a
  • Tek Sayfa Haber
  • Gündem
  • Halit Yukay’ın Vefat Ettiği Deniz Kazasında Bilirkişi Raporu Emsalsiz Çarpışmayı Ortaya Koydu

Halit Yukay’ın Vefat Ettiği Deniz Kazasında Bilirkişi Raporu Emsalsiz Çarpışmayı Ortaya Koydu

Yalova'dan Bozcaada'ya gitmek üzere denize açıldığı teknesi, parçalanmış ve yarı batık halde bulunan iş insanı Halit Yukay'ın (43) ölümüne ilişkin Bandırma...

Yalova’dan 04 Ağustos’ta saat 15.10’da Bozcaada’ya gitmek üzere ‘Graywolf’ isimli teknesiyle denize açıldıktan sonra teknesi parçalanmış ve yarı batık halde bulunan iş insanı Halit Yukay’ın, arama çalışmalarının 19’uncu gününde, Erdek ilçesinin 7 mil açığında, denizin 68 metre derinliğinde cansız bedenine ulaşıldı. Bu trajik olayla ilgili yürütülen soruşturmada hazırlanan bilirkişi raporu, kazanın detaylarını ve kusur oranlarını net bir şekilde ortaya koyarken, denizcilik literatüründe neredeyse eşi benzeri görülmemiş bir çarpışmaya işaret etti.

Cenazenin Zorlu Tespit Ve Çıkarılma Süreci

İş insanı Yukay’ın cenazesine ulaşma süreci oldukça meşakkatli geçti. Cesedin denizin 68 metrelik derinliğinden çıkarılması için Türk Deniz Kuvvetleri’ne ait ‘TCG Işın’ isimli kurtarma ve yedekleme gemisi 26 Ağustos’ta bölgeye intikal etti. Ancak olumsuz hava koşulları nedeniyle geminin demirlemesi 3 gün boyunca mümkün olmadı. Rüzgarın etkisini yitirmesiyle birlikte 29 Ağustos’ta çalışmalara başlanabildi. Cenaze, deniz polisi tarafından 23 Ağustos’ta ve Deniz Kuvvetleri Komutanlığı tarafından 28-29 Ağustos tarihlerinde iki kez insansız su altı robotu (ROV) aracılığıyla görüntülendi. İlk teşhis, cesedin sol kolunda bulunan mavi kordonlu saatten yapıldı. Bu saat, Halit Yukay’ın Yalova Limanı’ndan teknesiyle ayrıldığı anlara ait güvenlik kamerası görüntüleriyle karşılaştırıldı ve saatin Yukay’a ait olduğu kesinleşti.

Halit Yukay’ın cenazesi, kayboluşunun 30’uncu gününde, 03 Eylül’de, ‘TCG Alemdar’ kurtarma gemisindeki özel eğitimli dalgıçlar tarafından 68 metre derinlikten asansör sistemi kullanılarak başarılı bir şekilde çıkarıldı. Cenaze, Bursa Adli Tıp Kurumu’nda yapılan otopsinin ardından 06 Eylül’de İstanbul Marmara Üniversitesi İlahiyat Fakültesi Camisi’nde kılınan namazın ardından Ümraniye Hekimbaşı Mezarlığı’na defnedildi.

Soruşturmanın Seyri Ve Kritik Deliller

Bandırma Cumhuriyet Başsavcılığı tarafından yürütülen soruşturma kapsamında, Halit Yukay’ın parçalanmış yatına çarptığı iddia edilen ‘Arel 7’ isimli yük gemisi mercek altına alındı. Sahil Güvenlik ekiplerinin yaptığı ilk incelemelerde, kuru yük gemisinin ön kısmında belirgin sürtme izleri tespit edildi. Yalova Cumhuriyet Başsavcılığı da bölgedeki yoğun gemi trafiğini ve ‘Arel 7’nin rotasını detaylı bir şekilde araştırdı. Soruşturma dosyasına giren iki kritik fotoğraf karesi, iddiaları güçlendirdi. Kazadan bir gün önce Çanakkale’de çekilen fotoğrafta geminin ön kısmında herhangi bir iz bulunmazken, 05 Ağustos’ta geminin yükünü taşıdığı İzmit’te çekilen fotoğrafta ‘Arel 7’nin önündeki belirgin iz ve darbe açıkça gözlendi.

