a

Dışişleri Bakanı Fidan Şam Ve YPG Arasındaki Görüşmeleri Kritik Buldu

Son dakika haberi... Dışişleri Bakanı Hakan Fidan, katıldığı bir televizyon programında gündeme ilişkin soruları yanıtladı. Şam'la YPG arasındaki...

Dışişleri Bakanı Hakan Fidan, A Haber canlı yayınında yaptığı açıklamalarda Türkiye’nin dış politikasındaki aktif rolünü ve bölgesel gelişmelere ilişkin kritik değerlendirmelerde bulundu. Bakan Fidan, özellikle Suriye’deki son durumu, Şam ile YPG arasındaki görüşmelerin seyrini ve Gazze’deki insani krize yönelik uluslararası çabaları detaylandırdı.

Yoğun Diplomasi Trafiği: ABD Ziyaretleri Ve Bölgesel Gündem

Bakan Fidan, Türkiye’nin son yıllarda dış politikada ortaya koyduğu performansın, ülkeyi güvenilir bir ortak ve iş birliği aranan bir aktör haline getirdiğini vurguladı. Bu çerçevede, 23 Eylül’de New York’ta Birleşmiş Milletler nezdinde Cumhurbaşkanı Erdoğan’ın ABD eski Başkanı Trump ile yedi Müslüman ülke lideriyle bir araya geldiğini, ardından 25 Eylül’de Washington’a yapılan ziyarette Cumhurbaşkanı Erdoğan’ın Trump tarafından ağırlandığını hatırlattı. Bu görüşmelerde Türkiye-ABD ikili ilişkilerinin yanı sıra bölgesel konuların da kapsamlı bir şekilde ele alındığını belirtti.

Fidan, bölge haritasını işaret ederek, Türkiye’nin kuzeyinde devam eden Rusya-Ukrayna Savaşı’nın, kuzeydoğusundaki Kafkaslar’da donmuş bir savaşın barışa evrilme sürecinin, komşu İran ile olan ilişkilerin ve uzun süredir devam eden nükleer sorunların, Irak meselesinin ve özellikle de Suriye dosyasının hem ABD hem de Türkiye için büyük önem taşıdığını ifade etti. Bu konularda belirli bir anlayış birliğinin ve koordinasyonun sağlanmasının, menfaatlerin korunması, maliyetlerin azaltılması ve faydaların artırılması açısından zorunlu olduğunu dile getirdi.

Suriye Dosyası: Şam-YPG Görüşmeleri Ve Diplomatik Süreç

Suriye meselesinin Beyaz Saray’daki yetkililerle yapılan görüşmelerin temel konularından biri olduğunu belirten Bakan Fidan, diplomatik süreçlerin çözüm getirememesi durumunda sorunun askeri ve istihbarat birimlerinin omuzlarına yüklendiğini, bunun da güvenlik ve ekonomik maliyetleri artırdığını ifade etti. Bu bağlamda, Şam ile YPG arasındaki görüşmelerin gidişatının fevkalade önemli olduğunu vurguladı. Bu görüşmelerin, İsrail’in bölgedeki müdahalesi ve diğer gelişmeler nedeniyle bir dönem kesintiye uğradığını hatırlattı.

Bakan Fidan, hem ABD’nin hem de Türkiye’nin birincil meselesinin, İsrail’in Suriye için bir tehdit olmaktan çıkmasını ve Suriye’nin de İsrail için bir tehdit oluşturmamasını sağlamak olduğunu kaydetti. Herkesin birbirinin toprak bütünlüğüne ve egemenliğine saygı gösterdiği bir bölge vizyonunu dile getirdi. Suriye topraklarının bir kısmının işgal altında olduğunu ve bu işgalin sona ermesi gerektiğini, Suriye’nin geri kalanını tehdit eden yaklaşımlardan kaçınılması gerektiğini sözlerine ekledi.

