Adalet sisteminde önemli değişiklikleri öngören 11. Yargı Paketi, Türkiye Büyük Millet Meclisi (TBMM) Başkanlığı’na sunuldu. AK Parti TBMM Grup Başkanı Abdullah Güler tarafından yapılan açıklamalara göre, bu kapsamlı düzenleme, özellikle 54 ila 55 bin civarındaki mevcut hükümlüyü doğrudan ilgilendirmekte olup, önümüzdeki bir yıl içerisinde bu sayının 80 ila 90 bine ulaşabileceği öngörülüyor. Paket, bir af niteliği taşımamakta, aksine koşullu salıverme şartlarında yapılan bir eşitlik düzenlemesi olarak konumlandırıldı.
Yeni Yargı Paketi, toplumda artış gösteren bazı suç tiplerine karşı daha caydırıcı tedbirler getirmeyi hedefliyor. Abdullah Güler, özellikle son dönemde artan kiralık araçların geri getirilmemesi, parçalanarak satılması veya suçlarda kullanılması gibi güveni kötüye kullanma suçlarının önüne geçmek amacıyla cezalarda artış öngörüldüğünü belirtti. Buna göre, suçun konusunun motorlu kara, deniz veya hava taşıtı olması halinde verilecek cezanın bir kat artırılması teklif edildi.
Vatandaşların canını yakan bilişim dolandırıcılığı eylemleriyle mücadele kapsamında da önemli düzenlemeler pakette yer aldı. Bilişim sistemlerinin kullanılması suretiyle işlenen suçlarda, ilgili banka hesabının banka ve finans kuruluşları tarafından 48 saate kadar askıya alınabilmesi imkânı getirildi. Bu tedbirin amacı, suçta kullanıldığı tespit edilen paraların adli merciler tarafından el konulması veya askıya alınması yoluyla dolandırılan vatandaşların paralarına ulaşma konusunda yaşadıkları sıkıntıları en aza indirmektir. Bu sayede, yaşlı veya engelli kişilerin kendilerini kamu görevlisi olarak tanıtan kişilerce yönlendirilerek dolandırılmalarının önüne geçilmesi amaçlanıyor.
Paket, özellikle dolandırıcılık faaliyetlerinde kullanılan GSM hatlarına yönelik sıkı denetimler ve yeni standartlar getiriyor. Buna göre, GSM hattı abonelikleri artık çipli kimlik kartlarıyla yapılabilecek. Bilgi Teknolojileri ve İletişim Kurumu, gerçek veya tüzel kişiler adına açılabilecek hat sayısına ilişkin bir sınırlama getirecek. Bu düzenleme ile sonsuz sayıda hat alınarak dolandırıcılıkta kullanılmasının önüne geçilmesi hedefleniyor. Ayrıca, vefat eden kişilere ait hatların periyodik kontrolleri yapılacak ve yabancı uyruklu gerçek kişilere ait mobil haberleşme hatları için de özel numara tahsisi ve kullanımında belli standartlar uygulanacak. Diplomatik ilişkiler ve yabancı misyon görevlileri bu istisnanın dışında tutulacak.
Dolandırıcılık, hırsızlık, banka veya kredi kartlarının kötüye kullanılması suçlarında kullanıldığı tespit edilen telefon hatlarının şebeke ile bağlantısının kesilmesi de pakette yer alan önemli bir tedbir olarak öne çıktı. Soruşturma veya kovuşturma kapsamında Cumhuriyet Savcısı, hâkim veya mahkeme tarafından istenilen bilgi veya belgenin 10 gün içinde fiziki veya elektronik ortamda gönderilmemesi halinde, banka ve finans kuruluşları ile operatörlere idari para cezası uygulanması teklif edildi. Geçiş hükümlerinde ise, mevcut davalarda olumsuzluk yaşanmaması adına geçici madde düzenlemesi yapıldı. Vatandaşlara ve yabancı uyruklu kişilere, yeni düzenlemeler doğrultusunda abonelik kayıtlarını güncellemeleri, hatlarını kendi üzerlerine almaları veya kapatmaları için süre tanınacak. Bu düzenlemeler nedeniyle ortaya çıkabilecek mali külfetin tüketiciye yansıtılmaması için de teklifte öneriler sunuldu.
Paket, Türk Ceza Kanunu’nun 158. maddesinde düzenlenen dolandırıcılık suçlarının yargılamalarının asliye ceza mahkemelerinde görülmesine imkân tanıdı. Bu sayede asliye ceza mahkemeleri nezdinde ihtisaslaşma sağlanarak bu suçlara ilişkin yargılamaların daha makul sürede sonuçlandırılması ve böylelikle daha etkin bir mücadele yürütülmesi amaçlanıyor.
Suç işleyen akıl hastalarının rehabilitasyon süreçleri tamamlanmadan toplum hayatına katılmalarını engellemek amacıyla da düzenlemeler getirildi. Kısmi akıl hastalarının mahkûm oldukları cezaları ceza infaz kurumunda infaz etmeleri ve ayrıca bu kişiler hakkında akıl hastalarına özgü güvenlik tedbirlerine hükmedilmesi pakette yer aldı. Tedavi ve koruma amacıyla sağlık kurumunda geçirilen sürelerin belirsizliğini gidermek ve yetersizliğini önlemek amacıyla, bu kişilerin belirli bir süre sağlık kurumunda kalmaları ve tedaviye yönelik destekler almaları gerekliliği vurgulandı. Toplum açısından tehlikelilikleri ortadan kalkmadan serbest bırakılmamaları noktasında da bir tedbire yer verildi.
