Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan, düzenlenmiş olan prestijli bir ödül töreninde önemli açıklamalarda bulundu. Konuşmasında, kültür, sanat ve bilim alanında Türkiye’ye ve dünyaya değerli eserler kazandıran isimleri onurlandırırken, Gazze’de yaşanan insanlık dramına ve Filistin halkının direnişine ilişkin kararlı duruşunu bir kez daha ortaya koydu. Erdoğan, Gazze için verilen mücadelenin her cephede süreceğinin altını çizdi.
Törende, ülkeye ve millete büyük katkılar sağlamış değerli isimler hürmetle anıldı. Şair Yavuz Bülent Bakiler ile Niyazi Sayın’ı rahmetle yâd eden Cumhurbaşkanı Erdoğan, ödül alan tüm sanatçı ve bilim insanlarına teşekkürlerini iletti. Erdoğan, Türkiye’nin bir yandan kayıplarla yüzleşirken, diğer yandan kültürel ve sanatsal alanda büyümeye devam ettiğini dile getirdi.
Bu yılın Bilim ve Kültür Ödülü, düşünce geleneğinin bugüne kadar ki serencamına ışık tutan eserleriyle tanınan Prof. Dr. Süleyman Seyfi Öğün’e takdim edildi. Cumhurbaşkanı Erdoğan, Prof. Dr. Öğün’ün kütüphanesiyle dış dünyadaki gelişmeleri harmanlayan nadir akademisyenlerden biri olduğunu, siyaset, ekonomi, felsefe, toplum ve kültür alanındaki kapsamlı ve derinlikli çalışmalarının önemini vurguladı.
Resim Ödülü’nün sahibi ise yarım asırlık sanat yolculuğunda Anadolu’yu resme taşıyan ve Cumhuriyetin ilk kuşak ressamlarından aldığı ilhamla özgün eserler ortaya koyan değerli ressam Yalçın Gökçebağ oldu. Erdoğan, Gökçebağ’ın tablolarında Anadolu’nun sesini, insanın ve tabiatın güzelliklerini hissettirdiğini belirterek, özgün, canlı ve masalsı eserleriyle kendisini gönülden kutladı.
Müzik Ödülü, Türk müziğine yaptığı eşsiz katkılarla bilinen Prof. Yalçın Tura’ya verildi. Cemal Reşit Rey ve Seyfettin Asal gibi ustalardan dersler alan Prof. Tura’nın musiki bilimine ve müzik teorisine çok değerli katkılar sağladığını dile getiren Cumhurbaşkanı Erdoğan, kendisinin İTÜ Türk Musikisi Devlet Konservatuvarı Müzik Bölümü’nü kurarak seçkin bir eğitim yuvası kazandırdığını ve hafızalara kazınan onlarca esere imza attığını ifade etti.
Arkeoloji Ödülü ise, kazı biliminde bugüne kadar doğru kabul edilen bazı yanlışları ortaya koyan ve Anadolu’nun binlerce yıllık zengin tarihine ışık tutan Prof. Dr. Fahri Işık’a takdim edildi. Erdoğan, Malatya’nın, Türkiye ve dünya arkeolojisine armağan ettiği bu bilim insanının, Patara başta olmak üzere pek çok antik kentte nadide eserleri gün yüzüne çıkardığını, kimi zaman çadırlarda kimi zaman köy evlerinde kalarak yürüttüğü fedakâr çalışmalarından ötürü kendisini tebrik etti.
Ödül töreninde Filistin’deki duruma da değinildi. Bu yılın Fotoğraf Ödülü, Gazze’de 2 yıl boyunca süren vahşi soykırımı fotoğraf kareleriyle tüm dünyaya ifşa eden Filistinli gazeteci ve foto muhabiri Ali Jadalallah’a verildi. Anadolu Ajansı’nın foto muhabiri olarak görev yapan Jadalallah’ın, objektifiyle gerçekleri “medenî” denilen dünyanın yüzüne çarptığını belirten Cumhurbaşkanı Erdoğan, onun kadrajından yansıyanların sadece Gazze’deki katliamın korkunç boyutlarını değil, aynı zamanda Filistin halkının haklı, onurlu ve haysiyetli direnişini tüm ihtişamıyla insanlığın gündemine getirdiğini dile getirdi.
Erdoğan, bu vesileyle Gazze’deki vahşeti kameraya aldığı için İsrail tarafından katledilen 283 basın mensubunu rahmetle anarken, bunlardan 37’sinin kadın olduğunu ifade etti. İsrail hükümetinin ne kadar engellemeye ve susturmaya çalışırsa çalışsın, vicdanlı yüreklerin ve hakikatin peşinde koşan gerçek gazetecilerin Filistin’de olup bitenleri gözler önüne sermeye devam ettiğini vurguladı. Cumhurbaşkanı Erdoğan, Türkiye’nin de Filistin halkının yanında eğilmeden, bükülmeden dimdik durduğunu belirtti. TRT ve Anadolu Ajansı başta olmak üzere Türk basın kuruluşlarının Gazze soykırımında gösterdiği yürekli duruşu takdir eden Erdoğan, İletişim Başkanlığı’nın Gazze’de katledilen basın mensuplarının fedakârlıklarını kayda almak amacıyla geçen hafta bir kitap yayınladığını hatırlattı. Sözlerinin sonunda, Gazze’de yaşananların unutulmaması ve adaletin tecellisi için her cephede mücadelenin sürdürüleceği mesajını verdi.
Cumhurbaşkanı Erdoğan, konuşmasının bir bölümünü sanatın evrensel ve insanlık için taşıdığı anlama ayırdı. İnsanın başlı başına bir sanat şaheseri olduğunu ifade eden Erdoğan, eski zamanlardan itibaren insanın yeryüzünde karşılaştığı her nesneyi, her durumu, her ses ve rengi sanatın malzemesi olarak gördüğünü belirtti. İnsanlık ailesinin, içinden çıkardığı dehalar ve sanatçı ruhlarla muazzam bir sanat birikimi meydana getirdiğini dile getiren Erdoğan, mirasçısı olunan kültür ve medeniyet ikliminin büyük sanatçıların inşa ettiği müşterek zenginlik olduğunu vurguladı.
İnsanoğlunun acılarının, sevinçlerinin, var olma çabasının en güçlü kanıtlarından birinin kültür ve sanat olduğunu belirten Erdoğan, insanın var oldukça sanatın da var olacağını, yaşayacağını, kendisini yenileyerek yeniden üretmeye devam edeceğini ifade etti. Sanat beğenilerinin yeknesak hâle gelmesinin sanat için ciddi bir risk oluşturduğuna dikkat çeken Cumhurbaşkanı, bunun özgün ve yetkin olanı törpülediğini söyledi. Kuşkusuz sanatın şahsî ve muhterem olduğunu belirten Erdoğan, neoliberal kültürün insana dair pek çok güzelliği katlettiğini savundu. Gerçekle sanal arasındaki farkın kaybolduğu günümüzde gelecekte nelerin beklendiğinin bilinemediğini ifade eden Erdoğan, milli kimliği, kültürü ve ahlakı dışlayan her trendin yüzeyselliğe mahkûm olmaktan kurtulamayacağını dile getirdi.
Bakan Şimşek Terörsüz Türkiye İle Gap Ve Dap’ta Gelirde İki Kat Artış Bekliyor
Veri politikasındaki amaçlarla sınırlı ve mevzuata uygun şekilde çerez konumlandırmaktayız. Detaylar için veri politikamızı inceleyebilirsiniz.