Ankara Cumhuriyet Başsavcılığı’nın yürüttüğü geniş çaplı sahte elektronik imza soruşturmasının üçüncü aşamasında hazırlanan iddianame, Ankara 23. Asliye Ceza Mahkemesi tarafından kabul edildi. Bu gelişme ile birlikte, kamu görevlilerine ait sahte kimlik belgeleriyle usulsüz e-imza oluşturarak, haksız yere sürücü belgesi ve mesleki eğitim sertifikası düzenlenmesi olaylarına ilişkin yargılamaların kapsamı daha da genişledi.
Ankara Cumhuriyet Başsavcılığı Bilişim Suçları Soruşturma Bürosu tarafından titizlikle yürütülen bu aşamada, kamu görevlilerine ait kimlik belgelerinin sahtelerinin kullanılarak e-imza vermeye yetkili şirketlere müracaat edildiği ve bu yolla sahte elektronik imzalar oluşturulduğu tespit edildi. Ardından, elde edilen bu usulsüz e-imzalar aracılığıyla 33 kişiye sahte sürücü belgesi, 72 kişiye ise yine usulsüz mesleki eğitim sertifikası düzenlendiği belirlendi.
Soruşturmanın tamamlanmasının ardından toplam 123 şüpheli hakkında iddianame hazırlandı. Bu şüphelilerden 1’inin örgüt yöneticisi, 18’inin ise örgüt üyesi olduğu ifade edildi. İddianamede, şüphelilerin çeşitli ağır suçlamalarla karşı karşıya olduğu belirtildi. Talep edilen cezalar arasında, ‘Suç işlemek amacıyla örgüt kurma’, ‘Suç örgütüne üye olma’, ‘Resmi belgede sahtecilik’, ‘Ölçme, Seçme ve Yerleştirme Merkezi Hizmetleri Hakkında Kanuna muhalefet’, ‘Kişisel verileri hukuka aykırı olarak ele geçirmek veya yaymak’, ‘Bilişim sistemindeki verileri bozma, yok etme, erişilemez kılma, sisteme veri yerleştirme’ ve ‘Bilişim sistemine hukuka aykırı müdahale suretiyle haksız çıkar sağlama’ suçları yer aldı. Savcılık, söz konusu suçlardan dolayı şüpheliler için 4 yıldan 136 yıla kadar hapis cezası talep etti. İddianame, ilgili incelemelerin ardından Ankara 23. Asliye Ceza Mahkemesi tarafından kabul edilerek dava açılmış oldu.
Bu soruşturma çerçevesinde daha önce Ankara Cumhuriyet Başsavcılığı tarafından 2 ayrı iddianame daha hazırlanmıştı. İlk iddianamede 134, ikinci iddianamede ise 65 şüpheli olmak üzere, toplam 199 kişi hakkında dava açıldı. Bu iddianamelerde de şüpheliler için ‘Resmi belgede sahtecilik’, ‘Bilişim sistemlerine hukuka aykırı girme’ ve ‘Suç işlemek amacıyla örgüt kurma’ suçlarından 5 yıldan 50 yıla kadar değişen sürelerde hapis cezaları talep edilmişti. Hazırlanan ilk 2 iddianame, yargılamanın bütünlüğünü sağlamak amacıyla Ankara 23. Asliye Ceza Mahkemesi’nde birleştirildi. Böylece, sahte e-imza skandalıyla ilgili tüm davalar aynı mahkeme çatısı altında yürütülmeye başlandı.
Soruşturmanın bir başka dikkat çekici gelişmesi ise, Ankara 23. Asliye Ceza Mahkemesi’nde 10 Ekim tarihinde görülen duruşmada yaşandı. Mahkeme, sanıklar Ziya Kadiroğlu, Mıhyedin Yakışır, Yalçın Maraşlı, Gökay Celal Gülen ve Taner Dağhan hakkında adli kontrol şartıyla serbest bırakılma kararı vermişti. Ancak, bu karara Ankara Cumhuriyet Başsavcılığı derhal itiraz etti. Savcılığın itirazını değerlendiren nöbetçi ağır ceza mahkemesi, itirazı haklı bularak söz konusu sanıkların tutuklanmasına hükmetti. Bu gelişme, davanın ciddiyetini ve yargı sürecinin dinamiklerini bir kez daha ortaya koydu.
Bakan Bolat 2026 Yılı Mal İhracatı Hedefinin 280 Milyar Doların Üzerine Çıkarılacağını Duyurdu
Veri politikasındaki amaçlarla sınırlı ve mevzuata uygun şekilde çerez konumlandırmaktayız. Detaylar için veri politikamızı inceleyebilirsiniz.