Anayasa Mahkemesi’nin geçmiş dönemlerde verdiği iptal kararları doğrultusunda da bazı kanunlarda değişikliklere gidildi. 5651 sayılı İnternet Kanunu’nda düzenlemeler yapıldı. Ayrıca, yüze karşı veya gıyapta hakaret suçlarının ön ödeme kapsamına alınması ve uzlaştırma kapsamından çıkarılması da teklifte önerilen hususlar arasında yer aldı. Bölge adliye mahkemelerinin bozma yetkisinin kapsamı genişletildi. Buna göre, bölge adliye mahkemeleri, hükmün gerekçe içermemesi ve hüküm için önemli olan hususlarda mahkeme kararıyla savunma hakkının sınırlandırılmış olması durumlarında bozma kararı verebilecek, böylelikle daha etkin ve hızlı bir yargılama süreci hedeflendi.
Paket, borçlunun bazı yakınlarıyla yaptığı ve aksinin ispatına imkân verilmeksizin bağışlama olarak kabul edilen ivazlı tasarrufların aksinin ispatını mümkün kılacak yeni düzenlemeleri de içeriyor. Avukatlık Kanunu’nda ise Anayasa Mahkemesi’nin iptal kararları doğrultusunda hukuki belirlilik, ölçülülük ve elverişlilik ilkeleri gözetilerek uyarı, kınama, idari para cezası ve geçici meslekten çıkarma gibi disiplin hükümlerinde yeni düzenlemeler yapıldı. Her yıl olduğu gibi, genel sağlık sigortası prim borçlarıyla ilgili olarak da 2015-2016 yılı itibarıyla asıl ve ferilerinin tahsilinden vazgeçilmesi teklifi kanun teklifine eklendi.
11. Yargı Paketi’nin en dikkat çekici düzenlemelerinden biri, kamuoyunda “Kovid-19 düzenlemesi” olarak bilinen infaz uygulamalarındaki eşitsizliği gidermeye yönelik adım oldu. AK Parti Grup Başkanı Abdullah Güler, “Kovid-19 düzenlemesi bir af değildir. Ne genel affın içine sığar ne de kısmi aftır; bunu özellikle belirtelim” diyerek düzenlemenin niteliğini netleştirdi. Düzenleme, pandemi döneminde Sağlık Bakanlığı Bilim Kurulu’nun önerileri doğrultusunda Adalet Bakanlığı tarafından infaz kurumlarında risklere karşı alınan tedbirlerin neden olduğu uygulama farklılıklarını ortadan kaldırmayı hedefledi.
Güler, 2020 yılında başlayan pandemi nedeniyle ceza infaz kurumlarında bulunan hükümlülere yönelik uygulanan koşullu salıverme ve denetimli serbestlik süreleriyle ilgili tedbirlerin 31 Temmuz 2023 tarihinde sona erdiğini hatırlattı. Bu durum, aynı tarihte işlenmiş olsa dahi yargılaması hızlı yapılmayan ve cezası 31 Temmuz 2023 sonrasında kesinleşen hükümlüler arasında eşitsizliğe yol açtı. Yeni düzenlemeyle, 31 Temmuz 2023 tarihi ve öncesinde işlenen suçlar nedeniyle hükümlü olacakların da, daha erken açık ceza infaz kurumuna ayrılma veya denetimli serbestliğe ayrılma imkânından faydalanabilmesi sağlandı.
Bu kapsamda, kapalı ceza infaz kurumundan 3 yıl daha erken açık ceza infaz kurumuna ayrılma ve açık ceza infaz kurumundan ise 3 yıl daha erken denetimli serbestliğe ayrılma imkânı getirildi. Güler, “Biz sadece oradaki eski uygulamayı, 31 Temmuz 2023 öncesi hükümlülere ilişkin düzenlemedeki kavramı, maddi içeriği neyse aynen yazdık. Biz sadece oraya bir ekleme yaptık: Mahkûmiyeti, yani hükmü kesinleşenleri değil; suç işleyenleri ekledik. Eski uygulama neyse aynısı olacak. Sadece ‘suç işleyenler’ kavramı yenileniyor. Başka bir ekleme, çıkarma yok arkadaşlar” şeklinde konuştu. Bu düzenlemenin, ilk etapta yaklaşık 54-55 bin civarında mahkûmu doğrudan etkilemesi beklenirken, önümüzdeki bir yıl içinde hükmü kesinleşeceklerle birlikte toplam 80-90 bin hükümlünün bu kademeli süreçten yararlanabileceği tahmin ediliyor. Koşullu salıverme şartları ise Adalet Bakanlığı ve başsavcılıklar bünyesindeki idari gözlem kurullarının kanaatleriyle değerlendirilmeye devam edecek.
Tavuk Yemeği Sonrası Hayatını Kaybeden Neslinur’un Ölümüyle İlgili Soruşturma Başlatıldı
Veri politikasındaki amaçlarla sınırlı ve mevzuata uygun şekilde çerez konumlandırmaktayız. Detaylar için veri politikamızı inceleyebilirsiniz.