a
  • Tek Sayfa Haber
  • Ekonomi
  • Fransız Otomotiv Liderleri Türkiye’nin Küresel Satışlardaki Kilit Konumunu Vurguladı

Fransız Otomotiv Liderleri Türkiye’nin Küresel Satışlardaki Kilit Konumunu Vurguladı

Otomobil satışlarında üst üste kırılan rekorlar, markaların genel merkezlerinin yüzünü Türkiye’ye çevirdi. Geçtiğimiz hafta iki otomobil markasının global CEO’su, birer gün arayla Türkiye’yi ziyaret etti. Peugeot ve Citroen’in CEO’ları, İstanbul’daki ziyaretlerinde yaptıkları açıklamalarda, Türkiye’nin küresel satışlarındaki kritik önemine vurgu yaparak, Türkiye’nin dünyadaki en büyük 5 pazarlarından biri haline geldiğini bildirdiler. Yiğitcan Yıldız yazdı…

Türkiye otomotiv pazarının 2024 yılında gözle görülür bir büyüme sergileyerek yeni rekorlara imza atması, küresel otomotiv üreticilerinin dikkatini ülke üzerine çekti. Bu önemli gelişme doğrultusunda, Stellantis çatısı altında faaliyet gösteren Fransız markaları Peugeot ve Citroën’in üst düzey yöneticileri, geçtiğimiz hafta ardışık günlerde Türkiye’yi ziyaret etti. İstanbul’da düzenlenen temaslarda otomotiv basınıyla bir araya gelen her iki markanın CEO’ları, Türkiye pazarının kendi markalarının büyüme stratejilerindeki kritik rolünü ve küresel satış performanslarındaki ilk 5 ülke arasındaki yerini özellikle vurguladılar.

CitroëN Ceo’su Xavier Chardon: Türkiye İkinci En Büyük Pazarımız

Haziran 2025’te Citroën CEO’su olarak göreve başlayan Xavier Chardon, markanın liderliğini üstlendikten sonraki ilk yurt dışı ziyaretini Türkiye’ye gerçekleştirdi. Bu ziyaretin zamanlamasının ve öneminin altını çizen Chardon, “Türkiye’de bulunmak bizim için büyük önem taşıyor. Biz bir Fransız markası olsak da Türkiye’nin küresel stratejimizdeki yeri çok güçlü. Türkiye, Citroën’in dünya çapındaki ikinci en büyük pazarı konumunda. Bu ziyaretin zamanlaması da oldukça isabetli oldu, zira Türkiye ekim ayı itibarıyla üçüncü sıradayken, kasım ayında ikinci sıraya yükseldi” ifadeleriyle ülkenin marka için artan değerini belirtti.

Citroën Global CEO’su Xavier Chardon, Türkiye binek araç pazarının kişi başına düşen araç sayısı açısından büyük bir potansiyel barındırdığını da dile getirdi. Chardon, bu durumu şu şekilde değerlendirdi: “Türkiye’de ciddi bir büyüme potansiyeli olduğunu gözlemliyoruz. Orta vadede Türkiye pazarı ile ilgili oldukça olumlu beklentilerimiz bulunuyor.” Bu açıklama, markanın Türkiye’ye yönelik uzun vadeli ve stratejik bir bakış açısına sahip olduğunu ortaya koydu.

Türk Tüketicilerin Görüşleri Ürün Geliştirme Sürecine Dahil Ediliyor

Yeni model geliştirme süreçlerinde Türk tüketicilerinin geri bildirimlerinin daha fazla dikkate alınmaya başlandığını aktaran Chardon, bu konuda atılan önemli bir adımı paylaştı. Daha önce yeni ürünlerin klinik testleri için genellikle İtalya, İspanya ve Fransa gibi ülkelerdeki tüketicilerin davet edildiğini belirten Chardon, “Türkiye bizim için ikinci büyük pazar haline geldiği için buradaki müşterilerimizin ihtiyaçları bizim için artık çok daha büyük bir öneme sahip. Bu nedenle, ilk kez bir ürünün klinik testleri için Türkiye de davet edilecek” bilgisini verdi. Bu hamle, Türk pazarının sadece satış hacmiyle değil, aynı zamanda stratejik karar alma süreçlerindeki etkisiyle de öne çıktığını gösterdi.

Genç Müşteri Kitlesi Ve Rekabetçi Ortam

Chardon, markanın en genç müşteri kitlesinin Türkiye’de bulunduğuna da dikkat çekti. Türk tüketicilerin Batı Avrupa’ya kıyasla çok daha genç yaşta araç satın aldığını ifade eden Chardon, “Türkiye’de ortalama araç satın alma yaşı 41 iken, Avrupa ortalaması 60’a yakın seyrediyor. Bu demografik farklılığı pazarlama ve iletişim stratejilerimizde dikkate alıyoruz” dedi. Markanın geçmişteki zorluklarına değinerek Citroën’in “küllerinden doğan bir marka” olduğunu vurgulayan Chardon, geleceğe yönelik iddialı hedefler koymaktan çekinmeyeceklerini belirtti. “Daha önce iflas bile yaşadık. İniş çıkışlara alışkın bir marka olduğumuz için geleceğe dair iddialı hedefler koymaktan çekinmeyecek bir markayız” şeklinde konuştu. Türkiye ve Avrupa pazarlarındaki güçlü rekabete ve Çinli markaların yükselişine değinen Chardon, yine de markalarının güçlü geçmişine ve müşteri bağlarına güvendiğini belirterek, “Mazoşist değilim, potansiyel olduğuna inandığım için bu pozisyonu (CEO’luğu) kabul ettim” ifadeleriyle, pazarın zorluklarına rağmen Türkiye’deki potansiyele olan inancını pekiştirdi.

