Van Yüzüncü Yıl Üniversitesi Eğitim Fakültesi Çocuk Gelişimi Bölümü 1’inci sınıf öğrencisi Rojin Kabaiş’in yaklaşık 13 ay önce şüpheli ölümü, ardında bıraktığı soru işaretleriyle gündemdeki yerini korumaktadır. Soruşturma dosyasında yer alan son adli tıp raporları, olaya yeni ve kritik bir boyut kazandırmıştır. Kızının ölümüyle ilgili çabalayan acılı baba Nizamettin Kabaiş, Rojin’in atletinde bulunan kanın başka bir kadına ait olduğunun kendisine iletildiğini açıkladı.
Rojin Kabaiş, 27 Eylül’de kaldığı yurttan ayrıldıktan sonra kendisinden bir daha haber alınamadı. Ailesinin ve yetkililerin başlattığı yoğun arama çalışmaları, genç kızın bulunmasına yönelik umutları yeşertirken, maalesef acı bir haberle son buldu. Rojin’in cansız bedeni, kayboluşundan 18 gün sonra, 15 Ekim tarihinde Van’ın İpekyolu ilçesine bağlı Mollakasım Mahallesi sahilinde bulundu. Bu trajik keşif, olayın detaylarının aydınlatılması adına geniş çaplı bir soruşturmanın fitilini ateşledi.
Soruşturma kapsamında, Adli Tıp Kurumu (ATK) Biyoloji İhtisas Dairesi tarafından hazırlanan rapor dosyaya girdi. Bu raporda, Rojin’in göğüs bölgesinden alınan ‘Sternal bölge’ ve vajina iç bölgesinden alınan ‘intra vajinal 5’ olarak adlandırılan örneklerde, genç kızın kendi DNA’sıyla karışık halde 2 farklı erkek kişiye ait DNA profili tespit edildiği belirtildi. Bu önemli bulgu üzerine, cenazenin olay yerinden Van Adli Tıp Grup Başkanlığı Morg İhtisas Dairesi’ne nakli ve otopsi sürecinde temas ettiği değerlendirilen toplam 134 kişiden DNA örnekleri alındı. Ancak, Adli Tıp Kurumu 5’inci Adli Tıp İhtisas Kurulu’nun hazırladığı ikinci bir raporda, alınan bu 134 örneğin, bulunan 2 erkek DNA profiliyle uyuşmadığı ve herhangi bir bulaşın tespit edilmediği kesin olarak ifade edildi. Bu durum, tespit edilen erkek DNA’larının, otopsi veya cenaze nakli sırasında oluşmuş bir kontaminasyon olmadığını ve dolayısıyla Rojin’in ölümüyle doğrudan ilişkili olabileceği ihtimalini güçlendirdi.
Kızının şüpheli ölümünün üzerinden geçen 13 aylık süreye rağmen davanın aydınlatılamaması, baba Nizamettin Kabaiş’in derin üzüntüsünü artırdı. Kabaiş, dosyanın neden bu kadar eksik yürütüldüğünü sorguladı. Geçtiğimiz günlerde avukatlarıyla birlikte Van Cumhuriyet Başsavcısı ile görüştüğünü belirten baba Kabaiş, çalışmaların hızlandırılması talebinde bulundu. Telefonun neden incelenmediği sorusuna ise, cihazın önce Portekiz’e daha sonra İspanya’ya gönderileceği yanıtını aldıklarını ifade etti. Nizamettin Kabaiş, soruşturmadaki en çarpıcı çelişkilerden birini şu sözlerle dile getirdi: “Katillerin izi var ama tutuklu yok. Rojin’in üzerinden 2 erkek DNA’sı çıktı. Daha sonra 134 kişiden DNA alındı. Eşleşmedi ve bulaş olmadığı kesinleşti.”
Acılı baba, soruşturmaya yeni bir boyut kazandıran kritik bir bilgiyi de paylaştı. Daha önce kızının atletinde kan izi tespit edildiği ve bu kanın Rojin’e ait olma ihtimali üzerinde durulduğu bilgisinin kendilerine verildiğini aktaran Kabaiş, 20 gün sonra Van’a tekrar gittiklerinde ise gerçeğin farklı olduğunu öğrendiklerini belirtti: “Rojin’in atletindeki kanın başka bir kadına ait olduğu bize söylendi.” Bu açıklama, olayın karmaşıklığını ve üzerindeki sis perdesini daha da yoğunlaştırdı. Nizamettin Kabaiş, Başsavcı’dan üniversitedeki tüm erkeklerin, Çardakçı ve Mollakasım köylerindeki tüm erkeklerin DNA tespiti için örnek vermesini rica etti. Kabaiş, “Bu konuda kimse yanlış anlamasın ama yapılması gereken budur. Çünkü telefonu ve cansız bedeni orada bulundu. O kadının kanı kime aittir? Devlet bunu tespit edebilir. Dayanacak gücüm kalmadı. Bunlar kimse tespit etsinler ve en ağır cezayı versinler” diyerek adaletin bir an önce tecelli etmesi çağrısında bulundu.
Rojin Kabaiş ailesinin avukatı Zeynep Demir, soruşturmadaki bu önemli detaya dikkat çekti. Demir, saptanan kan lekesinden alınan örnekle kimlik tespitinin yapılmasının kritik olduğunu vurguladı. Avukat Demir, konuya ilişkin açıklamasında şunları kaydetti: “Daha önce olan bir kan lekesi, DNA profili bozulduğu için kime ait olduğu ATK’da tespit edilemedi. Kime ait olduğuna dair bir tespit yer almıyor ancak kanın bir kadına ait olduğu kısmı kesin olarak tespit edilmiş. Oradaki çelişkinin giderilmesi için o kanın kime ait olduğunun tespit edilmesi gerekiyor.” Bu durum, soruşturmanın seyrini değiştirebilecek yeni bir ipucu olarak değerlendirilmekte ve olayın aydınlatılması adına kanın gerçek sahibinin belirlenmesinin hayati önem taşıdığını ortaya koymaktadır.
Mudurnu Taşkesti Kara Yolunda Yaşanan Trafik Kazasında Otomobil Sürücüsü Yaşamını Yitirdi
Veri politikasındaki amaçlarla sınırlı ve mevzuata uygun şekilde çerez konumlandırmaktayız. Detaylar için veri politikamızı inceleyebilirsiniz.