Fidan, Türkiye’nin Suriye’de istikrarın sağlanması, mültecilerin geri dönüşü ve yeni yönetimin uluslararası meşruiyet kazanması için harcadığı çabanın tarihte benzerine az rastlanır düzeyde olduğunu vurguladı. Türkiye’nin ahlaki ve onurlu bir dış politika izlediğini, Suriye’nin menfaatini, toprak bütünlüğünü ve halkının refahını ön planda tuttuğunu belirtti. Bu diplomatik çabaların, stratejik derinliğe sahip ülkelerin yürütebileceği hamleler olduğunu ifade etti.

Suriye’nin güneyindeki Dürzi kardeşlere yönelik İsrail provokasyonlarına da değinen Fidan, bunun iç kargaşaya dönüşme potansiyeli taşıdığını ve YPG ile Alevi/Nusayri bölgelerine yayılma riskinin bulunduğunu dile getirdi. Bu tür ihtilafların geçiş sürecinde, kurumsal kapasitenin zayıf olduğu dönemlerde dış aktörler tarafından desteklenebileceği uyarısında bulunarak, yakın takibin önemine dikkat çekti.

Bakan Fidan, Birleşmiş Milletler Güvenlik Konseyi’nin Ahmed Şara ve arkadaşlarını terör örgütü listesinden çıkarmasının, Suriye’nin istikrarı ve ekonomik refahı açısından çok önemli bir diplomatik hamle olduğunu ve uluslararası toplumun hızlı desteğinin nadir görülen bir başarı olduğunu kaydetti.

Gazze Krizi Ve Uluslararası İstikrar Gücü

Gazze meselesinin en can yakıcı konulardan biri olduğunu belirten Bakan Fidan, 23 Eylül’de sekiz Müslüman ülkenin devlet başkanının Trump ile bir araya gelerek oluşturduğu anlayış birliğinin önemine işaret etti. Tıkanan konuların aşamalı olarak çözülmesi için yoğun çalışmalar yürütüldüğünü ifade etti.

Fidan, Cumhurbaşkanı Erdoğan’ın başkomutan olarak ordulara hareket emri verecek makam olduğunu hatırlatarak, gerekli şartlar oluştuğunda Türkiye’nin Gazze’de elini taşın altına koymaya ve asker gönderme de dahil her türlü sorumluluğu üstlenmeye hazır olduğunu net bir şekilde belirtti. Bu mesajın uluslararası topluma, ortaklara ve ilgili aktörlere iletildiğini vurguladı.

Birleşmiş Milletler Güvenlik Konseyi’nde Gazze için bir karar taslağı üzerinde tartışmaların devam ettiğini aktaran Bakan Fidan, özellikle “Uluslararası İstikrar Gücü”nün yetkileri ve işleyişi konusunda uluslararası hukuk metni niteliğinde bir taslak üzerinde müzakerelerin sürdüğünü söyledi. ABD’nin bu konuda yaptığı çalışmalar ve Türkiye ile yürütülen istişareler sonucunda taslakların sürekli evrildiğini belirtti.

Amerikalıların koordinasyonunda İsrail ile kurulan bir Sivil-Askeri İşbirliği Merkezi’nin olduğunu açıklayan Fidan, bu merkezin Uluslararası İstikrar Gücü’nün nasıl şekilleneceği, hangi ülkelerin yer alabileceği, ateşkesin uygulanması ve yeni değerlendirmeler yapılması gibi üç temel işlevi yürüttüğünü ifade etti. ABD’nin “Gazze’ye Amerikan askeri girmeyecek” ve “Uluslararası İstikrar Gücü’ne Amerikan askeri verilmeyecek” açıklamalarına rağmen, barış anlaşmasını ilerletme konusunda koordinasyonu sağlama iradesinin devam ettiğini ve askeri makamlar arasında yakın diyaloğun sürdüğünü kaydetti.

