a
  • Tek Sayfa Haber
  • Sağlık
  • Ailevi Akdeniz Ateşi Tedavisinde Dönüm Noktası Kolşisin Ham Maddesi Artık Türkiye’de Üretiliyor

Ailevi Akdeniz Ateşi Tedavisinde Dönüm Noktası Kolşisin Ham Maddesi Artık Türkiye’de Üretiliyor

İstanbul Üniversitesi liderliğinde kurulan INFLAM-IST platformu, gut, Ailevi Akdeniz Ateşi ve Behçet hastalığının tedavisinde kullanılan kolşisin ilacının ham maddesi acı çiğdem bitkisini üretirken, yeni ilaç formları da geliştiriliyor.

İstanbul Tıp Fakültesi Romatoloji Bilim Dalı Başkanı Prof Dr Ahmet Gül dünyada nadir hastalıklar kategorisinde yer alan Ailevi Akdeniz Ateşi FMF tedavisindeki son gelişmeler ile Türkiye’nin ilaç geliştirme alanındaki kayda değer çabalarına ilişkin önemli açıklamalarda bulundu.

Prof Dr Gül genetik temelli bu hastalığın tekrarlayan iltihap ataklarına yol açtığını ve özellikle Akdeniz’in doğusundaki toplumlarda sıkça rastlandığını ifade etti.

Ailevi Akdeniz Ateşi Ve Komplikasyonları

Prof Dr Gül hastalığın karakteristik özelliği olarak karın zarı göğüs zarı eklemler ve bazen deride bir ila üç gün süren iltihap ataklarına neden olmasını gösterdi. Çocukluk çağında başlayan bu atakların değişen sıklıkta tekrarlayabildiğini vurgulayan Gül tedavi edilmediği veya tedavide geç kalındığı takdirde tekrarlayan iltihap ataklarına bağlı olarak amiloidoz adı verilen ciddi bir komplikasyonun gelişebileceği uyarısında bulundu.

Amiloidozun başta böbrek yetmezliği olmak üzere bağırsakta emilim kusuru kalp yetmezliği ve hatta ölüme yol açabilen hayati bir durum olduğunu belirten Gül bu komplikasyonun vücutta kronik iltihaplanma sonucu amiloid proteinlerinin birikmesiyle ortaya çıktığını ve iltihap bulgularının yeterli düzeyde kontrol altına alınamadığı durumlarda görüldüğünü ekledi.

Mevcut Tedavi Yaklaşımları Ve Kolşisin Ham Maddesinde Yerlileşme

Tanı konulduktan sonra kolşisin etken maddeli tedaviye başlanmasının kritik önem taşıdığını ifade eden Prof Dr Gül bu ilacın ham maddesinin Türkiye’de endemik olarak yetişen ancak saflaştırılmış hali yurt dışından ithal edilen Colchicum acı çiğdem bitkisinden elde edildiğini belirtti.

Kolşisin ham maddesinin tamamen bitkisel kökenli olduğuna dikkat çeken Gül Colchicum’un 100’den fazla türünün yarısından fazlasının Türkiye topraklarında endemik olmasına karşın saflaştırılmış kolşisinin dışarıdan temin edilmesi olgusunun altını çizerek bu durumun hem ekonomik hem de stratejik açıdan önemine işaret etti.

Yeterli dozda kullanıldığında kolşisin FMF ataklarının tekrarlamasını engelleyebiliyor. Bu nedenle hastaların tanı anından itibaren düzenli ve uygun dozda kolşisin alması büyük önem taşıyor. Ancak Prof Dr Gül kolşisin ilacının yeterli dozda kullanılmasına rağmen hastaların yüzde 5-10’luk bir kesiminde atakları baskılamanın veya iltihabı durdurmanın mümkün olmayabileceğini bildirdi. Bazı hastalarda ise ishal gibi yan etkiler nedeniyle istenilen doza ulaşılamadığını belirten Gül bu gibi durumlarda iltihaba neden olan İnterlökin-1’in (IL-1) etkisini azaltan biyolojik ilaçların kullanıldığını ifade etti.

Biyolojik İlaçlar Ve Yeni Tedavi Geliştirmeleri

Kolşisin ile yeterli yanıt alınamayan hastalarda doğrudan hastalığa neden olan hedefe yönelik İnterlökin-1’in etkisini azaltan biyolojik ilaçlar devreye giriyor. Prof Dr Gül dünya genelinde üç farklı biyolojik ilacın İnterlökin-1’in etkisini engelleyerek Ailevi Akdeniz Ateşi hastalarında atak tekrarlama sıklığını azaltmada ve iltihap bulgularını baskılamada faydalı olduğunun kanıtlandığını aktardı. Bu üç ilaçtan ikisinin Türkiye’de Ailevi Akdeniz Ateşi tedavisi için ruhsatlı ve geri ödeme kapsamında olduğunu da sözlerine ekledi.

