a
  • Tek Sayfa Haber
  • Gündem
  • Eğirdir Gölü Buzul Çağı’ndan Bu Yana İlk Kez İkiye Ayrıldı Uzmanlardan Vahim Kriz Uyarısı

Eğirdir Gölü Buzul Çağı’ndan Bu Yana İlk Kez İkiye Ayrıldı Uzmanlardan Vahim Kriz Uyarısı

ürkiye'nin dördüncü büyük gölü ve önemli içme suyu rezervi olan Eğirdir Gölü, kuraklık ve yoğun tarımsal sulama nedeniyle geçtiğimiz günlerde ikiye ayrıldı....

Isparta’nın doğal güzellikleriyle ünlü Eğirdir ilçesinde yer alan ve bölge sakinleri tarafından “yedi renkli göl” olarak anılan Eğirdir Gölü, ciddi bir çevresel krizle karşı karşıya kaldı. Uzun süredir devam eden kuraklık, yetersiz yağışlar ve yoğun, kontrolsüz tarımsal sulama faaliyetlerinin birleşimiyle göl, tarihinde eşi benzeri görülmemiş bir boyuta ulaştı. Geçtiğimiz haftalarda yaşanan bu dramatik değişimle birlikte, gölün kuzey ve güney havzaları arasındaki doğal bağlantı tamamen koptu ve göl fiilen iki ayrı su kütlesine ayrıldı.

Drone ile kaydedilen görüntüler, bu vahim tabloyu gözler önüne serdi. Gölün özellikle orta kesimlerinde su seviyesinin kritik ölçüde çekildiği, suların yerini kuru toprağın ve yer yer oluşan adacıkların aldığı görüldü. Bazı vatandaşlar, gölün ayrılan kısmından yürüyerek karşıya geçme fırsatı bulurken, bölgeye gelen diğer ziyaretçiler ise bu üzücü manzarayı yüksek noktalardan, derin bir endişe ve hüzünle izlediler.

Eğirdir Gölü En Kötü Dönemini Yaşıyor

Isparta Uygulamalı Bilimler Üniversitesi Eğirdir Su Ürünleri Fakültesi Öğretim Üyesi Prof. Dr. Fahrettin Küçük, gölde yaşanan bu sürecin aslında yıllar öncesinden bilimsel çalışmalarla öngörüldüğünü ifade etti. Prof. Dr. Küçük, yaptığı açıklamada, “Eğirdir Gölü ve Türkiye’nin Göller Bölgesi, hatta Orta Anadolu gölleri şu anda en kötü dönemlerinden birini yaşıyor,” dedi. Beyşehir Gölü’nün de benzer bir kaderi paylaştığını ve giderek kuruma tehlikesiyle yüz yüze geldiğini belirten Küçük, “Son günlerde, özellikle son 1 hafta içerisinde Eğirdir Gölü’nün ikiye bölünmüş olması, bu durumun en somut ve çarpıcı göstergesi oldu. Aslında bu gelişme, daha önce yapılan bilimsel çalışmalarda öngörülmüştü. Gölün kuzeyi ile güneyi arasındaki bağlantının kopması, gölü canlı bir organizma gibi düşündüğümüzde bir organın diğerinden ayrılması anlamına geliyor ki bu da yaşam fonksiyonlarının ciddi şekilde bozulduğunun bir işaretidir,” şeklinde konuştu.

İnsan Müdahalesi Süreci Hızlandırdı

Özellikle Hoyran bölgesinde, tabandan ve çevreden gelen kaynak sularının Eğirdir Gölü’nün ana havzasına göre kısmen daha fazla olması sayesinde bu kısımda taze su girişinin devam ettiğini dile getiren Prof. Dr. Küçük, önemli bir uyarıda bulundu: “Ancak alt havzaya taze su girişi olmadığı sürece, biyolojik bir varlık olan Eğirdir Gölü yavaş yavaş canlılığını kaybedecektir. Göllerin yok olması doğal bir süreçtir; Holosen dönemi dediğimiz son buzul çağından günümüze kadar, yani yaklaşık 30 bin yıldır Anadolu’daki tüm iç suların giderek derinliğini kaybettiğini, sıcaklık artışı ve iklim değişikliğiyle birlikte kaynakların azaldığını ve göllerin sığlaştığını gözlemlemekteyiz.” Ancak Küçük, bu doğal sürecin son 20 ila 30 yılda, bölgede yürütülen yoğun tarım, meyvecilik ve kontrolsüz sulama faaliyetleri nedeniyle dramatik şekilde hızlandığını vurguladı. “Bu insan kaynaklı müdahaleler, göllerin normalden çok daha erken kurumasına neden olmuştur. Yani iklim değişikliğinin etkisi kadar, insan etkisi de bu süreçte çok büyük bir rol oynamaktadır. İnsan müdahalesi bu şekilde devam ettikçe, göllerin kurmamasını beklemek maalesef mümkün değildir,” ifadelerini kullandı.

