Türkiye’nin gündemini meşgul eden büyük çaplı uyuşturucu operasyonları ve buna bağlı hukuki süreçler, Adli Tıp Kurumu (ATK) Kimya İhtisas Dairesi Narkotik Şubesi’ni odak noktası haline getirdi. Bu kritik birim, uyuşturucu maddelerin tespiti ve kullanıcılarının analizi konusunda ülkenin en yetkin merkezi olarak öne çıkmaktadır. Profesör, doçent ve doktora düzeyinde eğitim almış deneyimli uzmanlardan oluşan kadrosuyla, şüphelilerin uyuşturucu kullanıp kullanmadığı veya hangi maddeyi kullandığına dair kesin sonuçlar bu dairede yürütülen kapsamlı testlerle belirlenmektedir.
Adli soruşturmalar kapsamında savcılıklar tarafından ATK’ya sevk edilen şüpheli bireylerden detaylı numuneler alınmaktadır. Bu numuneler genellikle kan, idrar, saç ve tırnak örneklerini içermektedir. Son teknoloji ürünü cihazlarla donatılmış laboratuvar ortamlarında bu örnekler, titiz bir dizi incelemeden geçirilmektedir. Özellikle geriye dönük tespit süreleri açısından saç örnekleri büyük önem taşımaktadır; zira uyuşturucu izleri saçta bir yıla kadar kalabilmektedir. Tırnak örneklerinden elde edilen verilerle 3 aylık bir geçmişe ışık tutulabilirken, idrar örnekleri 1 haftaya, kan örnekleri ise yalnızca 1 güne kadar uyuşturucu kullanımına dair izleri muhafaza edebilmektedir. Tüm numuneler, en üst düzeyde güvenlik sağlamak amacıyla mühürlü tüplerde saklanmakta ve yalnızca belirli yetkilere sahip görevliler tarafından erişilebilmektedir.
Son dönemde ülke genelinde yürütülen uyuşturucu operasyonlarında gözaltına alınan pek çok ismin yolu Adli Tıp Kurumu’ndan geçti. Kamuoyunun yakından takip ettiği Ela Rumeysa Cebeci, Mehmet Akif Ersoy ve Sadettin Saran gibi isimlerin uyuşturucu testi için gerekli numuneleri burada alındı ve analizleri bu laboratuvarlarda gerçekleştirildi. Hukuki süreçler kapsamında kullanılan bu raporlara esas teşkil eden numuneler, halen kurum bünyesinde muhafaza altında tutulmaktadır. Kimya İhtisas Dairesi’nin “narkotik” bölümü, uyuşturucu kaçakçılığı ve kullanımıyla ilgili haberler yapan bir gazetecinin gözlemlediği gibi, adeta bir film sahnesini andıran karmaşık ve bilimsel bir atmosfer barındırmaktadır. Kokain, eroin, esrar gibi akla gelebilecek her türlü uyuşturucu numunesinin yakından incelendiği bu ortam, sürecin ciddiyetini ve kapsamını gözler önüne sermektedir.
Mevcut uyuşturucu operasyonlarının yoğunlaşmasıyla birlikte Adli Tıp Kurumu’nun önemi daha da arttı. Kurumdaki ve Adalet Bakanlığı’ndaki kaynaklardan edinilen bilgilere göre, Adli Tıp Kurumu’nda yapılan uyuşturucu testlerinin sayısında geçen yıla kıyasla neredeyse %50’lik ciddi bir artış yaşandı. Bu artış sadece İstanbul’dan değil, Türkiye’nin farklı şehirlerinden de ATK’ya sevk edilen vaka sayısının yükseldiğini göstermektedir. Öte yandan, bu durumun bir diğer önemli göstergesi de hastanelerde yapılan benzer testler yerine Adli Tıp Kurumu’nun tercih edilmesindeki artıştır. Geçmişte bazı hastanelerde gerçekleştirilen testlerde usulsüzlükler tespit edilmesi ve hatta ciddi soruşturmalar açılması, ATK’nın bu alandaki güvenilirliğini ve merkezi konumunu pekiştirmiştir. Operasyonlar devam ettikçe Kimya İhtisas Dairesi’nin iş yükünün de artması beklenmektedir.
Bir gramının dahi yıllarca hapis cezasına yol açabileceği bu yasaklı maddelerin yakından incelendiği laboratuvar ortamı, uyuşturucunun mahvettiği hayatları ve yıktığı yuvaları bir kez daha hatırlatmaktadır. Yeşilçam filmlerinde uyuşturucu tespiti için polisin parmağıyla tozu tatması gibi sahneler, bilimsel gerçeklikten uzak birer kurgudan ibarettir. Uzmanlar, uyuşturucu maddelerin tespitinin kesinlikle laboratuvar testleri gerektirdiğini ve bu tür görsel veya duyusal yöntemlerle teşhisin mümkün olmadığını belirtmektedir.
Adli Tıp Kurumu bünyesindeki yedi daireden biri olan Kimya İhtisas Dairesi, kurumun en önemli birimlerinden biridir. İstanbul Yenibosna’da yapımı devam eden dokuz katlı yeni ek hizmet binasında Kimya İhtisas Dairesi için de modern ve daha geniş bir alan tahsis edilecektir. Kurum, artan iş yüküne paralel olarak personel ihtiyacını da düzenli olarak güncelleyerek hizmet kalitesini sürdürmeyi hedeflemektedir.
Uyuşturucu soruşturmaları kapsamında gözaltına alınan bazı isimlerle ilgili son hukuki gelişmeler de dikkat çekmektedir:
Fenerbahçe Başkanı Sadettin Saran, soruşturma kapsamında saç ve kan örneklerini Adli Tıp Kurumu’na teslim etti.
Çanakkale’nin Ayvacık ilçesindeki villasında yapılan aramaların ardından gözaltına alınan bekçi H.D., adli kontrol şartıyla serbest bırakıldı.
Şu anda cezaevinde tutuklu bulunan spiker Ela Rümeysa Cebeci’nin ek ifadesi ortaya çıktı. Cebeci ifadesinde, “Ben hiçbir zaman kimseye uyuşturucu madde satmadım. İki telefonumun şifresini de kendime güvendiğim için kendi rızamla verdim. Kimseye uyuşturucu vermedim. Ancak kanımda ve WhatsApp yazışmalarımda uyuşturucu kullandığıma dair deliller ortaya çıkmış. Ben uyuşturucuyu geçmiş zamanda kullandım. Ama asla kokain ve kimyasal uyuşturucu kullanmadım” beyanlarında bulundu.
İstanbul Etiler’deki “Kütüphane” adlı mekanın işletme müdürü Ali Yaşar Koz ile film yapımcısı ve işletmeci Umut Evirgen, emniyetteki işlemlerinin ardından götürüldükleri Çağlayan’daki İstanbul Adalet Sarayı’nda savcılık ifadelerini verdikten sonra serbest bırakıldı. Önceki akşam jandarma tarafından gözaltına alınan gazeteci Emrullah Erdinç de savcılık ifadesinin ardından serbest bırakılan isimler arasında yer aldı.
Libya Genelkurmay Başkanı Ve Heyeti Türkiye Ziyareti Sonrası Uçak Kazasında Hayatını Kaybetti
Veri politikasındaki amaçlarla sınırlı ve mevzuata uygun şekilde çerez konumlandırmaktayız. Detaylar için veri politikamızı inceleyebilirsiniz.