ABD-türkiye İlişkileri Ve CAATSA Meseleleri

25 Eylül’de Cumhurbaşkanı Erdoğan ile Trump’ın Beyaz Saray’da bir araya geldiği görüşmede, Trump’ın CAATSA yaptırımlarının Türkiye ile ABD arasında olmaması gereken bir mesele olduğunu belirterek, kaldırılması talimatını verdiğini aktaran Fidan, ancak CAATSA’nın Kongre’den geçen bir yasa olması nedeniyle bürokratik engellerle karşılaşıldığını ifade etti. Demokrasilerde çarelerin tükenmeyeceğini ve niyet iyi olduğu sürece çözüm arayışının devam edeceğini belirten Bakan, Trump’ın bu konudaki iradesinin takip edildiğini ve en kısa sürede çözüme kavuşturulmasını umduklarını dile getirdi.

Filistin Yönetimi Ve Diplomatik Çözüm Arayışları

Hamas’ın defalarca Gazze’nin yönetimini Filistinli bir komiteye devretmeye hazır olduğunu deklare ettiğini belirten Bakan Fidan, bu komitenin ağırlıklı olarak Gazze’deki apolitik isimlerden müteşekkil olduğunu ve isimlerin belli olduğunu açıkladı. Ancak bu mekanizmanın hayata geçmesi için zamana ihtiyaç duyulduğunu ve mevcut zaman aralığının kırılganlığı artırdığını, insani yardımların girişini zorlaştırdığını ve ihlallerin önüne geçilemediğini ifade etti. Bu noktada ABD’nin devreye girmesinin ve baskı kurmasının fevkalade önemli olduğunu vurguladı.

Hamas’ın DEAŞ gibi bir terör örgütü olarak nitelendirilmesi sonucunda ortaya çıkan tepkiselliğe değinen Fidan, bu retoriğin yapı çözümüne tabi tutulması ve yanlış algıların düzeltilmesi gerektiğini belirtti. Diplomasiyle yanlış algıları çözüp yenilerini oluşturmaya çalıştıklarını ifade etti. İsrail’in işgalini yok edecek, iki devletli çözümün mümkün kılınacağı bir yol haritasının da Filistinlilere verilmesi gerektiğini savundu. Türkiye’nin bu konudaki ilkesel duruşunu dile getirerek, sivilleri kimin öldürdüğüne değil, fiile bakıldığını, faile değil yaklaşımının Batılı ülkelerden farklı olduğunu belirtti.

Güçlü Liderliğin Bölgesel Etkisi

Bölgedeki ilişkilerin daha kurumsal, kalıcı ve stratejik aşamaya evrilmesi için Cumhurbaşkanı Erdoğan’ın liderliğinin devamına ihtiyaç duyulduğunu ifade eden Bakan Fidan, güvene dayalı kişisel ilişkilerin Ortadoğu’daki diplomatik toplamın yüzde 80-90’ını oluşturduğunu vurguladı. Cumhurbaşkanı Erdoğan’ın güvenilir lider vasfı taşımasının, Türkiye’nin uluslararası ilişkilerdeki birçok sorunu basit bir şekilde çözmesine yardımcı olduğunu kaydetti.

Fidan, son 20 küsur yıldır Türkiye’nin etrafında bir ateş çemberi oluşmuşken, ülkenin bir gül bahçesi gibi ayakta kalmasının ardında güçlü liderliğin, aklın, iradenin, çalışma azminin, ilişkiler ağının, profesyonelliğin ve denge gözetiminin yattığını dile getirerek, Türkiye’nin dış politikasının sadece kendi lehine değil, bölgedeki diğer ülkelerin menfaatini de gözeten bir yaklaşıma sahip olduğunu vurguladı.

Bu yazı yorumlara kapatılmıştır.

Sıradaki haber:

Ege Denizi’nde 4.0 Büyüklüğünde Deprem Ayvacık Açıklarını Sarstı

Veri politikasındaki amaçlarla sınırlı ve mevzuata uygun şekilde çerez konumlandırmaktayız. Detaylar için veri politikamızı inceleyebilirsiniz.