a
  • Tek Sayfa Haber
  • Gündem
  • Batı Anadolu’daki Gelenbe Fayı’nda 6,5 Büyüklüğe Kadar Deprem Riski Bulunuyor

Batı Anadolu’daki Gelenbe Fayı’nda 6,5 Büyüklüğe Kadar Deprem Riski Bulunuyor

Balıkesir ve çevresinde süren artçı sarsıntılar endişe yaratırken gözler bu kez Gelenbe Fayı’na çevrildi. Prof. Dr. Süleyman Pampal, bu fay hattının bugüne...

Son dönemde Balıkesir ve çevresinde kaydedilen depremlerin ardından artçı sarsıntılar devam etmektedir. Jeoloji uzmanları, bu sismik hareketliliğin belirli bir süre daha süreceğini öngörmektedir. Bölge halkı, özellikle de merkez üsse yakın yerleşim birimlerinde ikamet edenler, bu “deprem fırtınası” olarak adlandırılan süreçte en ufak sarsıntıda dahi büyük bir endişe yaşamaktadır. Yakın zamanda meydana gelen 4,5, 4,4 ve 4,9 büyüklüğündeki depremlerin ardından, alanında uzman Profesör Doktor Süleyman Pampal, bölgedeki sismik aktiviteye ilişkin kapsamlı analizlerde bulunarak Gelenbe Fayı’nın taşıdığı potansiyel tehlikeye dikkat çekti.

Prof. Dr. Süleyman Pampal’dan Batı Anadolu Faylarına İlişkin Önemli Değerlendirmeler

Profesör Doktor Pampal, bölgedeki deprem fırtınasının ne kadar sürebileceğine dair soruları yanıtladı ve yaklaşık bir ay önce gerçekleştirdiği saha çalışmaları kapsamında Balıkesir, Akhisar ve Sındırgı başta olmak üzere Batı Anadolu’daki gözlemlerini aktardı. Uzman isim, genel olarak bölge halkının sarsıntılara karşı belirli bir alışkanlık geliştirdiğini ancak tedirginliğin özellikle Sındırgı ve çevresinde daha yoğun hissedildiğini ifade etti. Bu topraklarda tarihten gelen bir sismik aktivite olduğunu vurgulayan Prof. Dr. Pampal, halkın bu gerçekle yüzleştiğini ve geçmişte Selçuk’taki Efes harabelerinin Milattan Sonra 350 civarındaki büyük depremlerle önemini yitirip harabeye dönüştüğünü örnek göstererek, vatandaşların yıkıcı depremlerle karşılaşma olasılığını bilmeleri gerektiğini belirtti. Ayrıca artçı sarsıntıların daha uzun bir süre devam edebileceğinin altını çizdi.

Sındırgı Ve Simav Fay Kuşakları Aktifliğini Koruyor

Prof. Dr. Süleyman Pampal, bölgenin deprem kuşaklarına ilişkin çarpıcı açıklamalarda bulunarak coğrafi yapıyı detaylandırdı. Pampal, “Sındırgı Fay Zonu, Sındırgı’nın yakın batısından başlıyor. Güneybatıdaki Akhisar’dan kuzeye doğru Bigadiç’e uzanan ve kuzeye yakın kuzeydoğu, güneye doğru da güneybatı doğrultuda ilerleyen Gelenbe Fayı ile Simav Fay Zonu’nun kesiştiği bölge, Sındırgı’nın yakın batısı olarak tanımlanıyor” şeklinde konuştu. Uzman isim, bu bölgenin tarihsel süreçte son derece aktif olduğunu vurgulayarak, geçmişte yaşanan önemli sarsıntıları sıraladı: 2011’de 6 büyüklüğüne yakın bir deprem, 1970’te Gediz’de 7,2 büyüklüğünde bir sarsıntı, 1995’te Dinar’da 6,1 büyüklüğünde bir deprem ve 2002’de Çay-Sultandağı’nda 6,5 büyüklüğünde bir deprem yaşandı. Bu fay zonunun Afyon’dan batıya doğru uzanarak Akşehir, Konya ve Karaman’a kadar devam ettiğini ve sürekli olarak deprem üretme potansiyeli taşıdığını sözlerine ekledi.