Peugeot Ceo’su Alain Favey: Tofaş İş Birliğine Güveniyoruz

Peugeot Global CEO’su Alain Favey de, önceki hafta gerçekleştirdiği Türkiye ziyareti kapsamında Bursa’daki Tofaş fabrikasını ziyaret ettiğini duyurdu. Tofaş CEO’su Cengiz Eroldu’nun ev sahipliğinde gerçekleşen ziyaretin kendisi için çok önemli olduğunu belirten Favey, “Peugeot’nun Türkiye’deki performansını gözden geçirme ve bu ziyaretin çok önemli bir parçası olan Bursa’daki Tofaş fabrikasını ziyaret etme fırsatı bulduğumuz için çok mutluyum. Türkiye’de daha da başarılı olmak adına bu yılın mayıs ayında Stellantis Türkiye ile Tofaş’ın birleşmesiyle oluşan yeni yapılanmada Türk yaratıcılığına ve Tofaş’ın desteğine gerçekten güveniyoruz. Bursa’daki fabrikanın kalite seviyesini en üst düzeyde tutmak için yaptığı birçok çalışmayı yerinde görme şansı yakaladık” şeklinde konuştu. Bu açıklamalar, Stellantis ve Tofaş arasındaki iş birliğinin Peugeot’nun Türkiye’deki geleceği için stratejik bir temel oluşturduğunu gösterdi.

Türkiye Peugeot’nun Küresel Büyümesinde Merkez Rolde

Markanın güncel satış performansına dair değerlendirmelerde bulunan Alain Favey, küresel satışlarda Türkiye’nin oynadığı role özel bir vurgu yaptı. Favey, “Biz bir Avrupa markasıyız, Fransa’da doğduk ve köklerimizle gurur duyuyoruz. Ancak, uluslararası bir hedefimiz var ve Türkiye de kesinlikle bu hedefin ayrılmaz bir parçası. 2024 yılında dünya genelinde 1,1 milyon araç sattık. Bu yıl ise, ekim ayı sonu itibarıyla dünya çapında 919 bin araç satışı gerçekleştirdik. Büyümemizin asıl itici gücü Avrupa dışındaki bölgelerimizden geldi. Türkiye ise gerçekten dünya çapındaki büyümemizin merkezinde yer alıyor ve önümüzdeki yıllarda da bu durum devam edecek” sözleriyle Türkiye’nin markanın küresel genişleme stratejisindeki merkeziyetini ifade etti.

Favey, 2025 yılında Türkiye’de rekor bir satış performansı elde ettiklerinin de altını çizdi. “Türkiye bizim için gerçekten çok ama çok önemli bir pazar. Kasım ayı sonu itibarıyla burada yaklaşık 75 bin satış gerçekleştirdik ki bu rakam bugüne kadar Türkiye’de yakaladığımız en yüksek toplam satış rakamı oldu. Markanın buradaki performansından son derece memnunuz. Tüm dünyada Peugeot 408 için en büyük pazar burası ve pazarın bu segmentinde çok güçlü bir hacme ulaştık” ifadelerini kullandı. Bu veriler, Türkiye pazarının Peugeot için sadece bir satış noktası olmaktan öte, belirli modellerin global başarı hikayesinde lider rol oynadığı bir bölge olduğunu kanıtladı.

Yeni Modeller Ve Türkiye Pazarı İçin Stratejik Öncelikler

Peugeot Global CEO’su Alain Favey, markanın gelecek yıl piyasaya süreceği yeni modeller hakkında da önemli bilgiler paylaştı. 208 GTI’yı Haziran 2025’teki son Le Mans yarışında tanıttıklarını hatırlatan Favey, otomobilin lansmanının da Haziran 2026’da yine Le Mans sırasında yapılacağını belirtti. Gelecek yılın diğer büyük haberinin ise yeni 408 olacağını ifade eden Favey, “Ocak ayında Brüksel Otomobil Fuarı’nda yenilenen 408’i tanıtacağız. Bu tanıtım, marka için ve özellikle de 408’in evi sayılabilecek Türkiye için çok önemli bir etkinlik olacak” dedi. Peugeot Türkiye Marka Direktörü Gupse Kaplan da, ocak-kasım satış verilerine göre Türkiye’nin dünyadaki Peugeot satışlarında beşinci sırada bulunduğunu kaydederek, “Dördüncü ülke ile aramızda çok az bir fark var. Dördüncü olur muyuz, onun da sürprizi 2026’ya kalsın” sözleriyle, Türkiye’nin global sıralamalardaki yükseliş potansiyeline işaret etti. Bu açıklamalar, Türkiye’nin hem mevcut başarısı hem de gelecek stratejileri açısından Fransız otomotiv devleri için vazgeçilmez bir pazar konumunda olduğunu net bir şekilde ortaya koydu.

Bu yazı yorumlara kapatılmıştır.

Sıradaki haber:

Federal Rezerv Son Toplantı Öncesinde Faiz İndirimi Yönünde Görüş Ayrılıkları Yaşıyor