Türkiye’nin doğal zenginlikleri arasında özel bir yere sahip olan, ülkenin dördüncü büyük gölü ve ikinci en büyük içme suyu rezervi olarak bilinen Eğirdir Gölü, son dönemde yaşanan kritik su seviyesi düşüşleriyle gündeme geldi. Bu önemli tatlı su kaynağında gözlemlenen çekilme, gölün Hoyran Boğazı mevkiinden ikiye ayrılmasına neden oldu ve ortaya çıkan manzaralar hem yerel halkı hem de ziyaretçileri derin bir endişeye sevk etti.
Gölün kıyılarından kilometrelerce geriye çekilen suyun ardından, daha önce su altında olan geniş alanlar karaya dönüştü. Özellikle Hoyran Boğazı’nda oluşan yeni kara parçası üzerinde çobanların hayvanlarını otlattığı görüldü. Bu durum, su ekosisteminin yerini karasal bir ortama bırakmasının en çarpıcı örneklerinden biri olarak kaydedildi.
Gölün kıyısındaki limanda demirli balıkçı tekneleri, su seviyesindeki ciddi düşüş ve buna bağlı olarak meydana gelen sığlaşma nedeniyle artık hareket edemez hale geldi. Bu durum, balıkçılıkla geçimini sağlayan birçok ailenin gelirini olumsuz etkiledi. Ayrıca, doğal güzelliğiyle dünya çapında tanınan ve önemli bir biyolojik çeşitliliğe ev sahipliği yapan Eğirdir Lagünü de tamamen kurudu. Bu ekolojik felaket, bölgenin kuş popülasyonu ve sucul yaşamı için de büyük bir tehdit oluşturuyor.
Eğirdir Gölü ile “Kovada kanalı” aracılığıyla bağlantısı bulunan ve “Eğirdir Gölü’nün yavrusu” olarak nitelendirilen Kovada Gölü de benzer bir kaderi paylaştı. Kovada Gölü’nün bir yarısı bütünüyle kururken, diğer yarısındaki su seviyesi ise kritik bir eşik olan 1 metreye kadar geriledi. Bu gözlemler, bölgedeki su döngüsünün ve ekosistemlerin ne denli kırılgan olduğunu bir kez daha ortaya koydu.
Bölgeyi ziyaret edenler, geçmişteki yemyeşil ve bereketli manzaraların yerini alan kurak ve çorak görüntü karşısında büyük bir şaşkınlık yaşadılar. Göl çevresinde tarım ve özellikle elmacılıkla uğraşan köylüler, yaz aylarında bahçelerini sulamak için tankerlerle su taşımak zorunda kaldı. Elma hasadı öncesi yaşanan bu su sıkıntısı, üreticilere büyük ekonomik zorluklar yaşattı. Yerel halk, yıllardır bölgede yeterli yağış olmamasının gölün bu duruma gelmesindeki ana etken olduğunu belirtirken, baraj ve göletlerde biriken suların tekrar göle aktarılması gerektiği yönünde çağrılarda bulundu.
Gölü defalarca ziyaret etmiş olan Ahmet Yetkin, gördüğü manzara karşısındaki üzüntüsünü dile getirerek, “Hiç bu kadar çekileceğini, kuruyacağını düşünmemiştim. İnsan görünce üzülüyor. Biz doğaseverler olarak hiç ihtimal vermezdik ama ihtimal verilmeyen şeyler başa geliyor. Bizim bilmediğimiz bir şey var; doğa, göl insana muhtaç değil. Doğa ve göl insansız yaşayabilir ama insanlar doğasız, gölsüz yaşayamaz. Yıllardır buraya geliriz, kıyılarda çekilme olurdu, bu denlisini ilk defa gördüm. Gölün çekilmesi sadece insanları değil, doğayı, hayvanları, bütün canlıları etkiliyor. Biz insanlar doğanın, suların, denizlerin bize ait olduğunu düşünüyoruz ama bütün canlılara ait. Su yoksa hayat da yoktur, ziyaretçi de yoktur. Her şeyin varlığı su. Suyun çekilmesi kuruması, buranın cazibe merkezi olmasının önüne geçer” ifadelerini kullandı.
Yaklaşık 35 yıldır Isparta’da ikamet eden Arif Palas ise Kovada Gölü’nün durumu için duyduğu üzüntüyü şu sözlerle aktardı: “Çok acı bir durum. Misafirlerimi Kovada Gölü’ne getirmiştim, keşke getirmeseydim. Geçen yıl gelmiştik her taraf suydu, şimdi çorak, kupkuru bir çöle dönmüş. Eğirdir Gölü’ne de gitmiştik orada da su çekilmiş ama bir nebze su olunca insan yadırgamıyor. Burada su bitmiş, hiçbir şey kalmamış. Misafirlerimizi ‘doğal cennet’ diye buraya getiriyorduk ama getiremeyiz herhalde bundan sonra. Su namına bir şey kalmamış. Suyun olmadığı yerde hayat da olmaz. Üzgünüz.” Fahri Çatmalı da son bir yıl içinde Kovada Gölü’nün geçirdiği değişimi vurgulayarak, “En son 1 yıl önce gelmiştik buraya. Dünürlerimiz getirmişti, burayı gördük ama şu anda o sudan eser kalmamış. Çok büyük bir doğa felaketi var. Böyle giderse bu yeşil alan 1 yıl sonra kupkuru olur” şeklinde konuştu.
Eğirdir Gölü çevresinde yaşayan Süleyman Dolaksız, geçmişle bugünü karşılaştırarak gölün çekilmesinin hayatlarındaki yansımalarını anlattı: “50 sene kamyonculuk yaptım, balıkçılık yaptım daha önce. Balıkçılık yaparken Müjde Ar burada Talat Bulut ile film çevirdi. Benim kayığı kiraladılar. 1 ay onları gezdirdim. Müjde Ar geldiğinde kayık burada kenardaydı, burası suydu, şimdi bahçe oldu. Göl en az 1 kilometre çekildi. Dedelerimiz, atalarımız çobanlıkla geçiniyormuş, göl gidince kötü oldu. Gölün çekilmesinin sebebi etrafta bahçeler, sulama sistemleri çoğaldı, her taraf sondaj oldu. Havalar da kurak gidince kışın dolmuyor gölümüz.” Dolaksız’ın ifadeleri, gölün sadece doğal bir varlık değil, aynı zamanda bölge halkının yüzyıllardır süregelen yaşam biçiminin ve ekonomisinin de temelini oluşturduğunu gözler önüne serdi. Artan tarımsal sulama ihtiyacı ve yeraltı suyu kullanımındaki artışın, kurak hava koşullarıyla birleşince gölün su seviyesini dramatik şekilde etkilediği belirtildi.
Van İranlı Turist Akınıyla Bölgede Öne Çıkan Destinasyon Oldu
Veri politikasındaki amaçlarla sınırlı ve mevzuata uygun şekilde çerez konumlandırmaktayız. Detaylar için veri politikamızı inceleyebilirsiniz.