İstanbul Zeytinburnu’nda bulunan köklü sağlık kuruluşlarından Balıklı Rum Hastanesi, büyük bir dolandırıcılık ve sahtecilik iddiasıyla gündeme geldi. Hastane yönetimi tarafından 2020 yılında Bakırköy Cumhuriyet Başsavcılığı’na yapılan suç duyurusu sonrasında başlatılan soruşturma, Sosyal Güvenlik Kurumu’nun (SGK) tam 112 milyon Türk Lirası zarara uğratıldığı şüphesini ortaya çıkardı. İddialara göre, 2017 ile 2021 yılları arasında, hastanenin Çocuk Psikiyatrisi bölümünde görevli bir profesör doktorun öncülüğünde, sahte reçeteler düzenlenerek kamu kurumlarının zararına dolandırıcılık yapıldı.
Soruşturma dosyasında yer alan bilgilere göre, söz konusu vurgun, hastaların kişisel verilerinin hukuka aykırı yollarla elde edilmesiyle başladı. Şüpheliler, hastane kayıtlarına veya Medula sistemine herhangi bir giriş yapmaksızın, bazı hastaları muayene edilmiş gibi gösterdi. Bu usulsüz işlemler sonucunda, özellikle kırmızı ve yeşil reçeteye tabi olanlar da dâhil olmak üzere, sahte ilaç reçeteleri düzenlendi. Bu reçetelerin, SGK’ya fatura edilerek büyük bir haksız kazanç sağlandığı belirtildi.
SGK’nın normalde provizyon vermediği hastalara, özel kliniklerde takip edilen ancak hastaneye hiç uğramamış bireyler adına on günlük kontrol veya muayene tarihi geçmiş hastalar için dahi reçeteler hazırlandı. Ayrıca, hastanede başka bir bölümde kaydı bulunan ancak Çocuk Psikiyatrisi bölümünde hiçbir işlem kaydı olmayan hastalar için de usulsüz protokol numaraları üretildiği tespit edildi. Bu yöntemlerle temin edilen ilaçların bir kısmının ise kimliği belirsiz yabancı uyruklu kişilere satıldığı ortaya çıktı. SGK’nın, bu sistematik dolandırıcılık ağı nedeniyle suç tarihi itibarıyla toplam 112 milyon Türk Lirası gibi devasa bir zarara uğratıldığı belirlendi.
Bakırköy Cumhuriyet Başsavcılığı, detaylı bir inceleme ve delil toplama sürecinin ardından, olayla ilgili olarak yedi şüpheli hakkında gözaltı kararı verdi. Şüpheliler arasında Prof. Dr. A.E., tıbbi sekreter N.Ö., eczacılar Y.E. ve A.H., eczane çalışanı R.Ç. ile ilaç mümessilleri C.K. ve E.Ç. yer aldı. Bu kişilere yöneltilen suçlamalar “zincirleme şekilde kamu görevlisinin resmi belgede sahteciliği”, “kamu kurum ve kuruluşlarının zararına dolandırıcılık” ve “verileri hukuka aykırı olarak verme ve ele geçirme” oldu. Yapılan operasyonlarda altı şüpheli yakalanarak gözaltına alınırken, bir şüphelinin halen firari durumda olduğu bildirildi.
Soruşturma derinleştirildikçe, şüpheliler arasındaki bağlantılar ve iş bölümü de netleşti. Özellikle Prof. Dr. A.E.’nin, hastalara ihtiyacından fazla kırmızı veya yeşil reçeteli ilaç yazdığı, bu usulsüz reçeteleri tıbbi sekreter N.Ö. aracılığıyla eczane çalışanı R.Ç.’den temin ettiği belirlendi. Şüphelilerin bu yolla edindikleri ilaçları üçüncü kişilere sattığı ve reçete bedellerini SGK’ya fatura ederek devleti zarara uğrattığı tespit edildi. Soruşturma kapsamında, şüphelilerden R.Ç.’nin, N.Ö.’ye sarf ettiği iddia edilen sözler, örgütlü yapının ciddiyetini gözler önüne serdi. R.Ç.’nin, N.Ö.’ye hitaben, “Hepimiz aynı gemideyiz, batacaksak hepimiz birden batacağız” dediği de öğrenildi. Bu ifade, şüphelilerin iş birliği içinde hareket ettiğini ve olası bir açığa çıkma durumunda tüm sorumluluğu birlikte üstlenme niyetinde olduklarını gösterdi.
Balıklı Rum Hastanesi’nde ortaya çıkan bu büyük vurgun iddiası, sağlık sektöründe yaşanan suiistimallerin boyutunu bir kez daha gündeme taşıdı. Bakırköy Cumhuriyet Başsavcılığı’nın yürüttüğü soruşturma titizlikle devam ederken, olayla ilgili yeni detayların ortaya çıkması bekleniyor.
Dışişleri Bakanı Hakan Fidan SDG’nin Mevcut Yapısını Türkiye’nin Ulusal Güvenliği İçin Ciddi Bir Risk Olarak Tanımladı