a
  • Tek Sayfa Haber
  • Ekonomi
  • İş Bankası Genel Müdür Yardımcısı Yılmaz Kobi’lerde Likidite Sorunlarının 2026 Haziran’a Dek Süreceğini Belirtti

İş Bankası Genel Müdür Yardımcısı Yılmaz Kobi’lerde Likidite Sorunlarının 2026 Haziran’a Dek Süreceğini Belirtti

Türkiye ekonomisinin belkemiğini oluşturan KOBİ’lerin yoğun bir şekilde likiditelerinin bozulduğunu vurgulayan İş Bankası Genel Müdür Yardımcısı Sezgin Yılmaz, "Aslında likiditeyi de aşağı yönlü kırmak lazım. Nakit akışlarını dengeleyemiyorlar şu anda. Finansmana erişim eskiden olduğu gibi lebiderya değil. Dolayısıyla özellikle KOBİ’lerde bozulmaları artık çok ciddi bir şekilde görüyoruz. Bu durum 2025 yılının tamamında devam etti. 2026 yılının haziran ayına kadar da devam edeceğini düşünüyoruz" dedi

Bu yıl 15’incisi düzenlenen Uluslararası Resort Turizm Kongresi öncesinde gazetecilere açıklamalarda bulunan İş Bankası Genel Müdür Yardımcısı Sezgin Yılmaz ve Akdeniz Turistik Otelciler ve İşletmeleri Birliği (AKTOB) Başkanı Kaan Kavaloğlu, turizm sektöründeki güncel durumu ve bankacılık sektörünün ekonomik görünümünü değerlendirdi. Yılmaz, özellikle küçük ve orta büyüklükteki işletmelerin (KOBİ) likidite sorunlarının 2026 yılının haziran ayına kadar devam etmesinin beklendiğini ifade etti.

İş Bankası’nın Turizm Sektörüne Desteği Ve Kredi Performansı

Sezgin Yılmaz, İş Bankası’nın turizm sektörüne yönelik taahhütlerini ve gerçekleştirdiği kredi hacmini detaylandırdı. Yılmaz, iki yıl içerisinde sadece turizm sektörüne 1 milyar Dolar ilave kaynak ayırdıklarını belirtirken, bu taahhüdün verildiği dönemde Merkez Bankası’nın kısıtlamalarının bulunmadığını hatırlattı. Yılmaz, sözlerini şöyle sürdürdü: “Şimdi bu 1 milyar Dolarlık taahhüdümüzü yerine getirmişiz ancak verilen krediler de bir yandan farklı vadelerde kapanıyor. Son rakamlara göre 865 milyon Dolar kredimiz vadesi geldiği için kapanmış. Bunun için de o rakam bakiyemizden düşüyor. Buna rağmen taahhüdümüzün üzerine çıkarak veriyoruz. Şu anda tahsis hattımızda bekleyen 770 milyon Dolar daha elimizde teklif var.”

Yılmaz, başlangıçtaki 1 milyar Dolarlık ilave taahhüdün, kapanan krediler hariç bir rakam olduğunu vurguladı. Kapanan kredilerin de dahil edilmesiyle toplamda kullandırılan kaynağın 2 milyar Doları geçtiğini belirterek, bankanın ağustos ayında taahhüdünü yerine getirdiğini kaydetti. Yakın izleme ve refinansman rakamlarının bu büyük hacmin yanında cüzi seviyelerde kaldığını aktaran Yılmaz, gayrinakdi kredi (NPL) oranlarına ilişkin verileri de paylaştı. İş Bankası’nda bu sürece başlandığında NPL oranının yüzde 1,40 olduğunu belirten Yılmaz, 31 Aralık 2024 itibarıyla yoğun kredi kullanımı ve oranların düşmesiyle bu rakamın yüzde 0,89’a gerilediğini açıkladı. Ancak, 30 Eylül 2025 bilançosunda NPL oranının yüzde 1,30 seviyesinde gerçekleştiğini sözlerine ekledi.

Kredi Kısıtlamaları Ve Öncelikli Sektör Yaklaşımı

Merkez Bankası’nın kredi büyüme kısıtlamaları nedeniyle kaynakların kısıtlı olduğuna dikkat çeken Yılmaz, bankanın bu koşullarda izlediği stratejiyi anlattı. Yatırım Teşvik Belgesi (YTB) kapsamındaki işlere bakıldığında turizm sektöründe 2,38 milyar Dolarlık bir yatırımın bulunduğunu, bunun da yüzde 33’ünün (yaklaşık 800 milyon Dolar) Antalya’da gerçekleştirileceğini ifade etti. Yılmaz, İş Bankası’nın kendi pazar payına paralel bir oranda bu yatırımlara destek vereceğini öngördü. Ayrıca, fiyatlandırma farklılıkları nedeniyle 700-800 milyon Dolar tutarında krediyi kaçırdıklarını ve bu kredilerin kamu bankalarına yöneldiğini de dile getirdi.

İş Bankası Genel Müdür Yardımcısı Yılmaz, eldeki kısıtlı kaynağı ülke ekonomisine, istihdama ve sürdürülebilirliğe en fazla katkı sağlayacak alanlara yönlendirme konusunda seçici davrandıklarını belirtti. Yılmaz, “Eldeki kaynağı ülke ekonomisine katkı olacak yerlere ayırıyoruz” diyerek, öncelikli sektörler arasında savunma sanayii, üretim yapan firmalar, özellikle ihracat gerçekleştiren Organize Sanayi Bölgeleri’ndeki (OSB) işletmeler ve turizmi sıraladı.