Gül mevcut ilaçlara ek olarak her zaman yeni tedavi seçeneklerine ihtiyaç duyulduğunu belirtti. Bu kapsamda Türkiye’de ilk insan çalışması yapılan ve yakın zamanda faz-2 çalışması tamamlanan bir başka ilacın erken dönem sonuçlarının ekim ayında düzenlenecek bir toplantıda duyurulacağını müjdeledi. Faydalı etkilerinin gösterilmesiyle faz-3 çalışmasına geçilecek olan bu ilacın ruhsat işlemlerinin de faz tamamlandıktan sonra başlatılacağını bildirdi. Türkiye hastalığın sık görüldüğü bir ülke olması ve kolşisine yetersiz yanıt veren hasta popülasyonunun fazlalığı nedeniyle ilaç geliştirme çalışmaları için özellikle tercih edilen ülkeler arasında yer alıyor. Prof Dr Gül bu sayede ruhsatlı ilaçların yanı sıra yeni geliştirilen ilaçlara da önemli katkılar sağlandığını ve hastalar için seçeneklerin artırılabileceğini vurguladı.

Kolşisin Ham Maddesi Artık Türkiye’de Üretiliyor

Prof Dr Gül Türkiye’de ilaç sektörü için çığır açan bir gelişmeyi de paylaştı. İstanbul Üniversitesi liderliğinde üç akademik kurum ve iki ulusal endüstri ortağının bir araya gelmesiyle kurulan INFLAM-IST platformu kolşisin ilacının ham maddesi olan Colchicum bitkisini Türkiye’de üretmeye başladı. TÜBİTAK 1004 programı kapsamında yürütülen bu platform İnterlökin-1 etkisini engelleyen yeni tedavilerin geliştirilmesi konusunda önemli çalışmalar yürütüyor. Bu çalışmalar doğrultusunda kolşisinin ham maddesi olan Colchicum bitkisinin Türkiye’de üretilmesi ve bitkilerden kolşisin elde edilmesine yönelik faaliyetler başarıyla sürdürüldü.

Bu çalışmalar tamamlandığında kolşisinin bitkilerden tamamen yerli imkanlarla elde edilmesi mümkün olacak. Bu sayede kolşisinin yeni kullanım alanlarının ortaya çıkmasıyla artan ihtiyacın karşılanmasında ham madde temini açısından dışa bağımlılığın önüne geçilmiş olacak ve ülkeye önemli bir ekonomik kazanım sağlanacak.

Kolşisinin Genişleyen Kullanım Alanları Ve Ekonomik Katkılar

Prof Dr Gül kolşisinin geçmişten bugüne gut Ailevi Akdeniz Ateşi ve Behçet hastalığı tedavisinde yaygın olarak kullanıldığını ancak son yıllarda kalp damar hastalıklarında koruyucu olarak da uygulandığını belirtti. Benzer iltihap yollarının rol oynadığı başka hastalık gruplarında da ilacın yaygınlaşmasının beklendiğini dile getiren Gül bu durumun ilacın ham maddesine olan ihtiyacı artıracağını ve hem Türkiye hem de bu ilaca ihtiyaç duyan diğer ülkeler için önemli bir kaynak teşkil edeceğini vurguladı.

INFLAM-IST platformu bünyesinde “Hangi hasta kolşisine direnç gösteriyor” ve “Yeterli cevap vermeyen hastaları tanımlayacak objektif bulgular olabilir mi” gibi sorulara yanıt arayan biyobelirteç çalışmaları da yürütülüyor. Prof Dr Gül kolşisin ile ilgili araştırmaların Eczacılık Fakültesi ile Yalova’da bulunan Atatürk Bahçe Kültürleri Merkez Araştırma Enstitüsünde devam ettiğini bildirdi. Burada Türkiye’de verimi en yüksek olacak Colchicum türlerinin üretimi saksılardan tarlalara aktarılan bir süreçle son aşamaya gelmiş durumda. Hem üretim çalışmaları hem de bu bitkilerden kolşisinin elde edilmesine yönelik çalışmalar Eczacılık Fakültesi bünyesinde titizlikle sürdürülüyor.

Geleceğe Yönelik Projeksiyonlar Ve Yeni İlaç Formları

Prof Dr Gül kurulacak üretim tesisi sayesinde kolşisinin ham maddesinin dışarıdan ithal edilmeksizin tamamen yerli imkanlarla üretileceğini müjdeledi. Bu gelişmenin Türkiye’nin dışa bağımlılığını ortadan kaldıracağını ve endemik bitkiden ilaç elde edilmesiyle büyük ekonomik kazançlar sağlanacağını belirtti. Ayrıca ilacın yurt dışına ihraç edilmesi gibi önemli avantajlar da elde edileceği beklentisi içinde olunduğunu ifade etti.

Kolşisin ile biyoyararlanımı yüksek yeni ilaç formlarının geliştirilmesine yönelik çalışmaların da tamamlanmak üzere olduğunu açıklayan Prof Dr Gül bu sayede bazı hastaların almakta güçlük çektiği veya ishal gibi yan etkiler nedeniyle tedaviye devam edemedikleri durumlarda daha kolay kullanılabilecek çocukların ise farklı formlarla ilacı daha rahat içebileceği çeşitlilikte kolşisin ilacının geliştirilmiş olacağını sözlerine ekledi. Bu yeni formülasyonların hasta uyumunu artırarak tedavi başarı oranlarını yükseltmesi hedefleniyor.

YORUMLAR

s

En az 10 karakter gerekli

Sıradaki haber:

Malatya’da 1.5 Yıl Kanser Sanılan Hastanın Akciğerinden Kabak Çekirdeği Çıktı

Veri politikasındaki amaçlarla sınırlı ve mevzuata uygun şekilde çerez konumlandırmaktayız. Detaylar için veri politikamızı inceleyebilirsiniz.