Bakırköy Cumhuriyet Başsavcılığı tarafından yürütülen geniş kapsamlı bir soruşturma neticesinde, Balıklı Rum Hastanesi Vakfı İktisadi İşletmesi bünyesinde gerçekleştirildiği iddia edilen sahte reçete ve dolandırıcılık eylemlerine ilişkin iddianame Bakırköy Ağır Ceza Mahkemesi tarafından kabul edildi. Bu iddianame, Sosyal Güvenlik Kurumu’nun (SGK) ve adı geçen hastanenin milyonlarca Lira zarara uğratıldığı, ayrıca uyuşturucu madde niteliğindeki kırmızı ve yeşil reçeteli ilaçların yasa dışı yollarla piyasaya sürüldüğü yönündeki ciddi iddiaları içeriyor. Toplamda 5 şüpheli hakkında ağır hapis cezaları talep edilirken, soruşturma kapsamında 16 kişi “müşteki”, 18 kişi ise “mağdur” olarak kaydedildi.
Olaya ilişkin süreç, Balıklı Rum Hastanesi Vakfı’nın 24 Eylül 2020 tarihinde Başsavcılığa yaptığı şikayet dilekçesiyle başladı. Vakıf, dilekçesinde, kurum bünyesinde gerçekleştirdiği iç denetimler sonucunda bazı çalışanların şüpheli eylemlerini tespit ettiğini bildirdi. İç denetimler neticesinde, hastanede çocuk psikiyatristi olarak görev yapan Prof. Dr. Ayten Erdoğan, tıbbi sekreter/sağlık çalışanı Nazan Demirel ve eczane kalfası Resul Çiçek’in dışarıdan bazı eczacılarla anlaşarak sahte reçeteler düzenledikleri ve bu yolla resmi evrakta sahtecilik yaptıkları öne sürüldü. Bu eylemlerin hem hastaneyi hem de pek çok kişi ve kurumu zarara uğrattığı belirtildi.
İddianameye göre, şüpheliler kimlik kontrolü yapmaksızın hastaları muayene etmiş gibi göstererek resmi evraklar düzenlediler. Hastaneye gelen kişilere yönelik SGK sisteminde herhangi bir sorun olmamasına rağmen, “Sistemde problem var” bahanesiyle kayıt açmadan işlem yaptıkları tespit edildi. Bu yöntemle, yeşil ve kırmızı reçeteler düzenlenerek kamu kurumları zarara uğratıldı. Özellikle Ayten Erdoğan adına düzenlenen belgeler incelendiğinde, protokol numaralarının çoğunda adı geçen hastaların değil, başka kişilerin kayıtlı olduğu ortaya çıktı. Protokol numaralarında kayıtlı olan bu kişilerin, ilgili tarihlerde hastaneye hiç gelmedikleri, dolayısıyla hastanenin resmi sisteminde hiçbir kayıtlarının bulunmadığı belirlendi. Şüphelilerin, hastanede kaydı olan başka bir kişinin protokol numarasına sahte reçeteler düzenlediği ve bu yolla kişisel verileri izinsiz kullandıkları iddia edildi.
Ayrıca, bazı hastalara “sistem yoktur” kaşesi vurularak, sisteme kaydetmeden çok sayıda yeşil ve kırmızı reçeteye tabi ilaçların hastane adına reçete edildiği belirtildi. Bu usulsüzlüklerin, hastanın sigortalı olması durumunda hem Balıklı Rum Hastanesi Vakfı’nın hem de SGK’nın maddi kayba uğramasına neden olduğu tespit edildi. Hastanenin yoğun olduğu bahanesiyle birçok hastanın Erdoğan’ın anlaşmalı olduğu psikiyatristlere yönlendirilmesinin de müşteki hastanenin maddi kayıp yaşamasında etkili olduğu dile getirildi.
Soruşturma, hastane ve sağlık çalışanlarının normalde dışarıdan başka eczane veya sağlık kurumu gibi yerlerle resmi ve uygun olmayan ilişkilere girmelerinin yasak olduğunu ortaya koydu. Ancak, Prof. Dr. Ayten Erdoğan’a sürekli olarak dışarıdan bir eczanenin kalfası olan sanık Resul Çiçek tarafından reçete edilen ilaçların getirildiği belirlendi. Bu durumun, Çiçek ile Erdoğan arasında bir menfaat ilişkisi olduğunu gösterdiği ifade edildi. İddianamede, Resul Çiçek’in, Prof. Dr. Ayten Erdoğan ve hastane çalışanı Nazan Demirel ile birlikte hareket ederek farklı müştekiler adına ilaçlar yazdırdığı ve bu sahte reçeteleri SGK’ya fatura ettirdiği kaydedildi. İlaçların temin edilmesinde ise eczane sahibi Ahmet Hamidi ve ilaç mümessili Cüneyt Kamaoğlu’nun sanık Çiçek ile iletişim kurarak birlikte hareket ettikleri değerlendirildi.