Kredi Büyüme Sınırlarında Esneklik Ve Kobi Likidite Beklentisi

Sezgin Yılmaz, kredi büyüme sınırlarında 2026 yılında bir esneme yaşanabileceği öngörüsünü paylaştı. Bu esnemenin, enflasyonun, döviz kurunun seyri ve Merkez Bankası döviz rezervlerinin yeterli seviyeye ulaşması gibi makroekonomik göstergelere bağlı olacağını vurguladı. Yılmaz, bu olası esnemelerin öncelikle ticari taraftan, yani KOBİ segmentinden başlayacağını tahmin ettiğini belirtti. Bireysel taraftaki kısıtlamaların da benzer şekilde devam ettiğini aktaran Yılmaz, hane halkı tarafında yakın izleme ve NPL oranlarının 2024 Haziran ayında ciddi oranda artmaya başladığını, bu durumun 2024 yıl sonunda KOBİ’lere sirayet ettiğini kaydetti. Yılmaz, “2025 yılında sektörde bunu bolca yaşıyoruz. Takip oranları neredeyse iki katına çıktı. Ticari segmentteki NPL oranları bir küsurlu seviyelerden 3-3,5 bandına çıktı.” ifadelerini kullandı. Enflasyon, kur ve faiz oranlarında beklenen seviyelere inilmedikçe bu kısıtlamaların kalkmayacağını düşündüğünü söyleyen Yılmaz, tüketim harcamalarının enflasyonu tetikleyen bir faktör olması sebebiyle, ekonominin iyi gitmesi durumunda dahi önce ticari taraftan başlayarak üretim yapanları ve KOBİ’leri rahatlatmayı amaçlayabileceklerini, ancak kısıtlamaların tamamen kalkmasının 2026 yılını bulacağını tahmin ettiğini ifade etti.

Takip Oranlarında Artış Gösteren Riskli Sektörler

Takip oranlarındaki artıştan bahsederken en riskli ve ayrışan sektörlere de değinen Yılmaz, son iki yıldır tekstil sektörünün başı çektiğini dile getirdi. Emtia fiyatlarının son 1,5-2 yıldır durgun seyretmesi nedeniyle demir çelik sektöründeki firmalarda da bir miktar gerileme görüldüğünü aktardı. Yılmaz, aslında belirli sektörleri saymaktan ziyade genel bir KOBİ likidite sorunu olduğuna dikkat çekti. “KOBİ’lerin yoğun bir şekilde likiditeleri bozuldu. Aslında likiditeyi de aşağı yönlü kırmak lazım. Nakit akışlarını dengeleyemiyorlar şu anda. Nakit akışı dengesi bozuldu. Finansmana erişim eskiden olduğu gibi lebiderya değil. Dolayısıyla özellikle KOBİ’lerde bozulmaları artık çok ciddi bir şekilde görüyoruz. Bu durum 2025 yılının tamamında devam etti. 2026 yılının haziran ayına kadar da devam edeceğini düşünüyoruz.” sözleriyle durumun ciddiyetini ortaya koydu.

Turizm Sektörünün Döviz Kuru Ve Jeopolitik Zorlukları

Akdeniz Turistik Otelciler ve İşletmeleri Birliği (AKTOB) Başkanı Kaan Kavaloğlu ise, döviz kurunun turizmciler için büyük bir sıkıntı yarattığını belirtti. Kavaloğlu, “Yılın üçüncü çeyreğinde Euro 60 Lira’nın altında olursa (gelirlerimizin yüzde 94’ü Euro olduğu için) turizm sektörü olarak çok zor bir dönem geçiririz” diyerek Euro kurunun turizm gelirleri üzerindeki kritik etkisine vurgu yaptı.

Kavaloğlu, içinde bulunulan jeopolitik ortamın Türkiye açısından stres yarattığını da sözlerine ekledi. Ülkenin en önemli kaynak pazarlarının savaş halinde olduğunu hatırlatan Kavaloğlu, Rusya ile Ukrayna arasındaki savaşın üç yıldır devam ettiğini ve 2026 yılına ilişkin belirsizliklerin sürdüğünü ifade etti. Rusya’nın savaştan önce 6 milyon turisti Antalya’ya gönderdiğini, ancak bu yıl bu rakamın ancak 4 milyona ulaşmasının beklendiğini aktardı. Almanya pazarında dengeli ancak büyük olmayan bir artış gözlendiğini belirten Kavaloğlu, İngiltere, Polonya, Kazakistan ve Belarus pazarlarını destekleyerek sistemdeki dengeyi bir nebze sağlamaya çalıştıklarını dile getirdi. Rakipler olan Fransa, İtalya ve İspanya’nın kaynak pazarlarının savaş halinde olmaması nedeniyle bu ülkelerin daha avantajlı konumda olduğunu vurgulayan Kavaloğlu, “Biz sadece Rusya ve Ukrayna’nın bir numaralı destinasyonumuz. Onlar Avrupa’dan çok büyük bir kaynak alıyorlar.” şeklinde açıklamasını tamamladı.

Bu yazı yorumlara kapatılmıştır.

Sıradaki haber:

Opel’den Elektrikli Gse Atılımı Türkiye Otomotiv Pazarı Rekor Kırmaya Devam Ediyor

Veri politikasındaki amaçlarla sınırlı ve mevzuata uygun şekilde çerez konumlandırmaktayız. Detaylar için veri politikamızı inceleyebilirsiniz.