‘Arel 7’ isimli kuru yük gemisinin 05 Ağustos’ta saat 04.00 sıralarında İzmit Limanı’na yanaşma anına ait güvenlik kamerası görüntüleri de soruşturma dosyasındaki yerini aldı. Görüntülerde, gemi kaptanı Cemal Tokatlıoğlu ile mürettebatın saat 04.17’de gemiden inerek baş kısmına gelip gemiyi dikkatle inceledikleri, ardından iskele baş tarafta durarak tekrar gemiye baktıkları görüldü. Bu görüntüler, geminin önündeki sürtme izlerini gösteren fotoğraflarla birlikte önemli bir delil olarak değerlendirildi.

Yapılan kriminal incelemeler de çarpışma iddialarını doğruladı. 92 metre boyunda, 11 metre genişliğindeki ‘Arel 7’ gemisinin ön tarafındaki çiziklerden ve Yukay’ın parçalanan teknesinin hasarlı kısımlarından alınan numuneler, Bursa Kriminal Polis Laboratuvarı Müdürlüğü’ne gönderildi. İnceleme sonucunda, Halit Yukay’ın teknesi ile ‘Arel 7’nin önündeki sürtme izlerindeki boya kalıntılarının eşleştiği tespit edildi. Kriminal raporda, geminin tahrip olan ve ‘çarpma bölgesi’ olarak belirtilen kısmından alınan mikro düzeydeki örneklerle, Yukay’ın teknesinden alınan örneklerdeki renk ve katmanların benzer fiziki yapıda olduğu belirtildi. ‘Graywolf’ teknesinin ‘karakutusu’ olarak bilinen ve seyir güzergahı, tarih, saat gibi bilgileri içeren ‘konsol’ parçasında yapılan ilk incelemeden sonuç alınamadığı için cihaz daha detaylı bir araştırma için yurt dışına gönderildi.

Hukuki Süreç Ve Kaptan Tokatlıoğlu’nun Durumu

Kazayla ilgili hukuki süreçte ‘Arel 7’ isimli kuru yük gemisinin kaptanı Cemal Tokatlıoğlu, ‘Taksirle ölüme neden olma’ suçlamasıyla Yalova’da gözaltına alındı. Yurt dışı çıkış yasağı ve adli kontrol şartıyla serbest bırakılan Tokatlıoğlu hakkında Yalova Cumhuriyet Başsavcılığı’nın yaptığı itiraz üzerine 10 Ağustos’ta İstanbul’da yeniden gözaltına alınarak tutuklandı. Ancak Erdek 3’üncü Asliye Ceza Mahkemesi tarafından 23 Ekim’de tahliye edildiği bilgisi edinildi.

Bandırma Cumhuriyet Başsavcılığı tarafından hazırlanan iddianamede, gemi kaptanı Tokatlıoğlu hakkında ‘Taksirle ölüme neden olma’ suçundan 3 yıldan 9 yıla kadar hapis cezası talep edildi. Ayrıca şirket yetkilisi Arda G. (45) ile gemi mürettebatından Ahmet S. (58), Erhan E. (52), İsa A. (52), Metin S. (50), Muhammet F.G. (27), Oğuzhan D. (27), Ramazan D. (56) ve Tahir B. (60) olmak üzere toplamda 9 sanık için ‘Yardım ve bildirim yükümlülüğünü yerine getirmeme sonucu ölüme neden olma’ suçundan ayrı ayrı 1 yıldan 3 yıla kadar hapis cezası istendi.