SGK Başkanlığı İstanbul Sosyal Güvenlik İl Müdürlüğü Süreyyapaşa Sağlık Sosyal Güvenlik Merkezi’nin yazısına göre, yapılan incelemelerde kurum zararını oluşturan reçete içeriği ilaçların güncel fiyatları üzerinden yapılan değerlendirmede, 975.573,23 Lira olduğu tespit edildi. Ancak bu miktarın yalnızca sahte reçetelerle ilaç temin edilmesi nedeniyle SGK’nın uğradığı zarar olduğu vurgulandı. Şüphelilerin usulsüz reçetelerle temin ettikleri, içerik itibarıyla uyuşturucu maddeler ihtiva eden kırmızı ve yeşil reçeteli ilaçları, olay tarihinde çok düşük fiyatlardan SGK’dan temin ettikten sonra, telefon görüşme tutanaklarında tespit edildiği üzere piyasada kutular ve taneler halinde satarak pazarladıkları anlaşıldı.
Telefon görüşme tutanaklarından bazılarında şüphelilerin bu ilaçları kutu başına 100 Euro‘ya pazarlayarak sattıkları, 20 kutu sipariş verilmesi halinde satış fiyatında indirim yapacaklarını söyledikleri de tespit edildi. Yazıda, “Uyuşturucu olarak piyasaya sürülmüş olabileceği değerlendirilen bu ilaçların satışının SGK dışında kamunun da ayrıca zarar görmesine neden olduğu, uyuşturucu maddeler ihtiva eden kırmızı ve yeşil reçeteli ilaçların piyasada kutu ve tane olarak satılabileceği göz önüne alındığında kamunun uğrayacağı zararın belirtilen miktarın çok üzerinde olabileceğinin değerlendirildiği” ifadelerine yer verildi.
İddianamede tutuklu sanıklar Prof. Dr. Ayten Erdoğan ve Nazan Demirel için, “kamu görevlisinin resmi belgede sahteciliği”, “kişisel verileri hukuka aykırı olarak ele geçirmek veya yaymak” ve “kamu kurum ve kuruluşlarının zararına dolandırıcılık” suçlarından 13 yıl 9 aydan 46’şar yıla kadar hapis cezası talep edildi. Tutuklu sanık Resul Çiçek, tutuksuz sanık Ahmet Hamidi ile firari sanık Cüneyt Kamaoğlu için ise, “kişisel verileri hukuka aykırı olarak ele geçirmek veya yaymak”, “kamu kurum ve kuruluşlarının zararına dolandırıcılık” ve “resmi belgede sahteciliğe yardım etme” suçlarından 9 yıl 4 ay 15 günden 31 yıl 6’şar aya kadar hapis cezası istendi. Ayrıca sanık Çiçek hakkında “uyuşturucu veya uyarıcı madde imal ve ticareti” suçundan 7,5 yıldan az olmamak kaydıyla hapis cezası öngörüldü.
Öte yandan, Eyyüp Çiçek, Yılmaz Ergül ve faili meçhul bir kişi hakkında ise, “resmi belgede sahtecilik”, “suç işlemek amacıyla örgüt kurma”, “kamu kurum ve kuruluşları ve benzeri tüzel kişiliklerin araç olarak kullanılması suretiyle dolandırıcılık”, “kamu kurum ve kuruluşlarının zararına dolandırıcılık” ve “kişisel verileri hukuka aykırı olarak ele geçirmek veya yaymak” suçlarından kovuşturmaya yer olmadığına karar verildiği belirtildi. İddianamenin Bakırköy Ağır Ceza Mahkemesi tarafından kabul edilmesiyle birlikte, sanıkların ilerleyen günlerde hakim karşısına çıkması bekleniyor.
Ambulansta Doğan Bebeğin Kimliği Hastanede Yanlış Kaydedildi Aile 7 Aydır Mağduriyet Yaşıyor
Veri politikasındaki amaçlarla sınırlı ve mevzuata uygun şekilde çerez konumlandırmaktayız. Detaylar için veri politikamızı inceleyebilirsiniz.