Sağlık Bakanı Fahrettin Memişoğlu, 3. Sağlıklı Türkiye Yüzyılı-Sağlıklı Yaşam Planı Çalıştayı’nın ardından gazetecilerin sorularını yanıtladı. Bakan Memişoğlu, Türkiye’nin sağlık politikalarında önemli bir dönüşüm hedeflediklerini belirterek, öncelikli hedefin tedavi yerine sağlıklı kalmak olduğunu vurguladı. Bu kapsamlı dönüşümün 10 yıllık bir eylem planıyla hayata geçirileceği ifade edildi.
Bakan Memişoğlu, çalıştayın ana temasını oluşturan “koruyan, geliştiren ve üreten sağlık modeli” üzerinde durdu. Bu modelin, bireylerin sağlığını kaybetmeden sağlıklı yaşam sürmeyi öğrenmelerini temel aldığını aktaran Memişoğlu, sağlık politikalarının da bu anlayış doğrultusunda şekillenmesi gerektiğini belirtti. Memişoğlu, “Topluma sağlıklı kalmayı, sağlığını kaybetmeden bedenine bakmayı ve onu nasıl yöneteceğini öğretmemiz ve bilinçli hale getirmemiz gerekir,” sözleriyle, eğitim ve bilinçlendirme faaliyetlerinin stratejik önemine dikkat çekti.
Sağlık politikalarının yalnızca Sağlık Bakanlığı’nın değil, toplumun tüm kesimlerinin ve kurumların ortak sorumluluğunda olduğunu dile getiren Bakan, 10 yıllık eylem planının bu geniş katılımı kapsayacağını vurguladı. Memişoğlu, “Bu sistemde sadece Sağlık Bakanlığı değil, toplumun ve kurumların hepsinin ortak hareket edeceği bir eylem planı hazırlamamız lazım,” diyerek, beslenme alışkanlıkları, yaşam ortamı koşulları, stres yönetimi ve fiziksel aktivite eksikliği gibi faktörlerin sağlığın temel belirleyicileri olduğunu ve bunlara yönelik entegre politikalar geliştirileceğini ifade etti. Eğer bireylerin beslenmesi ve yaşadığı ortam sağlıklı değilse, stres yükü fazlaysa veya yeterli hareket alanı yoksa sağlıklı kalma şansının kalmadığını belirtti.
Sağlıklı kalmanın öncelikli olarak toplumun talebi haline gelmesi gerektiğini belirten Bakan Memişoğlu, bu amaca ulaşmak için kamuoyunda farkındalık oluşturma çabalarına değindi. Yapılan boy ve kilo ölçümlerinin amacının, bireylerin kendi sağlık durumlarının farkına varmalarını sağlamak ve sağlıklı yaşamı talep etmelerini teşvik etmek olduğunu söyledi. Memişoğlu, toplumun kilolu olmanın eklem hastalıklarından kalp hastalıklarına kadar her türlü hastalığa karşı risk oluşturduğunu bilmesi gerektiğini aktardı. Aynı şekilde, sigara içenlerin akciğer kanseri, nefes darlığı ve diğer akciğer hastalıklarıyla karşılaşma riskinin yüksek olduğunu, uyku kalitelerinin ve genel yaşam kalitelerinin düşeceğini bilmeleri gerektiğini vurguladı. Bu bilgiler ışığında, koruyucu sağlıkla ilgili bir politika oluşturulduğunun altını çizdi.
Şeker oranı yüksek gıdaları tamamen yasaklamak yerine, toplumun şekeri az olan gıdaları talep etmesini arzu ettiklerini belirten Memişoğlu, bu konuda mevzuat çalışmalarının sürdüğünü bildirdi. Toplumun üçte birinin sigara içtiğine dikkat çekerek, kalan üçte ikinin de desteğiyle sigara içenlerin bu alışkanlığı bırakmasını sağlayacak politikaların oluşturulmaya çalışıldığını ifade etti. Memişoğlu, “Bunu endüstriyle beraber de yapmak lazım. Bunu talep ettiğiniz zaman toplum olarak endüstri veya bunu üreticiler de buna yönelik hareket edeceklerdir,” diyerek, endüstrinin de bu dönüşümde önemli bir rol oynayacağına işaret etti ve toplumun kültürünü, bilincini artırmak için bir eylem planı hazırladıklarını ekledi.
Bakan Memişoğlu, Türkiye’nin sağlık alanındaki temel önceliğinin artık tedavi değil, sağlıklı kalmak olduğunu net bir dille ifade etti. Ülkenin tedavi hizmetleri anlamında dünya çapında önemli bir konumda olduğunu belirterek, “Türkiye bugün, sağlıkta bir numara neredeyse. Hem hizmet anlamında, hem kalite anlamında, hem ulaşılabilirlik anlamında ama biz hastalığı tedavi ediyoruz,” sözleriyle mevcut başarıya rağmen, odağın değiştirilmesi gerektiğini vurguladı. Bu çalıştayların, bilimsel veriler ışığında, üniversiteler ve çeşitli paydaşların katılımıyla 10 yıllık sağlıklı kalma ve eylem planını, geleceğe yönelik stratejik planı hazırlamak amacıyla düzenlendiğini aktardı.
Memişoğlu, kısa süre içinde bu stratejik planın taslağının oluşturulacağını ve Türkiye’nin sağlıklı yol haritasının çizileceğini müjdeledi. Hem sigara konusunda hem de şekerli gıdalar konusunda açıkça tolerans gösterilmeyeceğinin altını çizdi. Bu kararlılık, kamu sağlığını koruma adına atılacak adımların ciddiyetini ortaya koydu.
Yiyecek ve içeceklerdeki fruktoz oranının azaltılmasına yönelik bir düzenlemenin yeni yasama yılında gündeme gelip gelmeyeceği sorusuna ilişkin olarak Bakan Memişoğlu, “Sigara, beslenme, gıda ve takviyelerle ilgili bir mevzuatsal çalışmayı Meclisimize sunacağız ama bu 2026’da olacak,” şeklinde kesin bir yanıt verdi. Bu açıklama, söz konusu düzenlemenin 2026 yılında Türkiye Büyük Millet Meclisi’ne sunulacağını ve kamu sağlığını korumaya yönelik yasal adımların atılacağını netleştirdi.
Aziz İhsan Aktaş Suç Örgütü İddianamesi Kabul Edildi Başkanlar İçin Rekor Hapis Cezaları Talep Edildi
Veri politikasındaki amaçlarla sınırlı ve mevzuata uygun şekilde çerez konumlandırmaktayız. Detaylar için veri politikamızı inceleyebilirsiniz.