Bilirkişi Raporunun Çarpıcı Bulguları

10 sanığın ifadelerinin yer aldığı 14 sayfalık iddianamedeki bilirkişi raporu, kazanın nasıl meydana geldiğine dair çarpıcı tespitler içerdi. Raporda, “Fiziksel temasın gerçekleştiği, gemi gövdesindeki sürtme izleri boya kalıntıları, boya analizi sonuçları ve enkazın yapısal bütünlüğü gibi teknik bulgularla doğrulandığı, ‘Graywolf’ isimli teknenin batmasına yol açan hasarın, ‘Arel-7’ gemisiyle meydana gelen çarpışmadan kaynaklandığı” açıkça ifade edildi.

Denizcilik Literatüründe Emsalsiz Bir Kaza

Bilirkişi raporu, kazanın meydana geldiği ana kadar hem Halit Yukay’ın hem de gemi kaptanı Cemal Tokatlıoğlu’nun çarpışma ihtimalini fark etmediğini ve olayın beklenmedik bir anda gerçekleştiğini vurguladı. Raporda özellikle, “Tarafımızca incelenen önceki deniz karalarına göre, benzer türde olaylara genellikle manevra kısıtının bulunduğu dar su yollarında rastlanıldığı, buna karşın açık denizde görüşünün iyi olduğu aydınlık saatlerde ve herhangi bir manevra kısıtının bulunmadığı bir bölgede, ticari gemi rotası üzerindeki bir gemiye bir sürat teknesinin tam seyir hızıyla baş tarafından ve doğrudan çarpması şeklinde bir kazaya denizcilik literatüründe neredeyse hiç rastlanılmadı” tespitiyle kazanın emsalsiz niteliği ortaya konuldu. Raporda, kazanın Halit Yukay’ın yüksek hızda seyrederken ticari gemi rotasında gerekli gözcülük görevini yerine getirmemesi nedeniyle meydana geldiği ve bu durumun teknik açıdan kazanın başlıca nedeni olarak değerlendirildiği belirtildi.

Kaza Anı Ve Etkili Faktörler

Raporda, kazanın oluşumuna etki eden faktörler arasında Yukay’ın oyuncu arkadaşı Kıvanç Tatlıtuğ ile yaptığı telefon görüşmesine de dikkat çekildi. Teknenin yüksek hızda seyretmesi, radar reflektörünün bulunmaması, gri renkli bordası nedeniyle düşük görünürlüğe sahip olması ve Halit Yukay’ın olay anında alt kamaradan telefon görüşmesi yapıyor olmasının kazanın etkili unsurları arasında bulunduğu tespit edildi.

Kıvanç Tatlıtuğ’un İfadesi Ve Zaman Eşleşmesi

İddianamede, Halit Yukay ile telefonda konuşan son kişi olan oyuncu Kıvanç Tatlıtuğ’un 11 Ağustos’ta İstanbul’da verdiği ifadeye de yer verildi. Tatlıtuğ’un beyanları, ‘Arel-7’ gemisinin seyir ve güzergah bilgilerinin incelenmesiyle elde edilen verilerle tam olarak örtüştü. Raporda, kazanın gerçekleştiği yer olarak değerlendirilen alanda ‘Arel-7’ gemisinin saat 17.09 sıralarında olağan dışı bir hareketle seyrinden çıkarak daire çizdiği ve tekrar güzergahına devam ettiği görüldü. Bu tespit, Halit Yukay’dan haber alınan son saat ve dakika bilgileriyle birebir uyuştu.

