Türkiye Cumhuriyet Merkez Bankası (TCMB), finansal piyasalardaki öngörülebilirliği artırma ve para politikası operasyonel çerçevesini sadeleştirme hedefiyle zorunlu karşılık uygulamalarında önemli düzenlemelere gitti. Yapılan tebliğ değişiklikleri, çeşitli yükümlülük türlerindeki zorunlu karşılık oranlarını revize ederken, geçici uygulamaların süresini de belirledi ve genel politika çerçevesini güçlendirdi.
Merkez Bankası’nın attığı adımlar çerçevesinde, yurt dışından doğrudan temin edilen uzun vadeli yabancı para yükümlülüklerdeki artış tutarına uygulanan yüzde 0 oranındaki zorunlu karşılık geçici uygulamasının süresi uzatılmadı. Bu karar, belirli bir süreliğine sağlanan teşvikin sona erdiğini ve bu tür yükümlülüklere genel zorunlu karşılık rejiminin uygulanacağını gösterdi.
Ayrıca, döviz tevdiat hesapları ile altın mevduat hesapları arasındaki zorunlu karşılık oranı farklılıkları giderilerek, bu hesap türleri arasında daha standart ve şeffaf bir uygulama sağlandı. Uzun vadeli yabancı para mevduat dışı yükümlülüklerin zorunlu karşılık oranları düşürüldü. Bu adımın, finans kuruluşlarının uzun vadeli yabancı para fonlama maliyetlerinde bir rahatlama yaratma ve bu kaynakların kullanımını teşvik etme potansiyeli taşıdığı belirtildi.
2022 yılında zorunlu karşılığa tabi yükümlülükler kapsamına alınan finansman şirketlerinin yurt içi bankalara olan yükümlülükleri, bu değişiklik kapsamında tekrar kapsam dışına çıkarıldı. Bu düzenleme, finansman şirketlerinin bankalarla olan ilişkilerindeki yükümlülüklerin sadeleştirilmesi ve operasyonel kolaylık sağlanması amacını taşıdı.
Tebliğ değişikliği ile birlikte, finansal istikrarı desteklemeye yönelik önemli bir makro ihtiyati araç olan kredi büyümesi sınırlaması uygulamasının süresi 1 yıl daha uzatıldı. Bu adım, Merkez Bankası’nın kredi piyasalarındaki dengeli ve sürdürülebilir büyümeyi teşvik etme yönündeki kararlılığını ve makro ihtiyati politikaların devamlılığını ortaya koydu.
Sadeleşme süreci kapsamında, vadesiz ve 1 aya kadar vadeli döviz mevduat ve katılım fonu hesaplarında zorunlu karşılık oranı, yüzde 32’den yüzde 30’a düşürüldü. Daha uzun vadeli döviz mevduat ve katılım fonlarında ise daha önce yüzde 22 ile yüzde 28 arasında değişen oranlar, tek bir yüzde 26 seviyesinde sabitlendi. Bu değişiklik, farklı vadelerdeki oranlarda sadeleşme ve standardizasyon sağlayarak, piyasalarda daha net bir çerçeve oluşturdu.
Kıymetli maden depo hesaplarında da benzer düzenlemeler yapıldı. Vadesiz ve 1 aya kadar vadeli kıymetli maden depo hesaplarında zorunlu karşılık oranı, yüzde 28’den yüzde 30’a çıkarıldı. Daha uzun vadeli kıymetli maden depo hesaplarında ise daha önce yüzde 24 ile yüzde 28 arasında uygulanan oran, yüzde 26 olarak güncellendi. Bu adımlar, döviz ve kıymetli maden hesapları arasındaki zorunlu karşılık rejiminde dengeleyici bir yaklaşım sergilendiğini ve piyasalardaki tutarlılığı artırdığını gösterdi.
Merkez Bankası, yabancı para yükümlülüklerindeki zorunlu karşılık oranlarında da vadeye göre kademeli indirimlere gitti. 1 yıla kadar vadeli yabancı para yükümlülüklerde oran yüzde 21 seviyesinde sabit bırakılırken, daha uzun vadelerde önemli düşüşler kaydedildi. Buna göre, 2 yıla kadar vadeli yabancı para yükümlülüklerde oran yüzde 16’dan yüzde 10’a düşürüldü; 3 yıla kadar vadeli yükümlülüklerde oran yüzde 11’den yüzde 8’e çekildi. Benzer şekilde, 5 yıla kadar vadeli yabancı para yükümlülüklerde oran yüzde 7’den yüzde 3’e inerken, 5 yıldan uzun vadeli yabancı para yükümlülüklerde ise oran yüzde 5’ten tamamen yüzde 0’a indirildi.
Bu kademeli indirimler, uzun vadeli yabancı para fonlamayı teşvik etme ve finansal sistemin daha sağlam bir yapıya kavuşmasına katkıda bulunma amacı taşıdı. Merkez Bankası’nın bu son düzenlemeleri, sadeleşme ve makro ihtiyati politikalar çerçevesinde atılan önemli adımlar olarak değerlendirildi ve finansal piyasaların gelecekteki seyrine yön verecek nitelikte oldu.
Türkiye OECD’nin En Hızlı Büyüyen 4 Ekonomisi Oldu