculuk ve kavuşma düşüncesiyle zikir icra edilmektedir. Sağdan sola doğru dönüş, kalbin etrafında yapılan bir dönüşü ifade ederken, sağ elin açık, sol elin ise kapalı duruşunun da kendine özgü manevi anlamları bulunmaktadır.
İstanbul Ve Marmara’ya Yılbaşı Öncesi 4-5 Günlük Kar Uyarısı
Veri politikasındaki amaçlarla sınırlı ve mevzuata uygun şekilde çerez konumlandırmaktayız. Detaylar için veri politikamızı inceleyebilirsiniz.