“Maktul Halit Yukay’ın alınan HTS ve baz istasyon bilgilerinin tetkikinde son olarak Erdek Çayağzı Koyu Küçükbucak Mevkinde bulunan baz istasyonundan saat 17.09’da sinyal aldığı tespit edilmiştir. Soruşturma kapsamında bilgi sahibi olarak beyanı alınan Kıvanç Tatlıtuğ’un beyanında tam olarak belirtilen saatte kendisi ile görüşme halinde olduğu ve 37 saniye süren telefon görüşmesi kapsamında, ‘Her şeyin yolunda olduğunu’ belirten şekilde görüşme gerçekleşirken birden, sağanak gibi bir ses duyduğunu ve görüşmenin sonlandığını beyan etmiştir” ifadeleriyle Tatlıtuğ’un son görüşmeye dair detayları iddianamede yer aldı.

Kusur Dağılımı: İş İnsanı Asli, Gemi Kaptanı Tali Kusurlu

Kazaya ilişkin tüm veriler birlikte değerlendirildiğinde bilirkişi raporunda, tekne kaptanı Halit Yukay’ın kazanın oluşumunda ‘asli kusurlu’ bulunduğu belirtildi. Deniz üzerinde tekne parçaları görmesine rağmen bildirimde bulunmayan gemi kaptanı Cemal Tokatlıoğlu’nun ise ‘tali kusurlu’ olduğu sonucuna varıldı. Raporda bu kusur dağılımı şu ifadelerle açıklandı:

“Arel-7 gemisi kaptanının geminin sevk ve idaresinden asli derecede sorumlu olduğu, kaza esnasında geminin köprüsünde aynı zamanda seyir vardiyasını tek başına tuttuğu, Arel-7 gemisinin radarda görünmeyen ve yüksek hızla kendisine gelen küçük bir tekneyi fark etmesi veya kendisini görmeyerek, doğrudan kendisine çarpma ihtimalini değerlendirme ihtimalinin çok düşük olduğu, kaptanın bu tür bir kaza ihtimaline karşı önsezi ve bilinç düzeyinin düşük olacağı, bu ihtimali fark etse dahi geminin büyük ve ataleti dolayısıyla rotasını değiştirmesi durumunda, kendisine doğru hızla gelen tekneden kaçma ihtimalinin bulunmayacağı, ancak uluslararası ve ulusal denizcilik kuralları gereği köprü üstünde vardiya tutan kaptanın, sürekli ve tetikte (alert) olarak gözcülük yapması gerektiği, sürekli gözcülük yapılması durumunda gemiye belirli bir mesafede yaklaşan teknenin tespit edilebileceği ve çatışma ihtimalinin bulunması durumunda, gemi düdüğü ile uyarılması sayesinde, tekne kaptanının kazayı önleme manevrası yapma şansının bulunduğu, bu anlamda gemi kaptanının kazayı önlemede tali derecede kusurlu olduğu anlaşılmıştır.”

Ayrıca, kazanın ardından Yukay’ın kurtarılma ihtimalinin çok düşük olduğuna dikkat çekilerek, “Çatışmanın hız ve darbe şiddeti dikkate alındığında, kazazedenin kapalı kamara içinde bilincini kaybetme ve deniz suyunun tekne içine dolması sonucu vefat etmiş olma ihtimalinin çok yüksek olduğu, kaza sonrasında gemi mürettebatının veya bildirim yapılmış olması durumunda olay yerine intikal edecek kurtarma ekiplerinin, kazazedeyi hayata tutma ihtimali çok düşük” ifadelerine yer verildi.

Kazadan 100 gün sonra Erdek 2’nci Asliye Ceza Mahkemesi tarafından kabul edilen iddianame sonrası, tutuksuz 10 sanığın yargılanmasına aralık ayında başlanacağı belirtildi.

Bu yazı yorumlara kapatılmıştır.

Sıradaki haber:

Çocuğun Cinsel İstismarı Hükümlüsü Uzunköprü’de Jandarma Operasyonuyla Yakalandı

Veri politikasındaki amaçlarla sınırlı ve mevzuata uygun şekilde çerez konumlandırmaktayız. Detaylar için veri politikamızı inceleyebilirsiniz.