Gelenbe Ve Sındırgı Faylarının Mekanizması Farklılık Gösteriyor

Prof. Dr. Süleyman Pampal, Sındırgı civarındaki fayların deprem üretim mekanizmasını açıklarken özellikle Gelenbe Fayı’na ayrı bir vurgu yaptı. Pampal’ın ifadelerine göre, “Bölgedeki Sındırgı ve Simav fay zonları normal faylar olarak çalışır. Normal faylar, Batı Anadolu’daki kuzey-güney yönlü çekmeler sonucu oluşan kırıklar. Sındırgı ve Simav fayları da buna örnek. Gelenbe Fayı ise doğrultu atımlı fay özelliği taşıyor ve mekanizması farklı. Doğrultu atımlı fayları oluşturan gerilmeler, kesme ve makaslama etkisiyle oluşuyor. Yani Sındırgı civarındaki normal faylarla mekanizmaları birbirinden ayrı. Bu nedenle ikisini birbirine fazla bağlamamak gerekiyor.” Bu farklı mekanizmaların, her bir fay hattının potansiyel davranışını belirlemede kritik bir rol oynadığını belirtti.

Kırılmayan Gelenbe Fayı Stres Biriktiriyor

Fayların kırılmasının, çevre fay hatlarında stres transferine yol açtığını açıklayan Prof. Dr. Pampal, bu durumun önemini vurguladı. “Sındırgı fayları kırıldıkça hem doğuya hem batıya stres transferi gerçekleşiyor. Bu stresin en yoğun olduğu noktalar, kırığın iki ucu oluyor. Batıdaki Gelenbe Fayı da bu stres yükünü taşıyor ancak bugüne kadar kırılmadı. Bu iyi bir şey” ifadelerini kullanan Pampal, Gelenbe Fayı’nın kırılma ihtimalinin bulunduğunu, ancak mekanizmalarının farklı olması nedeniyle bu ihtimalin çok yüksek olmadığını belirtti. Bununla birlikte, fayın taşıdığı riskin tamamen göz ardı edilmemesi gerektiği konusunda uyarıda bulundu.

Batı Anadolu’nun Jeolojik Yapısı Ve Gelenbe Fayı İçin Beklenen Büyüklük

Gelenbe Fayı’nın potansiyelini değerlendiren Prof. Dr. Süleyman Pampal, 7 büyüklüğünde bir deprem beklemediğini, ancak 6 ila 6,5 büyüklüğünde bir sarsıntının mümkün olduğunu belirterek, “Bu ihtimal maalesef var ve bilmemiz gerekiyor” dedi. Uzman isim, şu an aktif hareketliliğin olduğu bölge başta olmak üzere, Batı Anadolu’daki deprem mekanizmasını jeolojik yapıyla ilişkilendirerek açıkladı: “Kabuğun Batı Anadolu’da incelmesinin nedeni, alttaki magma yükselmesi. Türkiye’nin en ince kabuk yapısı Batı Anadolu’da bulunuyor, kalınlığı yaklaşık 15 kilometre. Doğuya doğru gidildikçe kabuk kalınlığı 30-40 kilometreye ulaşıyor. Bu nedenle doğuda kırılma zor, enerji daha uzun süre birikiyor ve çok daha büyük depremler meydana gelebiliyor.” Prof. Dr. Pampal, Batı Anadolu’nun bu açıdan farklı olduğunu vurgulayarak, burada genellikle 6-7 büyüklüğüne kadar depremlerin meydana geldiğini, nadiren 7’nin üzerine çıkan sarsıntıların gözlendiğini ifade etti. Bu bağlamda, Gelenbe Fayı için 6,5 büyüklüğüne kadar bir deprem ihtimalinin asla unutulmaması gerektiğine dikkat çekti.

Bu yazı yorumlara kapatılmıştır.

Sıradaki haber:

CHP Kurultay Davası Konusuzluk Ve Husumet Eksikliği Nedeniyle Reddedildi

Veri politikasındaki amaçlarla sınırlı ve mevzuata uygun şekilde çerez konumlandırmaktayız. Detaylar için veri politikamızı inceleyebilirsiniz.