a
  • Tek Sayfa Haber
  • Gündem
  • Organize Suç Örgütü ‘Yenidoğan Çetesi’ Davasında Kritik Duruşma Ertelendi

Organize Suç Örgütü ‘Yenidoğan Çetesi’ Davasında Kritik Duruşma Ertelendi

Kamuoyunda 'Yenidoğan Çetesi' davası olarak bilinen bebek hastaları önceden anlaştıkları özel hastanelerin yenidoğan ünitelerine sevk edip ölümlerine neden...

Bakırköy 22. Ağır Ceza Mahkemesi’nde görülen ve kamuoyunda ‘Yenidoğan Çetesi’ olarak bilinen organize suç örgütü davasında, sanıkların savunmalarına devam edilmesi amacıyla duruşma ertesi güne bırakıldı. Bakırköy Adliyesi konferans salonunda gerçekleşen kritik duruşmada, aralarında örgütün elebaşı olduğu iddia edilen doktor Fırat Sarı’nın da bulunduğu 13 tutuklu sanıktan 7’si mahkeme huzuruna çıktı.

04 Mart tarihinde, saat 11.00 sularında başlayan duruşmaya, bazı tutuksuz sanıklar, mağdurlar (müştekiler) ve taraf avukatları da katıldı. Sanıkların bir kısmı ise Ses ve Görüntü Bilişim Sistemi (SEGBİS) aracılığıyla duruşmaya katılım sağladı. Duruşma, kimlik tespitlerinin yapılmasının ardından sanık savunmalarıyla ilerledi.

Birleştirilen Dosyalar Ve Genişleyen İddianame

Mahkeme başkanı, duruşma sırasında yargılamanın kapsamını genişleten önemli bir kararı açıkladı. Sanıklar Ali Aksu ve Gökhan Göziş hakkında hazırlanan, “usulsüz fatura kesilmesi” ve “Sosyal Güvenlik Kurumu’nun (SGK) zarara uğratılması” iddialarını içeren iddianamenin mevcut dava dosyasıyla birleştirildiğini belirtti. Bu birleşmeyle birlikte, dosyanın karmaşıklığı ve sanık profili daha da genişledi. Ayrıca, Dursun Eryılmaz, Hasan Basri Gök, Hilda Keykubad, İbrahim Oktay, Zeki Ötünç, Serenay Şenkalaycı ve Songül Kaloğlu hakkında “ihmali davranışla kasten öldürme” suçlamasıyla hazırlanan iddianame de bu dosyaya dahil edildi.

Öte yandan, sanık Şeyhmuş Çelik’in “resmi belgede sahtecilik”, Şenay Çalıkoğlu’nun “resmi belgede sahteciliğe yardım etme” ve Cem Türker Öztürk’ün “nitelikli dolandırıcılık” suçlamalarıyla ilgili iddianameleri de ana davayla birleştirildi. Mahkeme başkanı, bu birleştirilen dosyalar kapsamında sanıkların ifadelerinin alınacağını vurguladı ve davanın çok yönlü bir nitelik kazandığını ifade etti.

Sanık Savunmaları: İddialara Yanıtlar

Duruşmada ilk savunmalarını yapan sanıklar, haklarındaki suçlamaları reddederek kendi pozisyonlarını izah ettiler.

Tutuklu Sanık Şeyhmus Çelik’in Beyanları

Tutuklu sanıklardan Şeyhmus Çelik, üzerine atılı suçlamaları reddettiğini belirterek, “Opara bebeği Hakan Doğukan kabul etmiş ve yatışı başlanmış. Tape kayıtlarında Hakan ile Fırat arasında, ‘Bu bebeğin yattığını Şeyhmus hocaya anlatmayacaksınız’ iddiası yer alıyor. Benim bilgim dışında bebek hastaneye kayıt olmuştur, ertesi gün hastaneye geldiğimde de bebek eks olmuştu zaten. Olayla ilgili benim bir ilgim yok. Ben herhangi bir suç örgütüne dahil değilim, kimseyi zarara uğratmadım” ifadelerini kullandı. Çelik, olayın kendi bilgisi ve onayı dışında gerçekleştiğini, hastanedeki bebek ölümüyle hiçbir bağlantısı olmadığını iddia etti.

Tutuksuz Sanık Hilda Keykubad’ın Duygusal Savunması

Kaya bebeğin ölümüyle ilgili tutuksuz yargılanan sanık Hilda Keykubad ise duygusal bir savunma yaparak suçsuzluğunu dile getirdi. “Ben işimden ve çocuğumdan başka bir hayat yaşamam. 10 yıldan beri hastanede canla başla çalışırım. Ben hayatımı hastalarıma ve çocuğuma adadım. Çok yoğun çalıştığım için evimi, çocuğumu ihmal ettim ama hastalarımı asla ihmal etmedim, etmem de. Suçsuzluğum ortaya çıksın istiyorum ben, aileme ve işime geri dönmek istiyorum. Adaletinize güveniyorum” sözleriyle mahkeme heyetine seslendi. Keykubad, hastaneden aldığı 20.000 Türk Lirası ücretin yarı zamanlı çalışma anlaşmasından kaynaklandığını, bu durumun suçlamalarla bir ilgisi olmadığını açıkladı. Kaya bebeğin tanı ve tedavi sürecinde yer almadığını, bebekle iki farklı doktorun ilgilendiğini de sözlerine ekledi.

Ölüm belgesini imzalaması konusuna da açıklık getiren Keykubad, “Bebek öldüğü zaman doktorlar ‘bebeğe tüm tanı ve tedavi yapıldı’ diye belge imzalamış ancak ölüm belgesini imzalamamışlar. Bu nedenle başhekim Ali Diril ısrar etti, eşime dedi ki ‘Ölüm belgesini Hilda imzalasın, takip ve tedavi sırasında Hilda’ya ait bir süreç yoktur’ diye belge imzalattı. Bu ölüm belgesini imzalamak bebeğin tüm sürecini benim yürüttüğüm anlamına gelmiyor. Bu sadece idari bir evraktır. Ben bu nedenle iyi niyetimle, bebek mağdur olmasın, ailesi şehir dışında yaşıyormuş, defin işlemi uzamasın diye imzaladım” şeklinde beyanda bulunarak, imzasının insani bir durumdan kaynaklandığını ve suç teşkil etmediğini savundu.

Duruşma Ertesi Güne Ertelendi

Mahkeme heyeti, sanıkların savunmalarına devam edilebilmesi için duruşmayı 05 Mart tarihine, saat 10.00’a erteleme kararı aldı. Davanın seyrinin, birleştirilen dosyalar ve ilerleyen savunmalarla daha da netleşmesi bekleniyor.

Bu yazı yorumlara kapatılmıştır.

Sıradaki haber:

İzmir’de Dhkp-c’ye Ağır Darbe 27 Şüpheli Gözaltına Alındı

Veri politikasındaki amaçlarla sınırlı ve mevzuata uygun şekilde çerez konumlandırmaktayız. Detaylar için veri politikamızı inceleyebilirsiniz.