Geleceğe Yönelik Karamsar Senaryo: İki Ayrı Göl

Türkiye’de, özellikle Anadolu’da yeraltı sularının sürekli ve aşırı miktarda çekildiğine dikkat çeken Prof. Dr. Küçük, mevcut durumun geri dönüşü olmayan bir noktaya doğru ilerlediğini belirtti: “Burada kötü bir gerçek var. Şu anda bile 10 yıl boyunca aralıksız yağmur ve kar yağsa, biz çektiğimiz yeraltı sularını eski seviyesine getiremeyiz. Bu nedenle yakın zamanda göllerin eski haline dönmesi pek mümkün görünmüyor.” Eğirdir Gölü’nün derinliğinin yalnızca bir yıl içerisinde yaklaşık 1 metre azaldığını dile getiren Küçük, “Her azalma, kuruma sürecini daha da hızlandırıyor. Çünkü su seviyesi düştükçe göl sığlaşıyor, güneş ışınları tabana kadar ulaştığı için su daha hızlı ısınıyor ve buharlaşma oranı artıyor. Bu da süreci gölün aleyhine işletiyor.” Eğer mevcut gidişat sürerse, önümüzdeki 10 yıl içerisinde Eğirdir Gölü’nün iki küçük çanak gölüne dönüşebileceği yönündeki tahmini, durumun ciddiyetini bir kez daha ortaya koydu.

Çözüm Önerileri Ve Halkın Bilinçlenmesi

Prof. Dr. Küçük, çözümün sadece doğadan beklenemeyeceğini, çünkü insan etkisinin doğada “çok büyük yaralar açtığını” ifade etti. “Yağmur ve kar yağmadığı sürece alınacak önlemler gölün lehine sonuç vermeyecektir. Ancak en azından süreci yavaşlatabiliriz. Bunun için yeraltı sularının tarımsal kullanımının tamamen durdurulması ve sadece içme suyu ihtiyacı için kullanılması gerekir. Çünkü yeraltı su seviyeleri düştükçe, tektonik yapıya sahip olan bu çöküntü gölü çatlaklardan ve düdenlerden su kaybetmeye devam edecektir. Bu da gölün yeniden dolmasını engeller,” açıklamasında bulundu.

Ne kadar yağmur veya kar yağarsa yağsın, gölün eski haline gelmesinin artık mümkün olmadığını kaydeden Küçük, yerel halkın durumun önemini yeterince kavrayamadığını gözlemlediğini belirtti. Bu noktada, tüm belediyelerin su kullanımı konusunda eğitilmesi ve örnek teşkil etmesi gerektiğini önerdi: “Belediyeler ve kamu kurumları halka tasarruf mesajları verse de, önce kendilerinin bu uygulamaları hayata geçirmesi gerekir. Örneğin, yağmurlu havalarda dahi karayollarının ortasındaki refüjlerde çimlerin sulandığını görüyoruz. Oysa çimi sürekli yeşertmeye çalışmak yerine, peyzajı farklı şekillerde, su tüketimi daha az olan bitkilerle düzenlememiz çok daha yararlı olacaktır.”

Yerel Halktan Endişeli Sesler Yükseldi

Gölün ikiye bölündüğü kısma gelen Eğirdirli çiftçi Mehmet Erdem de, yaşanan duruma ilişkin derin endişelerini dile getirdi. Erdem, “İki yıldır bu gölde çalışıyorum. Bu gölün derinliği 18 metreydi, şimdi ise 4 metreye düştü,” diyerek durumun vahametini gözler önüne serdi. Bahçelerinde sulama sistemini sondaj yöntemiyle kullandıklarını belirten Erdem, gölün tamamen çekilmesi durumunda kendi sularının da azalacağından korktuğunu ifade etti: “Susuzluktan sondaja indirdiğim pompam hava almaya başladı. Artık ağaçlardan da umudumuz kalmadı. Eğirdir tamamen tehlike altında.” Gölle geçimini sağlayan balıkçıların da artık ava çıkamadığını belirten Erdem, “Durum çok kötü. Yetkililerin bir an önce çözüm bulmasını bekliyoruz,” sözleriyle çağrısını yineledi.

Bu yazı yorumlara kapatılmıştır.

Sıradaki haber:

DEM Parti Heyeti İmralı Adası’na Abdullah Öcalan İle Görüşmek Üzere Hareket Etti

Veri politikasındaki amaçlarla sınırlı ve mevzuata uygun şekilde çerez konumlandırmaktayız. Detaylar için veri politikamızı inceleyebilirsiniz.